Heyecanla öne eğildi. "Zencinin teki konuşuyor şimdi işte," dedi. "Üstelik kambur bir zenci. Yani hiç bir anlamı yok, tamam mı? Neyse, nasıl olsa hatırlamıyacaksın. Kaç kez tanık oldum böyle olaylara. Adamın biri konuşur, konuşur, anlatır durur; ama öteki duymaz, anlamaz bu lafların bir tekini bile... Hiçbir değer taşımaz. Ya konuşuyorlardır ya da oturuyor ama konuşmuyorlardır. Hiç fark etmez hem de hiç." Heyecanı artmıştı, elini dizine şaplattı. "George sana ipe sapa gelmez sözlerde söylenebilir ama önemi de yok. Önemli olan, konuşuyor olmaktır. Bir başka canla beraber olmaktır. Hepsi bu kadar." Sustu.
"Ama ondan sonra kitap okumak zorudasın. Kitaplar işe yaramaz insanın can yoldaşına ihtiyacı var." Sızlarcasına, "İnsan çıldırır kimsesi yoksa," dedi. "Kim olduğu hiç önemli değil. Yeter ki seninle olsun. Bak, dinle beni," diye bağırdı kendini tutamayıp; "İnsan çok yalnız olursa tozutur, hasta olur sonunda."