Bir sürü kötücül düşünceyi içimin karanlığına sak sak sakladım. Görmeyince yok oldu kötülükler, yalnızlıklar, ölümler. Sandım! Lakin sanmak ne fena bir cadı. Herşeyi yoluna koydum dediğim anda...
Sayfa 62
Rus Efsanesi Viy
Cadı “Viy’i getirin! Viy’i getirin!”diye bağırıyordu. Aniden bir sessizlik çöktü; uzaklardan kurt ulumaları işitildi, biraz sonra da güçlü bir ayak sesi yankılandı kilisede. Home göz ucuyla baktığında çarpık bacaklı hantal bir adamın içeri getirildiğini gördü. Üstü başı kapkara toprakla kaplıydı, elleri ve ayakları budaklı ağaç köklerine benziyordu. Her adımda sendeleyerek ağır ağır yürüyordu. Göz kapakları inanılmaz uzundu. Homa, yaratığın yüzünün demirden olduğunu dehşet içinde fark etti. Kollarından tutarak taşıdıkları adamı Homa’nın çemberinin yanına bıraktılar. Viy, derinlerden gelen boğuk bir sesle “Göz kapaklarımı kaldırın! Hiçbir şey göremiyorum!”dedi.
Sayfa 177 - Marsis Yayınları
Alıntı
Reklam
Acaibü'l-mahlukat literatürü cadı hikâyeleriyle ilgilidir ve minyatürlerde cadı tasvirleri vardır.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Viy
Ölüm sessizliğinin göbeğinde tabutun demir kapağı aniden kulak tırmalayan bir gıcırtıyla açıldı ve cadı doğruldu. Bu sefer ilkinden daha korkunç görünüyordu. Dişleri takırdıyor, dudakları durmadan kıpır kıpır edip korkunç lanetli sözler dökülüyordu ağzından. Kilisede bir rüzgar koptu; azizlerin ikonaları pencerelerin kırılan camlarıyla birlikte yere düştü. Kapı menteşelerinden ayrıldı ve bir sürü yaratık kilisenin içine doluştu, içerisi kanat çırpma ve tırmalama sesleriyle doldu. Bütün bu yaratıklar etrafta uçuşup yerlerde sürünerek, sarhoşluğun son demleri de kaybolan filozofu arıyordu.
Sayfa 176 - Marsis Yayınları
Alıntı
Medyatik Ceza Boyunduruğu
Basına inanacak olursak, İtalya artık kösnül hovardalar ülkesine döndü; insanlar mesleki görevlerini ciddiyetle yerine getirecekleri yerde, bütün zamanlarını çöküş dönemine yaklaşan imparatorluklarda olduğu üzere şenlikler düzenleyerek geçiriyorlar. Bu cadı kazanlarına araştırmalar sonucunda ilgisi olmadığı saptanacak insanlar da atılacak olsa elden gelen bir şey yoktur. Adalet yerini bulmadan önce medya hüküm verir ve sonradan temyize de gitmez. Çok geride kalmış olan 70'li yıllarda, gizlice dinleyen büyük kulaklara takılan, medyatik ceza boyunduruğunun ilk ünlü kurbanları olan kişiler Lelio Luttazzi ve Walter Chiari uyuşturucu bulundurma ve satmayla ilgili temelsiz bir suçlamayla kamuoyunun kurtlar sofrasına atıldılar. Çok duyarlı, üstün yetenekli, cömert ve şimdilerde hasret kaldığımız derecede- düzeyli eğlence üstatları olan bu kişiler, ölümüne yaralandılar. Kelimenin tam anlamıyla ölümüne yaralanan bir başka ad olan Enzo Tortora da pişman olduğunu söyleyen bir suçlunun isnatsız suçlamasından yalnızca beş yıl sonra, çaresizlik ve keder yüzünden can verdi. Faşistlikle suçlanarak hakarete uğrayan, üzerinde kuşku bulutları dolaştırılan, acımasız suçlamalar yöneltilen Lucio Battisti'nin erken ölümünden de söz edelim mi? Anima Mundi' adlı romanımın yayımlanmasından sonra ben de aynı suçlamaya maruz kaldım; üzerime yöneltilen nefret kampanyası yüreğimi burktu; çevremde oluşan küçümseme halesinden hâlâ sıyrılabilmiş değilim. O munis ve duyarlı Lelio Luttazzi'nin zararını kim tazmin edebilirdi; kim silebilirdi o hüzünlü gülümsemeyi yüzünden; Dino Boffo'nun ve yaşlı ana babasının yeniden huzurlu bir hayata kavuşmasını kim sağlayabilirdi? Genellikle çamurla işi olmayan insanları çamura sürükleme arzusu altında ne gibi bir mekanizma gizleniyor acaba? Ciddi ve kutsal bir
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Geleneksel cadı öğretisine göre, büyüyle uğraşarak insanlara zarar veren cadının gücü kendisinden kaynaklanmaz; şeytanın ve demonlarının yardımı olmadan cadı bir hiçtir. İlişkilerinin türü üzerine farklı tasarımlar olmakla birlikte, en çok kabul gören inanışta cadı, şeytanla cinsel ilişkiye giren, onun hizmetçisi olarak emirlerini yerine getiren, sonuçta onun adına insanlara zarar veren bir fahişedir.
Sayfa 114 - Alfa Yayınevi·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam