Gene de otuz yılını, sevdiği işe bağlamış bir memur, öldürülmek üzere sıtma bölgesine gönderilmemeliydi derim. Başına geleceği pek iyi bilen babam, Cide'den ayrılırken şöyle demişti arkadaşlarına:
"Terme'ye değil, ölmeğe gidiyorum!"
Babam yerine oturur oturmaz diğerlerine katılıp beni alkışlamaya başlıyor. Duymadığı cevabımı alkışlıyor. Ama öyle bir hevesle alkışlıyor ki, yıllardır biriktirdiği, alkışlamadığı bütün alkışları alkışlıyor sanki.