8/10
Bir serinin daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Seriye ilk başladığımda doğru söylemek gerekirse büyük umutlarım yoktu. Sıradan genç yetişkin fantastik olduğunu varsayarak düşük beklentiyle başlamıştım. Fakat üç kitap da beni oldukça şaşırttı. Serinin genel hikayesi her bir kitapta seviye atlayarak ilerledi. Çok sürükleyici, bir çok duyguyu yaşatan, son kitapta ise bunları doruk noktasına ulaştıran türdendi. Tabiki bu güzel hoş özelliklerinin yanında kusurları da vardı. Mesela Abe karakteri veya Marcus. Ikisi de bir sus artık çek çeneni demek istediğim karakterlerdi. Bir de Anna karakterinin bazen olaylara verdiği saçma tepkiler sinir etti. Kübra kendine gel repligini yapasim geldi suratina bir tane çarpıp sjjsjs. Velhasılkelam fantastik kitapları okumaktan hoşlanan herkese bu seriyi tavsiye ederim. Pisman olmayacaksınız.
Yalnız CadıRuth Warburton · Martı Yayınları · 201695 okunma
8/10
·312 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
Taş-Kağıt-Makas - Alice Feeney İlk Yayın Tarihi 2023 - 312 sayfa #okudumbitti #kitapyorumu #kitapkolik Kısaca konusundan bahsedecek olursak; Amelia ve Adam Wright çiftinin evlilikleri birbirlerinden sakladıkları sırlarla ve söylenen yalanlarla, uzun zamandır çıkmaz bir sokağa girmiştir. Kısa bir tatil için gittikleri tarihi şapelde esrarengiz olayların başlamasıyla tesadüfen kazandıkları bu gezinin asıl amacının ne olduğunu bilmediklerini fark ederler ve olaylar gelişir. Duyulan fısıltılar, kesilen elektrikler, duvardaki tablolar, karanlık mahzen, cadı hikayeleri... Çiftimiz her evlilik yıldönümünde birbirine geleneksel hediyeler (kâğıt, bakır, teneke) verirken kadın, kocasına asla okutmayacağı mektuplar yazar. Bu mektuplar evliliklerinin tüm çatlaklarını ve sırlarını saklayan gizli bir günlük gibidir. Adam kendi kitabını yazarken aynı zamanda kitapları uyarlayarak senaryo yazan bir yazar, Amelia ise bir barınakta çalışan ve işini seven bir kadın. İlk defa yüz körlüğü diye bir hastalık (Adam Wright'ın sahip olduğu) ile karşılaştım bu kitapta. Yazarın nasıl bir psikoloji ve düşünce yapısına sahip olduğunu düşünmeden edemiyorsunuz kitabı okurken. Kitap oldukça akıcı ancak çoğu yerde yazılanlar üzerine durup düşünülmesi gereken bir kitap. Evlilikte ve ilişkilerde yalan, paylaşılmayan ve paylaşılanlar gibi. Evliliğini kurtarmaya çalışan Adam ve Amelie çifti kara kışın ortasında kuş uçmaz kervan geçmez bir şapelde bedava tatile çıkmasıyla başlayan kitapta, hikayeler birbirini kovalıyor. klişe bir başlangıç olsa da hikayenin ilerleyişi ve ummadık yerlerde yapılan ters köşeler güzeldi. İskoçya’nın o kasvetli havasını her sayfada hissettiren, ters köşelerle dolu, beklenmedik bir finalle biten, etkileyici bir roman okudum diyebilirim. Küçük bir ipucu: Bu kitapta hiçbir
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
For Narnia and For Aslan (spoilersız)
10/10
·924 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Öncelikle zaten Narnia’dan bahsediyoruz kötü olma gibi bir ihtilamali yok. Bunun nasıl birinin yazmış olması gerçekten muazzam! Anlatmaya bile gerek yok gidin ve okuyun! Bu seriye yani Narniaya veda etmek her ne kadar ruhumda bir burukluk bıraksada, her yönüyle en sevdiğim seri olur kendisi. Ruhumun buna ihtiyacı vardı ve C.S Lewis bunu yazmasaydı şuan olduğum kişi olacağımı sanmıyorum. Hayatımın en büyük dönüm noktası bu seri. Ve okuduğunuz zaman pek çok şeyi farkedeceğinize eminim. Ayrıca ruhunuz yoğun bir huzurda bulacaktır. Çünkü benimki fazlasıyla bu huzuru buldu. Kitabın genel konusu Narnia isiminde bir ülke etrafında şekilleniyor. İlk kitap Narnia’nın kuruluşundan başlıyor ve diğer kitaplarda da narniadan devam ediliyor. Okuduğumuz karakterlerin bir çoğunu daha sonraki kitaplarda da görüyor olsakta temelde her kitabın ana karakteri farklı. Mesela beşinci kitapta gördüğümüz Eustace’ı daha sonra tekrar altı ve yedinci kitaplarda görüyoruz. Neyse genel olarak karakterlerin hepsi birbirinden çok farklı ve bir o kadarda harika karakterler. Heyecanınız kaçmaması açısından tüm kitapların tek tek konularından bahsetmeyeceğim. Genel olarak kitaplar hakkındaki fikrimi anlatmak istiyorum. Narnia benim için gerçek bir yuvadan farksız ve karakterlerde ailemmiş gibi hissettiriyor o yüzden belki bazı zamanlarda fazlasıyla abartabilirim, ama abartılması lazım ve kimse yeteri kadar abartmıyor. Konusu olsun karakterler olsun gerçekten eşsiz. Sevdiğim yönleri: 1-yazım dili; C.S Lewis’in yazım dili gerçekten çok hoştu ama tamamen üst seviye bir anlatı beklemenizi istemem. Üst seviyeden kastım her ağacı bile bir sayfa betimlemiyor. Onun yerine bir peri masalı anlatırmışçasına yazılmış. Bir şöminenin başında oturmuş sizden çok daha yaşlı ve Bilge birinden özel bir hikaye
Narnia GünlükleriC. S. Lewis · Xlibris Doğan Yayınları · 2024359 okunma
Puan vermedi·66 syf.··
2026 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 20:36
Sarı Duvar Kağıdı , ilk bakışta “dinlenme, sinirsel yorgunluk, iyileşme” hikâyesi gibi görünür; ama metnin asıl katmanı, iyileşme adı altında sistematik bir zihinsel çözülmenin nasıl üretildiğini anlatmasıdır. Anlatıcının sesi giderek daralan, içe kapanan ve gerçeklikle bağını ince ince kaybeden bir bilinç akışı üzerinden ilerler. Metnin en başında yer alan yazar notu bu okumanın yönünü belirleyen bir çerçeve kurar. Hikâyeyi bir “delilik anlatısı” olarak değil, yanlış uygulanan bir tedavi anlayışının eleştirisi olarak konumlandırır. Yani daha en baştan mesele bireysel bir zihinsel çöküş değil, bu çöküşü üreten koşullardır. Anlatıcıya uygulanan “dinlenme” ve “hiçbir şey yapmama” dayatması, iyileştirme değil, tam tersine öznenin bastırılmasıdır. Bu yüzden metin, baştan itibaren tıbbi otorite ile bireysel deneyim arasındaki çatışmayı kurar. Hikâyenin merkezinde iki baskı vardır: tıbbi otorite ve patriyarkal kontrol. Kocası aynı zamanda doktor olan anlatıcı, onun “ciddi bir şeyin yok, sadece sinirsel yorgunluk” teşhisine mahkûm edilir. Buradaki kritik nokta şudur: Kadının kendi deneyimi (acı, yorgunluk, huzursuzluk) sürekli geçersiz sayılırken, erkek otoritenin tanımı “gerçeklik” haline gelir. Bu, yalnızca tıbbi bir yanlışlık değil; deneyimin kim tarafından tanımlanabileceğine dair güç ilişkisini gösterir. Anlatıcının tutulduğu oda ve özellikle duvar kâğıdı, hikâyenin en önemli sembolüdür. Başta sadece rahatsız edici, düzensiz ve “anlamsız” görünen desen, zamanla anlatıcının zihninde bir şeye dönüşür. Bu dönüşüm, deliliğin “bir anda kırılma” şeklinde değil, algının yavaş yavaş yeniden örgütlenmesiyle oluştuğunu gösterir. Duvar kâğıdındaki “kadın” figürü aslında anlatıcının bastırılmış halidir: toplumun, evliliğin ve tıbbın içine sıkıştırdığı benliğin dışa vurumu. Metinde sık
İnceleme
Sarı Duvar KağıdıCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 20192,795 okunma
Akıl ile Hurafenin Köşkündeki Savaş: Cadı Romanı Çözümlemesi
9/10
·182 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 10:58
Cadı, Türk edebiyatında kendine has bir parodi-gotik roman. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Garaib Faturası Külliyatı’nın ikinci kitabı (Gulyabani ilk kitap), 1912 tarihinde yayınlanmıştır, popüler realizm, natüralizm ve erken dönem gotik/korku unsurlarını harmanlamıştır. Kocasının ölümü ile dul kalan Fikriye Hanım dayısının evine geri dönmüştür. Yengesi başta olmak üzere Fikriye’yi evlendirmek isterler. Naşit Nefi Efendi adında bir talip bulurlar. Rahmetli ilk eşinden olan iki çocuğu, annesi ile birlikte İstanbulun Vefa semtinde ‘Uğursuz Konak’ olarak da akıllara yer etmiş büyük bir yalıda yaşamaktadırlar. İlk eşinin vefatından sonra pek fazla evlilik yapmıştır. Bulundukları semtte herkes Naşit Nefi Efendiyi iyi bilir, hakkında çıkan söylentiler pek geniş çevreler tarafından duyulmuştur. Çocukların anneleri Binnaz Hanıım’ın tekrar dirildiği ve bir cadıya dönüştüğü, konaktaki herkese musallat olup huzursuz vakitler yaşattığı konuşulmaktadır. Eserin dilini anlamaya geçmeden önce o dönemde Türk edebiyatının dil yapısını inceleyelim. 1912 yılı, Türk edebiyatında dil açısından tam bir yenilenme, çatışma ve dönüşüm dönemidir. Bu dönemde edebiyat dünyasında birbiriyle çatışan farklı dil anlayışları hüküm sürmektedir. I. Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati’nin Ağır Yapay Dili Bu metinlerde Arapça ve Farsça tamlamalar yoğunluktadır. Günlük dilde hiç karşılığı olmayan halkın anlamadığı bir dil hakimdir. Edebiyatın sadece yüksek zümrenin anlayabileceği bir sanat olduğunu savunurlar. II. “Yeni Lisan” Dilde Sadeleşme Devrimi 1911’de Genç Kalemler Dergisi’nde Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp 'Yeni Lisan' hareketini başlattılar. İstanbul Türkçesi esas alındı. Konuşma dili ve yazı dili arasındaki uçurumları kapatmayı hedeflediler. III. Bağımsız Yazarlar Bu iki
CadıHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,5bin okunma
Puan vermedi·687 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
Suç ve Ceza Dostoyevski’nin en çok bilinen romanlarından biridir. Roman yazıldığı dönem olan 1800’lü yıllardan günümüzü kadar en çok tartışılan konuyu işler “Toplum için suç işlenebilir mi?” Ana karakter Raskolnikov biri bir kişiyi öldürdüğünde bunun ayıplanması gereken bir suç olduğunu ama Napolyon biri gibi büyük bir gaye uğruna yüz binlerce kişiyi öldürünce bunun bir kahramanlık sayıldığını fark eder. Bunu sorgular ve bir sonuca varır. İnsanlar ikiye ayrılır: sıradanlar ve olağan üstüler. Sıradanlar uysal, otoriteye boyun eğmiş, sistemin küçük bir dişlisi olan insanlardır. Onların büyük gayeleri yoktur. Ama olağan üstüler, onlar faklıdır. Onların büyük gayeleri vardır. Onlar otoriteye boyun eğmezler. Onlar bu bozuk çarklı sistemi düzeltecek olan insanlardır. Onların gayeleri uğruna suç işleme hakları vardır. Raskolnikov da bu fikirden yola çıkarak zengin ve kötü bir kadın olan. Topluma hiçbir faydası olmayan tamimiyle bireysel çıkarlarını gözeten tefeci kadını öldürmeye kara verir. Bu adete toplum otoritesine karşı bir başkaldırıdır. Herkesin göz yumduğu adaletsizliğe, kötülüğe, sınıf eşitsizliğine karşı elindeki baltayı savurur Raskolnikov. Ama hissetmesi gereken duyguları hissetmez. Onun gibi bir olağan üstü insan yaptığı şeyden onur duymalı ve diğer insanlarında onu takdir etmesini sağlamalıdır. Herkese kanlı baltasını göstererek bakın görüyor musunuz gücü elinde tutan bir haşereyi daha yok ettim büyük bozuk çarkı düzelttim demelidir. Ama o bunların hiçbirini yapamaz. O korkar. O kadar korkar ki artık kanlı olan baltasını tekrar savurur ama bu sefer toplumun çıkarı için olan büyük gayesi uğruna değil kendi bireysel çıkarı uğruna. İşlediği korkakça suçu örtmek için. Masum birini öldürür. O zaman anlar Raskolnikov kendisinin olağan üstü olmadığını. Aslında hep
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma