Rafet Bey'in Öğretmen Okulu'ndaki odasına gittim. Babamın ölümünü anlattıktan sonra:
"Öğretmen olmak istiyorum!" dedim.
Her zaman benimle bir sanatçı içtenliğiyle konuşan Rafet bey, birden kaşlarını çattı:
"Bak Rıfat!" dedi. "Eğer baban sağ olsaydı, öğretmenliği hiç düşünmeyecektin değil mi?"
"Düşüneceğimi sanmıyordum!" dedim. "Öğretmen olmak istesem bile Edebiyat Fakültesi'ni bitirdikten sonra olurdum. Liselere, ortaokullara.. Belki de üniversite kadrosunda."
Yani bu okula girmeyi düşünmezdin, değil mi?"
"Evet düşünmezdim."
"Ne var ki öğretmenlik de şairlik gibi başlı başına bir sanat dalıdır. Bütün sanat dalları gibi özveri isteyen bir iş... Bir insan kendini iki şeye birden verebilir mi? Hem şiir, hem öğretmenliğe, verebilir misin kendini? Veremeyince de başarılı olabilir misin? Sen herhangi bir işte başarılı olamazsan yapamazsın, yaşayamazsın! Çok iyi biliyorum seni!"
"Haklısınız Hocam!" dedim. "Öyleyim.