İlk kitabı bitirməyim uzun çəkmişdi bəzi səbəblərdən. Amma ikinci kitab bir günə tamamlandı. Bütü. Günü dayanmadan oxudum və bitti. Amma mən də bittim…
Oncelikle yazara cok tesekkur ederum. Cok sade bir dil ve anlasilir metin kullanmis. NLP ye olasi merak edenler icin baslangic kitabi olabilir.
Devaminda karsimizda limon yerken insanin agzi nasilda sulaniyir di mi? Iste beyin yapmadigi bir faaliyeti nasilda yapiyormus gibi algiladi aslinda butu hikaye boyle basliyor. Kitap yukarida ki ornekte verildigi gibi beyin olmayini nasil olmus gibi algiladigini yazar anlattigi gibi bu seferde tersten giderek beynimizde (Aklimizda) olan veya keske yasamasaydik ama artik yasadigimiz icin degistirecek bir seyimizin olmadigi anilarida nasil once siliklestirmek sonrada ortadan kaldirmaya dair temel noktalari guzel aciklamis.
Bence sevgili okur unutmaya calistigin gibi surekli hatirlayarak seni daha ileri tasiyacak hayallerin pesinden kosmayi deneyebilirsin. Cunku beyin gercekle hayali bir birbirine karistiriyor sende bunu yararina kullan. Keyifli okumalar
Seride, en sevdiğim film hep Ateş Kadehi olmuştur.
Filmleri defalarca izlemişimdir ama birçok kişi tarafından filmlerin kitabı çok iyi yansıttığı söylendiği için kitabın bu kadar farklı olacağını düşünmezdim. Filmleri izlerken hiç sormadığım soruları kitapta sormaya başladım ve sonunun gelmesini heyecanla beklerken bir yandan da bitmemesi için uğraştım. Özellikle de son iki kitaptır böyle.
Ve ben, tamamen kendi kişisel zevklerim (filmleri izlerken eşe dosta, “aslında şu kısımda şöyle oluyor…” vb. sözlerle eşi dostu gıcık etmek ) için, kitapları okurken film ile kitap arasındaki ufak farklılıkları (e ufak demek zorundayım çünkü sonuçta birçok Harry Potter hayranı filmlerin kitapları çok iyi yansıttığını düşünüyor) not alıyorum. İlk iki kitapta belki de toplasak beş - on sayfa etmeyecek farklılıklar, üçüncü kitapta, ilk iki kitabın notlarından daha fazla olmuştu. Dördüncü kitapta da -hep böyle gidecekse işimiz var- ilk üç kitabın farklılıklar notlarından daha fazla hale geldi. Kim okur, kimin işine yarar, kim önemser bilemem ama meraklısı varsa ilgisini çekebilir diye paylaşmak istiyorum.
1-Riddle Evi
-Riddle’ların evi orada kimse oturmamasına rağmen hâlâ aynı şekilde anılıyor. Yıllar önce evdekilerin hepsi enteresan bir şekilde öldürülmüş. Hiçbirinde kurşun yarası, bıçak yarası vs yok. Frank ismindeki bir bahçıvan eve yeni yetme bir çocuk girdiğini söylüyor. Kimse ona inanmıyor. Ev şimdilerde zengin bir adamınmış ve orada oturmuyor ama hala Frank’e ödeme yapıyor o da bahçıvanlık işini yapmaya devam ediyor.
-Kılkuyruk, Voldemort’un yanına giderken Bertha Jorkins isimli bir büyücüyü de yanında getiriyor. Voldemort onu sorgulayıp işe yarar bilgiler aldıktan sonra onu öldürüyor.
-Frank isimli yaşlı Muggle adam, koltuğun arkasından kendisiyle konuşan Voldemort’a
En iyi şairidir bence Metin Altıok o çok abartılan balon şairlerin şiir diye önümüze sundukları çöpsuyunda bulunmayan şey yani "şiirsellik ve müzik"bu kitapta bolca bulunur.Şiir nedir?diye sorana işte bu kitaptaki şiirleri gösteririm.
Kitapta favori bölümüm Sevda Üzre kısmı oldu
Ve bazı şiirlerimde yanmaktan yanarak ölmekten kül kusmaktan bahsediyor ozan bu çok üzücü seni öldürenler dilerim hayatları boyunca hep huzursuluk yazarlar Merin abim.O çok ünlü şairlerin yerine bu adam ünlü olmalıydı.Çünkü onlardan farklı olarak yazdıkları "şiirdir"
Acaba kalleşçe yavşakça katledilmeseydi ne gibi şiirler yazacaktı?poetikasının son hali nasıl olacaktı?
Maalesef bütü güzelliklere karşı olan bastığı yerleri solduran yavşaklae yüzünden asla öğrenemiycez
Bir Acıya KiracıMetin Altıok · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20223,335 okunma
Çalıştım, çabaladım bu kitabı bana kısa gelen bir süre zarfında okudum. Hakkını vermek gerekiyor ki yazarın üslubu da çarçabuk okunmaya epey el verişli. Okumaya başladığım andan itibaren de bu kitaba biraz geç kaldığımı fark ettim. Daha genç yaşlarımda okusam belki hayatıma katkısı daha fazla olabilirdi. Şu an yokmuş gibi görünen fakat dibine kadar yaşadığımız sınıfsal ayrıma, Nietzsche'ye Spencer'a ustalıkla değiniyor yazar. Bu değinmeler sırasında okuyucunun başını sıvazlayıp yok bir şey bunlar Martin Eden'in problemi diyor. Hâlbuki ne ülke, ne millet fark etmeksizin her fakir işçi şaşırıyor zengin sofralarında çatalla bıçağın hangi elde duracağını. Ben bu kitabı Erol Taş'ın o kocaman butu yediği gibi okudum. Çünkü bunu hak etti.
Bir astronutun bir doktorun bir hemşirenin kitaplarını okumuştum.Sıra geldi bir Şehidin KAHRAMANLIK ÖYKÜSÜNÜ OKUMAYA.Tabuta sigmayanlar da izlemiştim Şehit Mehmet Kıvığı arkadaşı Samet Poyraz tarafından.Şiir gibi konuşmuştu devresi.Kitabı da şiir gibi olmuş özenle dikkatle okudum.Adım adım Mehmet Kıvıkla birliktesiniz.Eğirdirdesiniz,soğuk toprağa yatıyorsunuz,buz gibi hava ölümle burun burunasınız.Komutanların sözleri .Bütün bu işkence benim için .Tüm dersler önemli bu dersin bütü olmaz.İlk defa öğrendim bir komonda nasıl yetiştirilir.Zor çok zor hem de vücudun tüm sınırlarını zorlamak.Tüm ayarlarıyla oynamak gibi bir şey.Ama içteki vatan sevgisi var ya hepsinin dayanağı o.10 saniyeyi bile çok gören TV kanallari var ya onlar sıradanlaştırıyor ya olanları vatan uğruna feda edilmiş bir yaşamı bu kitap onlara sertçe bir çarpsın! Biz yalanın yerine güzel bir hakikat koyduk.Okuyun,okutturun.Yüzüne baktıkça içiniz ısınıyor.Peygamber komşusu onlar .Allah hepsinden razı olsun