"Fedakarlıklarımızı bir çeteleye yazarız. Her fedakarlık, karşı tarafı biraz daha borçlandırır. "Ben senin için neler yaptım" cümlesi, bir yakarış gibi görünebilir ama aslında bir faturadır.
Fedakarlıkla borçlandırmak, sevginin en sinsi düşmanı haline gelir. Çünkü veren el artık açık değil; alacaklıdır."
...........
Bu haftanın bilgeliği pek sevgili Fernando Pessoa dan:
"Ne mutlu yaşamlarını kimseye emanet etmeyenlere."
Başkalarının onayına ihtiyaç duymayan insan kimdir? Kendinin kim olduğunu bilen insandır, ne olduğunu, ne olmadığını bilir, ne kadar yapabileceğini ne kadar yapamayacağını bilir, manipüle olmaz. Dışarının etkisiyle ya da baskısıyla, yönlendirmesiyle kendini değiştirmeye kalkmaz.
Bir yetişkin olarak kendinizi güvende hissetme şekliniz, bebekliğinizden yedi yaşınıza değin geçen zamanda anne-babanızın, aile üyelerinizin ve çevrenizdeki diğer insanların size nasıl davrandığından, bakım verme biçimlerinden ve sevgilerini nasıl sunduklarından büyük ölçüde etkilenir.
"Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor"
Turgut Uyar
dikey ve yatay hayat kavramını Nihan Kaya dan duymuştum, şöyle tarif ediyor:
"Dikey ve yatay hayat, bireyin varoluş derinliği ile toplumsal/mekânsal yayılımı arasındaki farkı ifade eder. Dikey yaşam derinleşmeyi, sanatı ve içsel zenginliği temsil ederken, yatay yaşam genişlemeyi, statü değişimini, hızı ve madde odaklılığı simgeler. Dengeli bir yaşam, dikeyin (derinlik) yatay (genişlik) içinde var olmasıyla mümkündür."
Şairin yıllar önceki dizeleri ilk defa karşıma çıktı, çok şiir okuyan şiir hafızası olan birisi değilim, hoş okuduğum şey şiir olmasa bile puffff oluyor aklımda kalmıyor o da ayrı bir konu...
her neyse işte...acımayan sevgilerimiz olsun ve göğe bakalım...