Nefsine hakim olamayanlar nefsin kölesi oldu. Kuranı kerim erkeğin bu doğasını bildiği için 4 hak tanıdı ama adaleti şart koydu ve bu hakkı verse bile bu adaleti tam olarak sağlamanın mümkün olmuycağını belirtti. Erkeğin doğasını bildiği için ona göre bir hak verdi ama kadının mağdur olmaması için şart koydu ve güzel olanın doğru olanın tek eşlilik olduğunu belirtti. Güce erişen imkanı olan çoğu erkek eşini aldatıyor sonra üzülen mağdur olan kim oluyor. Bir yerde bu hak kadını da koruyor. Bu hak sadece o günün şartları için indirilen bir hak değildir. Bunu yumuşatmak yerine anlamak lazım. Müslüman olmayanların argümanlarından biri de budur 4 hak. Tabi o gayrimüslünler Kuranı kerim indiği vakitlerde avrupada kadının cadı yerine konduğu hindistanda eşi vefat edince yaşamasına gerek yok diyip eşiyle canlı canlı yakıldığı ve orta doğuda kız çocuklarının öldürüldüğünü atlıyor. Rabbimiz katında hepimiz biriz(peygamberlerimiz ayrı tabi). Hepimiz kuluz.
İman eden kadınlar içinde bile bu konu kafasına tam oturmayanlar vardır. Allah bilir diyip geçiyolardır, doğrusu da budur. Ama Rabbim bizi eşit görüyor. Hepimiz onun kullarıyız. Sınavın sonucu da herkesin amellerine göre belirlenicek. Cinsiyetten gelen üstünlük yoktur. Ama cinsiyetlerin görevleri, yasakları farklı olabilir. Bunun üstünlükle karıştırılmaması gerekir
"Biz Avrupalı falan değiliz. Buz gibi Asyalıyız ve hepsinden üstün olarak da Türk’üz… Anladın mı monşer?"
~H.Nihal Atsız
Yarı barbar/barbar der bize Avrupa. Desin. Benim en çok hoşuma giden yakıştırmalarıdır. Çünkü ben hep derim ki Türk'e en çok barbar olmak yakıştı. Medeniyet denilen yanılsama zaten Avrupa dayatmasıydı. Biz Avrupa'dan önce çok daha medeniydik, Avrupa kadınları cadı diye yaktıği dönemden kaç yüz yıl önce bizim kadınlarımız Türkleri yöneten khatundu (misal en bilinen Tomris Khatun)bizim medeniyetimize barbar dediler. Biz Avrupalı değiliz, buz gibi Asyalıyız, Avrupa'nın medeniyeti onlara kalsın. "Barbarlık" en çok bize yakıştı.
...yarı barbar, zulmedici, harb ve mücadele etmekten başka maharetleri görünmeyen Turanlılar boyunduruğundan kurtarmak ve bu Asyalıları geldikleri Asya sahrâsına kovmak isterlerdi.
…Beride borazancıları
O puşt ölümün,
Hazır ırzını vermeğe
Yiğitler vuruldukça.
Timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
Akarsu duruldukça.
Cadı, yalan hamurunu dağ - dağ yoğurur
Aman aman hey…
Kara Cadı “O'Dwyer Kuzenleri” serisinin ilk kitabı ben sahaftan bulup aldım 2014 yılında basılmış serinin diğer kitaplarının da baskısı yok bulabilirsem almak isterim dizi yapılacak güzel bir hikayesi var Netflix nasıl atlamış hayret ettim umarım izleyebiliriz bir gün
Başlıktan da anladığınız gibi; büyük bir erkek zaferi ve kadın mağlubiyeti! Erkekler mutlu, kadınlar öfkeli... İşte iki cinsiyet sosyal medyada tekrardan vahşice kavga ederken, ıskalanan devasa bir gerçek var: Asıl suçlu ne nafakayı suistimal eden kadınlar ne de o "mağdur" erkekler. Asıl suçlu, sistemin ta kendisidir. Size yardım eli uzatıyor gibi görünenler, aslında sizi o yardıma muhtaç bırakanlardır. Gerçek, gölgelerin arasında gizlenirken; kitleler sosyal medyada bir "feminist cadı avının" peşine düştü. Lakin...
Lakin asıl dikkat edilmesi gereken konu, evliliğe giden süreçte devletin kapladığı o devasa yerdir. Evlilik cüzdanları, harç bedelleri, vergiler ve zorunlu yasal bildirimler... Devlet, iki insanın hayatını birleştirme sürecinde hem maddi hem de zamansal olarak sizden ciddi bir kazanç sağlar. Devletin resmi izni dahi olmadan evlilik yasal olarak kabul edilmiyorken; yani evlenene kadar ki süreçte devlet her daim ensemizdeyken, boşanma anı geldiğinde o devasa aygıt bir anda ortadan kayboluyor! Tüm sorumluluk erkeğin omzuna yığılırken, tüm ceza ve güvensizlik ise kadına yükleniyor.
Oysa devletin varlığını sağlayan—ister askeri güç, ister ekonomik refah, isterse bilimsel çalışmalar olsun—yegane bir unsur vardır: Nüfus ve o nüfusun kalitesi. İşte bu nüfusu ve toplumsal sürekliliği sağlayan birey, devlet için son derece mühim olmak zorundadır. Devlet, vatandaşına kaliteli eğitim, iş imkanı ve mutlak güvenlik tesis etmekle yükümlüyken; boşanan kadına bunları sağlamakta aciz kalması ile onu nafakaya muhtaç bırakıyor. Eğer bir sistem, boşanan kadına güvenceli bir iş imkanı, faizsiz girişim kredisi ve çocuk parası gibi hem maddi hem de psikolojik destek mekanizmaları sağlayabilseydi; birçok kadın nafakayı umursamadan kendi kaderini yazacak gücü ve cesareti kendinde