Masama yumruk attırdı.
9/10
·667 syf.··
2026 147. kitabı
Bu kitapla ilişkim kolay olmadı. Uzun süre boyunca konunun gereğinden fazla uzatıldığını, olayların bir türlü ilerlemediğini hissettim. Tam bir düğüm çözülecek derken hikâye yeniden dolanıyor, gerilim erteleniyor ve bu da yer yer ciddi bir okuma yorgunluğu yaratıyor. Yazarın olayları bu kadar uzun süre aynı eksen etrafında döndürmesi benim okuma zevkime çok hitap etmiyor. Yüksek tempo içinde bile olay ilerlemesinin yavaş kalması, özellikle orta bölümlerde belirgin bir sıkılma hissi oluşturdu. Cadı bölümleri ise başta en zorlandığım kısımdı. Bu bölümlerin ritmi ve odağı bana uzak geldi ve uzun süre hikâyeden kopuk hissettirdi. Ancak kitabın sonuna yaklaştıkça anlaşılıyor ki bu bölümler boşa değilmiş; karakter gelişimi ve büyük kurgu için ilmek ilmek işlenmiş. Son 200 sayfada hikâye belirgin şekilde hızlanıyor. Düğümler çözülmeye, parçalar birleşmeye başlıyor ve o ana kadar örülen yapı nihayet görünür hâle geliyor. Rowan ve Aelin karakter yazımı bu kitapta özellikle güçlü. Celaena’dan Aelin’e dönüşüm yalnızca isim değişimi değil; karakterin dili, tavrı ve ağırlığı da olgunlaşmış. Yan karakterler de derin ve işlevsel; hiçbiri sadece sahne doldurmak için varmış gibi durmuyor. Bazı karakter kararlarının temeli yer yer daha güçlü kurulabilirdi. Ancak büyük resme bakıldığında, yazarın kurduğu olay örgüsünün genişliği ve zekâsı etkileyici. Sonlara doğru fark ediliyor ki ilk kitaplardan beri örülen yapı, aslında çok daha büyük bir hikâyeye hizmet ediyormuş. Başta sabır zorlayan yavaşlık, geriye dönüp bakınca anlam kazanıyor. Sonuç olarak: Gölgeler Kraliçesi, yer yer zorlayan temposuna rağmen serinin kurgu gücünü en net gösteren kitaplardan biri. Sabreden okuru, geniş ve ustaca örülmüş bir hikâyeyle ödüllendiriyor. Ve sonunda, bu evrenin neden bu kadar sevildiğini güçlü biçimde
Gölgeler KraliçesiSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20182,303 okunma
6/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bu aralar yunan mitolojisinde dair bilgimi artırmak için okumalar yapıyorum. Robert Krugmann'ın Olympos Tanrıları serisi işimi çok kolaylaştırdı. Amacım günümüzde de üretilen edebi eserlerin, veya film ve dizilerinin içerisindeki çatışmaların ana kaynağına aşina olmak. Yunan mitolojisi de hala yazılan eserlere ilham olmaya devam ediyor. Ben Kirke de Odyssey öyküsüne aşina olmamda çok işe yaradı. Kitaba başladığımda Nolan'ın son filminden haberim yoktu. Bu aralar Matt Damon ve Anne Hathaway'in başrolde olduğu Odyssey filminin hazırlıkları yapılıyor. Güzel bir denk geliş oldu. "Ben Kirke" son birkaç yıldır karşıma çıkan "kötü karakterlerin kötülüğünü sebeplerine inmek, onun bakış açısından bakmak" yönüyle bugünün popüler trendini yakalıyor. Özellikle dışlanmış bir cadı figürü olan Kirke, bizim yerli dizilerde bile görüp, yere göğe sığdıramadığımız kötü ve güçlü kadın karakterlere hayli benziyor. Yalnız fazla melankolik kasvetli atmosfer ve Kirke'nin sürekli yaralanan mazlum hali kitabı okumamı zorlaştırdı. Sanırım benim bu aralar biraz kaçış amaçlı okumalara ihtiyacım var. Yazar Madeline Miller'ın diğer çok satan romanı yine Odyssey'in öncesini anlatan Iliada destanından bir karakter olan Achilleusu anlatıyormuş. Onu da merak ettim doğrusu.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 215. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:48
Kirke; Güneş Tanrısı Helios’un kızı. Annesi, babası kardeşleri ve akrabaları tarafından ‘sevilmeyen’, herkesten farklı olduğu için dışlanan Kirke’nin hikayesini kendi ağzından okuyoruz. Homeros’un Odesa’sında Kirke beyaz atlı prensini bekleyen, Odysseus’un kurtarmasına muhtaç bir kadın olarak anlatılırken, Madeline Miller’ın versiyonunda Kirke Zeus’a bile başkaldırabilen bir karakter. Bu anlamda, erkek egemen tanrılar topluluğunu sürekli erkeklerin ağzından dinlemektense kadın bir anlatıcımızın olması, kendi yaşamını kendi ağzından dinlememiz, merkezde hep Kirke’nin olması çok ayrı bir bakış açısı kazandırıyor. Bütün bildiğimiz efsanelerin pürüzsüz bir şekilde birbirine bağlanıp yeniden kurgulanması diyebiliriz hikaye için. Tüm tanrıların aksine Kirke güçleri olmayan, çelimsiz, çirkin sesli ve yalnız bir tanrıça olarak çıkıyor karşımıza. Ancak daha güçlerinden haberi yokken bile bir ölümlüyü tanrıya çevirmek ve ölümsüz birini canavara dönüştürmek gibi Olimposlu tanrıların bile güçlerinin yetmeyeceği şeyler başarıyor. Hepsini de var olmak için yapıyor. Sonrasında, Güneş tanrısı Helios ve karısı Perseis’in (Okeanos’un nympha kızlarından biri) çocuklarında öteki tanrılardan farklı güçlerin olduğu ortaya çıkıyor. Dünyada var olan malzemeler ve efsunlu sözleriyle büyü yapabiliyorlar, bu çocuklar bizim bildiğimiz anlamda ‘cadı’.
Hayata Dair
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
9/10
··
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:41
“Modern Mitoloji • Kimlik • Özgürlük” Okumak için çok geç kaldığım “Ben Kirke” kitabı modern mitoloji uyarlamalarının en hoş örneklerinden biri Yunan mitolojisinde “cadı” olarak adledilen ve çoğu zaman kötü bir tanrıça olarak gördüğümüz Kirke’nin iç dünyası feminist bir yaklaşımla ele alınıyor. Mitolojide herkesten intikam alarak hayatını okuduğumuz Kirke’nin nasıl yalnız kalıp dışlandığının iç yüzünü gösteren bir hikaye. Karakter gelişimini izlediğimiz uzun ve yoğun sayfalar boyu tempo zaman zaman düşüyor. Popüler tanrıların konu olduğu birçok hikaye varken, kıyıda köşede kalmış bir cadı tanrıçanın hayatı bu kez bir kitabın merkezi haline geliyor. Erkek kahramanların önüne bir engel olan çıkan Kirke’den ziyade - o çok sevdiğim alıntıyla - “ilahlığından hiç haz etmeyen” ve kendi kaderi için savaşan bir kadının hikayesini okuyoruz.
Duygu ve Düşünce
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Ağla gitsin yeter
7/10
·368 syf.··
2026 12. kitabı
İkiz kardeşlerimiz Emilia ve Vittoria. İki kardeş birbirinden farklı Emilia daha sakin evde kalıp kitap okumayı seven tercih eden bir tip, Vittoria ise daha maceraperest. Burada okurun birinden inceleme gördüm ve hak verdim. Bende Vittoria'nın gözünden okumak isterdim, Emilia biraz fazla pasif kaldı. Vittoria daha meraklı ve daha gizemliydi onun gözünden okusak onu merak ederken daha keyifli olurdu bence.. Çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm bazı sayfalar var bu konuya nereden geldik hangi ara oldu bu diye anlayamadığım bir iki sayfa var. Olaylar birbirine bir şekilde bağlanıyor yazar bunu iyi becermiş. Diyorum ki ya ne alaka şimdi bir bakıyorum konuyu bağlamış bu konuda hakkını yiyemem. Sinir olduğum ve okurken yeter artık dediğim satırı sizinle paylaşacağım. "Gözlerim akmayan yaşlardan ötürü yanmaya başlamıştı" yeter artık ağla lanet cadı dedim içimden. Spoiler ! Öfke'nin öldüğünü düşündüğünde ağladı, baya üzüldü falan sandım çok geçmeden normal yaşantısına devam etti. Emilia sürekli Öfke'nin iblis olduğunu unutuyordu merhamet, anlayış falan bekliyordu. Kaldı ki Öfke gerçekten de kibardı amacının ne olduğunu ne istediğini tam kestiremedim ve onu merak etmekten kendimi alıkoyamadım. Diğer anlamadığım durum ise Haset'ten duyduğu şeylerden sonra sinirlenip neden öfkeyi öptü onu hiç anlayamadım normal tartışabilirdiniz. Kaldı ki kitap baya baya yavaş ilerliyor ve içinde aşk kırıntısı vardı duygu sıfıra yakındı. Ayrıca nineleri insan gibi anlatsaydı Vittoria ölmezdi, böyle plansız iş yapacaklarına nineleri durumu güzelce ifade etse tabiri caizse bok yoluna gitmezlerdi. Ayrıca manastırda bir bok yeniği olduğunu anlamıştım Antonoia dan şüphelenmiştim şaşırmadım da. Ama son finalde çağırdığı iblisi öğretmeni olan Haset gelir diye beklemiştim. Kibir ne alaka. Bizim
Kötülerin KrallığıKerri Maniscalco · Ephesus Yayınları · 20211,548 okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024748 okunma