Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölmek zamanı.
Oysa şu müşahede aleminin verasında, gösterilemeyecek şeyler var; onları anlatmak gerekmez mi? Hatta anlatılamayacak şeyler var; onları susmak gerekmez mi???
Konuşarak anlaşabilene kadar herkes fıtrat üzere yaşıyordu. Dillenip işittiklerini idrak etmeye başladığındaysa insanlar başkasının evladı oluveriyordu. "Beşer" denen bu şaşkın yolcu öğretilmiş kültürün ve tecrübe ettiği yargıların hükmüne giriyor; uzunca bir zaman sonra kendisini bulmaya başladığında yeniden o asli fıtratına dönebilmenin yollarını arıyordu. Seferde olmak başlı başına bu öze dönüş çabası değil miydi?