"Doğru söyleyeni köyden kovarlar." Sözüyle başlamalıyım bu incelemeyi yazmadan önce. Ahlaklı, özü sözü bir, erdemli bir adamın doğruluğa ve dürüstlüğe önem vermesiyle işini kaybetmesiyle başlar her şey..
Başkalarının kendisi ve ailesiyle ilgili düşünceleri için yaşayan ve namus denen şeyi hayatının en üst mertebesine koymuş bir adam, Ali Rıza Bey. Kitapta yeniden basmakalıpların- önyargıların ne kadar yanıltıcı olabileceğine şahit oluyorsunuz. Ve yanlış birlikteliklerin nasıl bir aileyi yavaş yavaş bir yıkıma getirebileceğini de görüyorsunuz.
Bildiğiniz üzere ağaç bir aileyi temsil eder. Her dalı ve yaprağı bu aileyi devam ettirir. Yalan üzerine kurulduysa bir hayat- orada ne yaşam olur, ne refah.
"Anlaşılan çocuklarla fincan takımları arasında pek fark yoktu.
Kırıla kırıla bir tek kaldıkları gibi işe yaramaz oluyorlar, bir köşeye atılıyorlardı."
Hayriye hanım ifade etmişti bu sözleri, haklıydı da.
Reşat Nuri Güntekin'in duygusal betimlemelerinin muazzamlığını ifade etmeye gerek yok her zamanki gibi.
Kitabın adı ve içeriğinin uyumu gerçekten muazzam bir uyuma sahipler. Fazlasıyla kısa, fakat dolu dolu bir kitaptı.
8/10