Tılsımlı bir baş ucu kitabı. Ne zaman aklınız veya içiniz karışsa başvurabileceğiniz harika bir rehber niteliğinde.
Asla oturup baştan sona okunacak bir kitap olmadığı gibi kitabın varoluş amacı da bu değildir.
Yazar şöyle der; ne zaman bir ikilemde kalsanız veya kalbiniz karışsa “içiniz” doğrusunu bilir, hisseder. O yüzden böyle zamanlarda aklınızdan bir sayı tutun(ve o masala gidin) veya rastgele bir sayfa açıp o masalı okuyun. Bilin ki kafanızdan geçen şeyin çözümü orada olacak.
Onlarca belki yüzlerce kez hiç şaşmadı, çözüm hep o sayfalardaydı..
Çantamda taşıya taşıya estetiğim kitaptır.
Elinize aldığınızda bir solukta (takriben birkaç saat) okuyup bitirebileceğiniz ve bitirdiğinizde bir çok şeyi sorgulamaya başlayacağınız kitap.
Adâletin terazisini kendi terazisi ile tartan bir çalışma. Ceza hukuku, kriminoloji ve suç temalı bir çok kitap okumuş biri olarak (Ferdinand Von Schirach’in “Bir Ceza Avukatından Gerçek Hikayeler” Suç kitap serisi, Kraliçenin Avukatı..vs) gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki okuduklarım arasında en etkilendiğim ve beğendiğim kitap oldu.
Dilerim yabancı dillere de bir an önce çevrilir.
Üç kişiyi toplayınca mahkeme çıkmaz. Toplu mahkemeyi kabul edersek arkasından oy gelir. Oylama yoluyla adalet(!). Hakimlerden biri karara muhalif kalırsa bu onun kararın doğruluğunu inanmadığını gösterir.
Bir hakimin dahi şüphe ettiği kararın doğruluğunu topluma nasıl kabul ettireceğiz?
Ya ölümü göze alanlara ne diyeceğiz? Cezaevinde intihar edenler arasında ömür boyu hapse yükümlüler çoğunluktadır. Demek ki yaşamak, bazen ölümden ağır gelebiliyor.