Okuma listemde yer almasına rağmen bir türlü okuyamadığım bir kitabı daha bitirmiş olmanın mutluluğuyla geldim. Ancak kitap beni ne kadar mutlu etti tartışılır. Çünkü bir yaz hikâyesi olmasına rağmen sonunda beni ağlattı. Aslında ağlayacağımı düşünmüyordum, sonunun çok vurucu olduğunu da biliyordum ama galiba duygusal bir dönemime denk geldi.
Kitapta Amerika’da yaşayan Sinclair ailesi üyelerinin yaşadıkları anlatılıyor. Biz kitabı ailenin en büyük torunu olan Cadence’ın gözünden okuyoruz. Bu ailenin büyükbabası zamanında mal varlığını oldukça genişleterek bir ada satın almış. Bu adaya da büyük bir aile konağının yanı sıra, üç kızı için üç ayrı konak da inşa ettirmiş. Bu üç kız kardeşin de çocukları var. Kitapta adı geçen Yalancılar ise Cadence, kuzenleri Johnny ve Mirren, adaya misafir olarak gelen Gat. Bu gençler yazlarını bu adada Sinclair ailesinin zenginliği altında çılgınlar gibi eğlenerek geçiriyorlar. Ancak Cadence’ın başına bir kaza geliyor ve o yazdan sonra her şey değişiyor. Biz de kitap boyunca bu kazanın gizemini okuyoruz.
İtiraf etmem gereken bir şey var. Kitabın kaç sayfa olduğuna bakarken son sayfasından kitabın en büyük spoilerini yedim. Normalde spoiler yemek benim için sorun olmaz. Aksine olayın gerçekleşeceğini bilerek heyecanlanırım. Ama bu sefer bütün hikâyenin sırrını öğrendiğim için kitabın sürprizi bozularak okudum. Bu yüzden sonunda o aydınlanmayı yaşayamadım. Ama ağladım, çünkü yazar son durumu aşırı iyi bir duyguyla dile getirmiş. Bu da beni oldukça etkiledi.
Kitabı genel olarak sevdim. Ama maalesef yediğim spoiler yüzünden aşırı yükselemedim. Hangi türe dahil olduğundan da emin olmamakla beraber vurucu bir gençlik kitabıydı diyerek genellemek istiyorum.