Birbirimizin yörüngesinden öyle çıktık ki, arayıp sormanın büyük bir olaya dönüşeceği o hazin noktaya vardık en sonunda. Sadece kötü bir şey olduğunda, o da ortak tanışlar vasıtasıyla birbirinden haber alan iki insan kadar uzaklaştık. Bir yerden sonra da alıştık galiba bu duruma.
Sözcüklerin boş atomlar gibi hızla yayıldığı, kimsede derin izler bırakmadığı bir "sinek ısırıkları" çağında yazıyoruz. Bir kolay çıkışlar ve kolay inişler çağı.
Kelimelere hâkim olabilirse hayata da hakim olabileceğine inandığı, bazı yan yana gelmemiş sözcükleri yan yana getirebilirse hayatta bazı taşları kıpırdatabileceğine inandığı için yazar (...) Güzel bir cümlenin birilerinin elinden tutabileceğine inandığı için yazar (...) Yazmakla "ülkede olup bitenler" arasındaki gedik kapanmadığı, "yazmak, üstelik dünyayla pek ilişkisi olmayan bir kahramanın romanını yazmak ona çok "ahlaksızca" geldiği için, sonra "asıl dünya böyle bir yer olduğu için yazmak ahlaklı kalmanın bir yolu" diye düşündüğü için yazar.
Sayfa 196 - Metis Yayıncılık Barış Bıçakçı·Kitabı okudu
Veciz Sözler'de edebiyatımsılıkla (...) uğraşıyordu Bıçakçı. Sonradan bu kitabı "edebiyatın büyük söz söyleme, altı çizilebilir, günlük hayatta kullanılabilir söz söyleme sanatı olarak algılanmasıyla dalga geçmek" için yazdığını da söyledi. Ama Bıçakçı mizahının, benzerini Oğuz Atay ve Vüs'at O Bener'de gördüğümüz bir "çift bıçaklı ironi" olduğunu unutmayalım. İroninin çift bıçaklı olabilmesi için sadece başkalarını değil, öznenin kendisini de çizebiliyor olması gerekir. Dışın içteki izlerini yoklayabilmesi, dalga geçenin dalga geçtiği şeye yakınlaştığı anları sezebiliyor olması gerekir.
Sayfa 171 - Metis Yayıncılık Barış Bıçakçı Veciz Sözler·Kitabı okudu
Bir söyleşide yaşamın "birdenbire daha geniş bir evrene bağlı olduğunu" hissettiği anları yakalamaya çalıştığını söylemişti Ceylan. İçindeyken görülemeyen, ancak bir kaçış kapısı aralandığında fark edilen bir dünyayla bağ kurmak (...)