Cahillik, hem insanı hem de insanlığı yoran ve tüketen bir şey. Oyuncaklarıyla oynaması gerektiği yaşta evlendirilen kızlar.. Belki dedesi yaşında birinin kocası olması... Ne kadar korkunç. Aşk nedir, sevgi nedir öğrenemeden, kendileri daha çocukken kucaklarında bir bebek bulan küçük kızlar ya da bebeği olmadığı için dışlanan şiddet gören kadınlar.. Keşke bunlar sadece bir kitabın konusu olsa ama ne yazık ki bunların yaşandığını çok iyi biliyoruz. Çoğumuz engel olmak istesek de bu zihniyette olan insanlar da çok.
Bunun yanında Hosseini kavuşamayan aşıkları da çok güzel anlatmış. Yaşanan onca şeye, geçen onca zamana rağmen kalpleri hala birbiri için atan insanların olduğunu göstermiş. Gerçek sevginin ayrılıkla, mesafeyle sona ermediğini biz de okurken hissediyoruz. Ve tabi yapılan fedakarlıklar.. Sevdiği insanların mutlulukları için kendi canını veren bir kadın.. İnsan her şeyden vazgeçse bile canından vazgeçmesi zordur ama sevgi o kadar güçlü ki yaşama isteğinin önüne geçebiliyor.
Uçurtma Avcısıyla birlikte tanıştığım Khaled Hosseini bu kitabında da yüreğimize inmeyi başarıyor. Ben severek okudum, okumak isteyenlere de kesinlikle tavsiye ederim.
Bu kentin ne çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin,
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi.