çağrı

çağrı
@cagrikeser1453
Ölüm Allah'ın emri de, şu ayrılık olmasaydı.
137 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
9/10
·124 syf.·
Beğendi
·
2020 8. kitabı
Ya tahammül ya sefer Ne zaman kitaba başlayıp bir yere kadar gelsem hep yarım kalıyordu iş güç telaş derken bir türlü okuyamadım kaldığım yerden devam ediyorum fakat öncesini hatırlayamadığım için kitabın bu denli devam etmesine gönlüm razı gelmiyor sürekli başa alıyorum ve nasip oldu ilk bölüm olan fotoğrafta biri var isimli bölümün bende ki izlenimi; Bu bölüm bana üniversite yıllarımı hatırlattı çünkü üniversite okuduğum yıllarda sivil toplum kuruluşlarında kitap tahlilleri konferanslar konuşmacılar o anın verdiği dava şuurunu sanki kitap da beni anlatıyormuşcasina hissettim... Aynı zamanda yakinen tanıdığım hemhal olduğun arkadaş grubunda birlik'de bir ağacın altında oturup gerek dava uğruna vatan ugruna gençlik uğruna yaptığımız konuşmalar bir masaya yatırdığımız ele aldığımız konular bir şeyler yapmamız gerekir ne yapabiliriz nasıl programlar tertip edebiliriz diye düşündüğümüz konuşmalar şu an öyle onların tadını arıyorum ki bu kitapta bana bu bölümde bunu bir nebze olsa da hissettirdi fotoğrafta biri var bölümünde ise Kerim'in bakış açısından anlatılan bir bölümdü bu bölümde Kerim'in üniversite okuyan öğrencilerin bir medresede dava şuuruna ait konuşmalar konferanslar tertip ettiğini onu da Murat isimli kahramanın üstlendiğini fakat bir süre sonra üniversitesi biten gençlerin dava şuurunu üstlenip oradan ayrıldıklarını bir zaman sonra artık medrese'nin eski kalabalık günlerini aradığını kimsenin artık bu dava şuuruyla gidip gitmediğini musiki olarak bir şeylerin yavaş yavaş medresede tertip edildiğini ama bunu da ilişkide olaylara yavaş yavaş şehir aldığını ve bir süre sonra bunların da gelmediğini Murat isimli kahraman'dan ise bundan muzdarip olduğunu fakat scalemates ettiremediğini Kerim'in bu bölümde ise dava şuurunun aranan kahramanlarından olduğunu bu
Ya Tahammül Ya SeferMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201315,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·140 syf.·
Beğendi
·
2020 7. kitabı
Sabahattin Ali ile tanışıklığım polis okulunda oldu okuduğum ilk kitabı kuyucaklı yusuf. Kuyucaklı Yusuf beni çok şaşırtan ve o kadar kendine bağlayan bir kitaptı ki etkisinden uzun bir süre kalmıştım gerek anlatılan hikaye gerek cümlelerin ahengi Sabahattin Ali bu yaşıma kadar tanımamanın üzüntüsünü yaşamıştım. Sabahattin Ali kuyucaklı Yusuf dan sonra okudum ikinci kitabı da değirmen oldu. Değirmen çingene bir delikanlı olan Atmaca ile bu çingenelerin konakladığı yerin yakınında bulunan değirmenin sahibinin kızı arasında geçen Sevda diye tabir edebileceğimiz bir hikaye anlatır. Bu hikayede değirmenci'nin kızının küçükken kolunun değirmene kaptırması sonucu yaşadığı dram ve Atmacanın ona olan aşkı fakat değirmenci'nin kızının bu aşka olan inancını atmacanın onu acıması gibi anlaması ve kavuşmaya bile bunun hep bir acıma ya dayalı sevgi olduğunu kendine ikna edemeyeceğini Atmacaya anlatması daha sonra hikayenin sonunda atmacanın klarnet gösterisini bitirdikten sonra değirmenci'nin kızına bakarak değirmende kolunu kaptırması ile son bulan bir aşkın öyküsüdür aslında değirmen.... Ve öykü şöyle son bulur: Fakat sevgili Bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek işte adaşım yalnız bu sevmektir. 1. Bölümde beni etkileyen bir diğer öykü ise kırlangıçlar. Bir erkek ile bir dişi kırlangıç arasında geçen diyalog anlatır aslında kılangicları benzetme amacı güderek yazmıştır şair aslında orada anlattığı insanlardır kırlangıçlar üzerinden bizi anlatır. sürekli koşuşturma içerisinde olan sürekli bir şeyleri almak için mücadele veren sürekli olsun Şu da olsun Şu da benim olsun doyumsuz olan günümüz insanının aslında vurgu yapar. Bu iki kırlangıçlar in aslında diğer kırlangıçları göre farklı oldukları bu koşuşturma ya uymadıkları
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
8/10
·208 syf.·
Beğendi
·
2020 4. kitabı
Akif Emre ismini geç tanımanın burukluğu olduğu kadar bir şekilde tanımanın anlamınin sevinci de içimde var şükür, Akif emre İz'ler kitabında okuyucuyu yormadan en uzun bölümleri neredeyse 2 sayfayı geçmeyecek şekilde oluşturmuş aslında kitaptaki bölümler yazarın köşesindr yayınladığı yazarlar ayriyeten yazarın ne iş yaptığı kim olduğunu merak ederseniz araştırmanızı öneririm. Yazar öyle güzel sizi dünya turuna yolculuklar ettiriyor ki bakıyorsunuz; Zahidan, Edinburg, Üsküdar, tiran belki adını duydunuz daha önce ama nerede olduğuna dair nasıl bir yer olduğuna dair kitap bazı şehirleri size araştırma yeteneği de sunuyor bu sadece şehir baz olarak değil çok şeyler öğretti bu kitap, yanımda Google hep açıktı beni böyle araştırmaya meraka iten kıtaplarin keyfi bir başka oluyor. En çok geçen ismi geçen şehir Bosna ve Kudüs oluyor, beni Alija izzetbegovic'in hatırası olan çok görmeyi istediğim sehrin anlatılması yazarın Alija ile karşılaşması ülkenin doğal güzelliklerinden yaralarından sıkça bahsediliyor. Yazar bir bakıyorsunuz Bosna da Neretva'nin üstünde mostarda bir bakıyorsunuz Kudüs'ün tam ortasında... Yazar bölümlerinde sadece kendi ifadelerini değil gittiği yerde sohbetlerden o yörenin insanın duygu ve düşüncelerine de yer vermiş. Ve kitap bı çok konuyu ya o zamandan şimdiki zamanı kıyas yapmamızı sağlıyor örneğin Uygur Türklerinin sorunlarını Çin'in zulümunden bahsediyor 1984 yılında ki durumdan ve şuan 2020 hiç bir şey değişmedi çin yine eziyetleri devam ediyor. Yazar bir çok ülkeye gidip orada gördüğü sosyal ekonomik ve siyasi atmosferi de gerek eleştirel gerekse yorum yaparak bizlere anlatıyor. Bunlar için Washington, Virginia, New York, Londra gibi batı şehirleri de sıkça yer alıyor. Yazar Türkiye de siyasi atmosfere de gerekli eleştirilerde de bulunuyor.
İz'lerAkif Emre · Büyüyenay Yayınları · 2017433 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
Beğendi
·
2020 1. kitabı
Abdullah Harmancı hocamın ismini bir kaç kez duymuştum, biraz geç bir tanışıklık oldu ama güzel bir başlangıç yaptık diye düşünüyorum. Evvela Hocamın Konyalı olarak hemşerim olmasi ve kitabın başındaki "yüreğime üç çivi, otopsi, kalender, Derbent yeşili" isimli bölümler bilhassa Konyaya dahil bir takım şeyler olması benim ilgimi çekti. yüreğime üç çivi isimli bölümde yazarın Konya' da kayalı parktan geçiriyordum diyerek size kayalı park ve pttnin arka sokaklarınında gezdirmeye başlayarak , şeker semtindeki müstakil bir bahçeli evde geçen çocukluk anılarını o evdeki asmanın altında oturan kadınların iğne oyası, çember gibi işler yaparak yeri gelip batırık (kısır)yaptıkları, o bahçede en azından maydanoz yetiştirecek kadar küçük bir bostan alanı bir kayısı ağacının bulunduğunu ve küçük bir yer minderinin üzerine çömüp çay kısır sohbetlerinin yapıldığını kentsel dönüşüm gibi entrika projelerle yıkılışını anlatan aynı duyguları bir Konyalı olarak Konya'nın Araplar semtinde tanık olmuş biri olarak hocamın yaşadığı o güzel anıların bir ev, bir mahalle, bir komşu ne demek olduğunu bilerek hissederek okudum ve yaşanmış bir anı tekrar yaşadım. Yazarın yazdıklarından 'goca gonyalı' der Konya'da konya şivesi ile konuşanlara gayet bu şiveye has cümleler bulabilirsiniz örneğin: carı olun (hızlı olun), guzum, gülüm, hökela, hümermezler, vara yoğa haracamaz vb. Daha sonra öykülerinde sedirler mahalesi, ılgın kaplıcaları, meram bağları, şems türbesini ve ölü evine gitmeli etlekmek yaptırmalı gibi konya da var olan adetleri, görür okursunuz ve bir Konyalı olarak çok şey buldum ayrıca kitap 24 bölümden oluşur son bölümlere yakın kısımlarda genelde yazarın kendi iç alemine has öyküler var var olma çok tanınma okunma vb şeyler. İnsallah Abdullah hocamla bir gün tanışıp şekerden
Behçet Bey Neden Gülümsedi?Abdullah Harmancı · İz Yayıncılık · 2023286 okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2019 17. kitabı
Mustafa Kutlunun anlatımıyla yine yüksek gökdelenlerin uzağında zenginliğin parayla ölçülemediği iyilerin iyiliklerie anıldığı zamanlara bizi götürüyor. Taşrada hani herkesin bahçeli evleri olduğu zamanlara komşunun koşsu ile dertlendiği dönemlere yoksulluğun çok ama agız tadının bol olduğu zamanlara iç geçirtip şu modern dünyanın karın agrısına kitabın bitişi ile başbaşa kalıyorsunuz. Kitap SITKI CİVAN- FOTOĞRAFCI SARHOŞ MUSTAFA- DOKTOR adlı kişilerin hayat hikayelerini ve birbirleri ile tanışma hikayelerini birbirleri için onca yapılan iyilikleri anlatıyor. En son kısımda ise bu dört arkadaşın bir iyilik yapmak için çıktıkları yolda kaza geçirip yol kenarına gömülmeleri ve birinin orada namaz kılıp rüyasında onları görmesi sonucun üstünü kapatır türbe yapar. Yazar şöyle der: Böyledir. Bizde iyiler ölmez. Evliya olup içimizde yaşarlar nitekim görüyorsunuz işte. Yeşil türbe ile kaplanır mezarları ve kapısına şöyle bir levha asılır: Müslüman! Türbeleri ziyaret edin. Onlar size ölümü hatırlatır. Ama asla onlardan yardım ve şefaat istemeyin. Yardım ancak Allah'tan istenir. Lütfen ağaç dallarına bez bağlamayın. El- fatiha (Son)
İyiler ÖlmezMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20166,6bin okunma
Reklam