Eski şapkalarımız, ayakkabılarımız, elbiselerimiz gün geçtikçe bizden bir parça olmazlar mı? Onları sık sık değiştirmek isteyişimiz de bu yüzden değil midir? Yeni bir elbise giyen adam az çok benliğinin dışına çıkmışa benzer: Kendinden uzaklaşmak, ona bir değişikliğin arasından bakmak ihtiyacı, yahut “Ben artık bir başkasıyım!” diyebilmek saadeti.
Eğer yaşamak kelimesinin manası her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse,
her an küçülmek ve bunu nefsinde her lahza duymaksa,
bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa,
şüphesiz ben de,
benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk.
Tek tesellim, ölümden sonra hiçlik ümidiydi; orada tekrar yaşamak düşüncesi içime korku salıyor, beni hasta ediyordu.
Ben ki henüz yaşadığım dünyaya bile alışmamışım, bir başka dünya neyime yarardı benim?