Büşra Aydın

10/10
·510 syf.··
2020 81. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2020 02:46
“Dostum! Kardeşim! İnsanı dostluğun gücü kadar kahramanlaştıran başka bir şey var mıdır? Yüreğimize aşktan, sevgiden daha fazla işleyen bir şey bulabilir misin? Ve hakikat kadar övgüye layık başka bir kavram var mıdır?” 11 yüzyılda “ Hiçbir şey gerçek değil, her şey mubah.” ideolojisi ile yola çıkıp kendini İsmaililerin lideri yapan ve peygamber ilan eden Hasan Sabbah. Şii Müslümanlarla Selçuklu Türkleri arasındaki kısa kısas mücadeleler ve hepsini kendi lehine çevirip Alamutta yükselen bir ideoloji adamı. Haşhaş ve gizli bahçelerde tuttuğu bakire kızları sayesinde genç fedailerini istediği zaman istediği kişiyi cennete gönderip geri getirme kabiliyetine sahip olduğuna ikna eden bir diktatör. Bu fedaileri intihar saldırılarında kullanan bir lider, bu şekilde korku salan bir güç kazanmış.Giderek etki alanını genişletmişti. Selçuklu egemenliğindeki İranda taht kavgaları, savaşlar, Şii-Sunni çatışmaları,insanların yabancı işgalcilere karşı tutumları,mücadeleler ve hepsinin üstünde yükseklen ve dini,inançları hikayelerle masallarla süsleyip bunları kendi çıkarları için insanları kandırarak kullanmaktan çekinmeyen devlet adamları... Vladimir Bartol tüm bunları bir araya getirerek bir yandan aslında İsmaili hareketinin büyük lideri Hasan İbni Sabbah’ın hayatını anlatırken hiç de uzak olmadığımız insanları da bizlere anımsatıyor. Bir bakıma Mussolini, Hitler ve Stalin’e benziyor Hasan Sabbah. Onlar gibi kitleleri etki altına alan siyasi ideolojilere sahip,manipüle edici düşüncelerle dolu karizmatik bir lider.Kitap tüm bunlara eleştiri yapmıyor aksine her şeyi tüm objektifliğiyle sunar ve geri kalanı bize bırakır. Bu açıdan da insanı düşünmeye sevk eder. Düşünmekten öte farkındalığı da arttırır. At gözlüğü takarak hayata bakan, hiçbir şeyi sorgulamayan, dini veya ideolojik
Yeme-İçme
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Reklam
9/10
·480 syf.··
2020 80. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2020 18:43
Livanelinin okuduğum kaçıncı kitabı bilmiyorum ama bayılarak okuduğumu belirtmeliyim. Bu kadar bilindik olayları,bu kadar hayatın içinden insanları öyle akıcı bir dil ve üslupla yazmış ki insanın hayran olmaması elinde değil. Tarihsel olmayıp tarihi de anlatan bir romanı okutuyor bize. Yazar toplumdaki olayları;kadın cinayetlerini,siyaseti,kültürel yozlaşmayı, çarpık kentleşmeyi,dini,eğitimi,ölümü, hayatı her şeye eleştirel bir dille bakış açısı kazandırarak yazmış iyiki de öyle yapmış. İnsana durup belki de zaten bildiği olayları yeniden yine düşünme imkanı tanımış. Ayrıca romandaki; toplumdan binlerce karakterin hepsinden ortalama bir insan görmek ve bunları olağanca sadelikte ama gerçekçi bir şekilde anlatmakta aslında hiç de uzak olmayan tanıdığımız kişilerle karşılaşmak yüzleşmek gibiydi. Böyle içten romanlar okuma insana neyle yaşadığını bir kez daha gösterme şamsı veriyor.
Konstantiniyye OteliZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 202022,3bin okunma
9/10
·304 syf.··
2020 69. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2020 17:49
“Seni tahttan indirdiler Üç çifteye bindirdiler Topkapı’ya gönderdiler Uyan Sultan Aziz uyan Kan ağlıyor şimdi cihan” Sultan Abdülazizin tahttan nasıl hal edildiğini saraydaki farklı kişilerin ağzından anlatıyor Ayşe Kulin. Öncelikle bir tarih sevdalısı olarak kitabın akıcılığını anlatılış tarzını çok beğendim. Kitabın başında verilen romandaki taht sırası çizelgesi de kitabı okurken çok işime yaradı. Osmanlının çöküş dönemlerinin aslında nasıl başladığını anlamak için okunması gerekli bir kitap olmuş. Çünkü tarihe çok ilgisi olmayan bir kişi bile hiç sıkılmadan olay örgüsü ile yazılan bu kitabı kolaylıkla okuyabilir. 2. Abdülhamit dönemini anlamak için ön bilgilendirme açısından da oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. “Bu dünyada taşınması en zor yükün nefret olduğunu öğrenmiştik.” diyen Çerkez Hasan’ın intikamını nasıl aldığına da bizzat tanıklık ettik ve kitap bu şekilde son bulmuş. Kitabın sonundaki diğer karakterler için yapılan açıklamalarda çok öğreticiydi. Bir çırpıda heyecanla ve merakla okuduğum bir kitap oldu. Tavsiye edilir...
Her Yerde Kan VarAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20193,412 okunma
9/10
·318 syf.··
2020 67. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2020 01:45
Amin Maalouf’u takdir etmek gerekir tarihi gerçekleri ve olayları bir kurgu etrafında muhteşem bir şekilde birbirinden kopmadan anlatması ve tarihi anlatırken asla sıkmaması gerçekten övülecek bir durum. Kitap bana sanki iki ayrı bölüm havası verdi. İlk bölüm tamamen tarih; Ömer Hayyam’ın hayatı, Hasan Sabbah ve Nizammülmülk ile olan ilişkileri. Selçuklular dönemi, Alparslan, Melik Şah ve İran devlet tarihi... Onlarla yaşıyormuşsunuz gibi hissettiren olaylar. Bu bölüm bir tarih sever olarak ilgimi daha çok çekti. İkinci bölümde ise İran’ın yakın çağ dönemindeki olaylar anlatılmış. Verdiği özgürleşme, demokratikleşme mücadelesini. Ama kitabın en çok hoşuma giden kısmı ise birinci ve ikinci bölüm birbirine bağlanarak yazılmış. Genelde baktığımızda Ömer Hayyam ve muhteşem “Rubaiyat” ından kopulmadan devam edilmiş. Kitabı bitirdiğimde ben de bırakmış olduğu etki cidden muhteşem. Tarihe ilgisi olan herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim. Kendime okumakta bu kadar geçiktiğim için kızıyorum:))
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
10/10
·168 syf.··
2020 66. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2020 19:28
Hayat; yaşanmışlar, yaşanmamışlar, yarım kalanlar, zamana bırakılanlar, zamanın da bize bıraktıkları.... Şermin Yaşar hem yüzümüze bir tebessüm hem de onun arkasına bir hüzün saklıyor. Hikayeleri içten en çok da bizden, doğal kokuyor. Okuduğum ikinci kitabı ve müthiş analiz yeteneği olduğunu düşünüyorum. Hikaye sevenler için çok ideal bir kitap alın ve başucunuza koyun. Zaman zaman açın açın okuyun. Kendi hayatlarınızdan mutlaka bir şeyler bulacaksınız. Kitabın yanına mis bir çay da çok iyi gider. Okurken etkilenmemek elde değil.
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,2bin okunma
Reklam