(spoiler içerir)
Kitap gibi,yıllar içerisinde karakterler de birbirlerinde eksildiler. Yarım kalmışlık hissiyle bıraktı çekti gitti en sonunda kitap tıpkı karakterlere de yaşattığı gibi. Tamamlanamayan o eksik şeyin kapanmasını sayfalarca bekledim. Kapanmadı,kapanamazdı da zaten. Heraclitus diye bir filozof vardı felsefede ve onun “aynı nehirde iki kere yıkanılmaz” sözünü hatırlattı bana bu kitap. Yıkanılmaz çünkü ne sen aynı sensindir ne de nehir aynı nehirdir.İkinizden de çok şey alıp götürmüştür artık zaman. Eylem aynı olsa da hisler aynı olmaz. Çok derinlerde gizlenmiş o his bir anı olarak ılık ılık eser arada belki ama bir daha asla tam anlamıyla ısıtmaz, soğuktan donmaya yüz tutan hiçbir kalbi yarım kalmış hislerin ısıtamadığı gibi.
Seninle tanıştığım ilk günden beri adeta senin bedeninde yaşattın bana kendi hayatını. Her gün yatağına senin bedeninde yattım ve o uçsuz bucaksız düşünce silsilelerine seninle kafa patlattım,zihninin odalarını gezerek kendimi seninle yeniden keşfettim. İçindeki o bitmek tükenmez aidiyetsizliği,ötekileşmişliği,yalnızlığı ve ataleti iliklerime kadar hissettim. Gün geçtikçe sıyrıldım insanlıktan, kendi kabuğumda yeni düşünceler inşaa ederek, münzevi hayatın artısını eksisini ölçtüm biçtim.Duygularının dalgalı sularındaki tuzu seninle tattım, cümlelerime kattım.Çokça gülümsedim kelamlarına,davranışlarına,bahanelerine ve en ufak şeyi dahi düşünmekten ölesiye kaçan, bitap düşen ve önünde sonunda uykuya sığınan her bir anına. Kendinden ve yaşamın kendisinin tüm zahmetinden kaçmak isteyip de, her sabah yine uyanmanın bedenine bıraktığı tonlarca ağırlığın altında, bir mıh gibi yerinde çakılmalarını fazlasıyla duyumsadım sayfalarca. Böylesi naif ruhunun hayatıma kattığı anlam ve iz için minnet doluyum. Seni çok özleyeceğim...
Hayatımın büyük çoğunluğunda intihar düşünceleri iliklerime kadar dolup taşarken, güçlükle hayata tutunduğumun hep farkındaydım. İçimde tarifsiz bir acıyla yerleşke kurmuş bir “aidiyetsizlik” ve varoluşu bütünüyle reddeden bir “hiçlik” duyumsadığım günlerimden birinde,kütüphanemde yıllardır beni kendine çeken bu kitaba daha fazla karşı koyamadım. Ölme isteğiyle bu kadar dolup taşarken, ölüm bilincinin insan hayatını bu denli sarsabileceğini bu kitap sayesinde tarifsiz bir biçimde tattım. Kitap biter bitmez yediğim tokatın etkisiyle olduğum yere çakılıp kaldım,kımıldayamadım. Hayat o kadar garip ve afallatıcı bir serüven ki,bir yandan apansız attığı tokatlardan korunmaya çalışırken,öte yandan onların varlığına delice ihtiyaç duyuyorsun yeniden kendini doğurmak için. Çünkü kendini kendinden doğurmazsan bütün o hastalıklı nevrozların,uçsuz bucaksız buhranın,ciğerlerini doldukça yakan ve asla yaşamla arandaki bağın timsali olmayacağını bildiğin o havanın, ruhunu en derinden kanatıp,parçalayışına seyirci olacağını, bu “yaşam” adı verilen cehenneme olan nefretin kadar emin bir şekilde biliyorsun. Ben bugün Veronika ile kendimden bir kez daha doğduğumu hissederken,ruhuma iz bırakan bir “yaşam dersi” vermesinden ötürü tarifsiz bir haz duyumsuyorum.Kitap üzerine söyleyecek kelimelerimin kifayetsizliğinin verdiği acizlik ise bendeki tek olumsuz his şu an...Okuyacakların bu kitabın kıymetini bilip hakkını vererek okumasını önererek,herkese keyifli okumalar diliyorum.
Tek solukta okuduğum,betimlemeleriyle ve edebi üslubuyla beni çok etkilemiş olan Shakespeare’den okuduğum ilk kitap,ilk şiirsel tragedya.İngilizcesini bulur bulmaz tekrardan okumayı düşündüğüm bir eser.Diğer kitaplarını okumak için şimdiden sabırsızlanıyorum!
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,4bin okunma