Merve

Merve
@c_aylak
Hababam Sınıfı yazılmadan yıllar önce...
Rafet Bey'in Öğretmen Okulu'ndaki odasına gittim. Babamın ölümünü anlattıktan sonra: "Öğretmen olmak istiyorum!" dedim. Her zaman benimle bir sanatçı içtenliğiyle konuşan Rafet bey, birden kaşlarını çattı: "Bak Rıfat!" dedi. "Eğer baban sağ olsaydı, öğretmenliği hiç düşünmeyecektin değil mi?" "Düşüneceğimi sanmıyordum!" dedim. "Öğretmen olmak istesem bile Edebiyat Fakültesi'ni bitirdikten sonra olurdum. Liselere, ortaokullara.. Belki de üniversite kadrosunda." Yani bu okula girmeyi düşünmezdin, değil mi?" "Evet düşünmezdim." "Ne var ki öğretmenlik de şairlik gibi başlı başına bir sanat dalıdır. Bütün sanat dalları gibi özveri isteyen bir iş... Bir insan kendini iki şeye birden verebilir mi? Hem şiir, hem öğretmenliğe, verebilir misin kendini? Veremeyince de başarılı olabilir misin? Sen herhangi bir işte başarılı olamazsan yapamazsın, yaşayamazsın! Çok iyi biliyorum seni!" "Haklısınız Hocam!" dedim. "Öyleyim.
Sayfa 138 - Çınar Yayınları, 1998·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Efendim!" demişti, "Pastamı yemiş arkadaşlar sınıfta!" "Ne pastası?" diye sormuştu şaşırarak. "Pasta efendim. Hani şu pastanelerde satılan pastalardan..." "Nereye koymuştun pastanı?" "Kutuda duruyordu..." "Kaç taneydi kutuda?" "Dört tane vardı efendim." "Dört pasta haaa!... Afiyet olsun, iyi etmiş arkadaşların! Okula böyle şeyler getirmezsin bir daha!" "Annem üçüncü dersten sonra yersin demişti." "Söylersin annene, bir daha böyle şeyler verme bana dersin! Herkesin yiyebileceği şeylerden versin sana! Hadi oğlum, öyle söyle annene!"
Sayfa 241 - Çınar Yayınları, 1998·Kitabı okudu
Eğitim
Onları başlasa bırakıp köşebaşındaki İkbal Kahvesi'ne indim, doğru Amca Muhittin'in yanına. (...) Önemli adamdı Muhittin. (...) "Ne sağcıyız, ne solcu, futbolcuyuz futbolcu," özdeyimini bulan adamdı! Beni ancak o avutabilirdi bugün.
Sayfa 267 - Çınar Yayınları, 1998·Kitabı okudu
Kültür Tarihi
... Aktedron istesem, o da bohemlerin hapıydı, kendime nasıl yakıştırır da isterdim. Bekliyordu, açıkçası gitmemi bekliyordu. Ben çıkar çıkmaz, hemen camlı dolabın arkasına rahat koltuğuna oturacak, belki de ihtiyar kocası için ördüğü kazağı alacaktı eline. Kim bilir konusu Pasifik adalarında geçen romanına dönecekti belki de... Hiçbir zaman fukara ilkokul öğretmeni Rıfat Ilgaz'ın ne olduğunu nerelerde kaldığını merak etmeyecek, hatta okuduğu Markopaşa'nın onunla bir ilgisi olup olmadığını aklının kenalarından bile geçirmeyecekti! "Bir Novaljin, Hanımefendi!" dedim.
Sayfa 341 - Çınar Yayınları, 1998·Kitabı okudu
Çocukluk Aşkı
"Bu şoförlük tıpkı berberliğe benzer Hocam! İnsan kendini galiba işinin başında daha rahat görüyor. Bütün şoförler de hep benim gibidir. Biz direksiyona geçtik mi çenemiz de açılır. Berber, dükkanından başka yerde alışık değildir konuşmaya. Eline makas verip de önüne oturdunuz mu, durdurabilirsen durdur!
Sayfa 337 - Çınar Yayınları, 1998·Kitabı okudu
Yaşam