Erzurum'un asıl hayatını esnaf yapıyordu. Asıl güzel olan şey de, sağlam bir sınıf şuuruna ermesi, yukarıya imrenmeden aşağıya kendisini açık tutmasıydı. Esnaf kadını, eşraf kadının giydikleri elbiseleri giymez, yani kutnu'larla sırmalı elbiselerle süslenmezdi. İş terbiyesi almış, eli işlediği, yarattığı için nefsine saygı duygusu yerleşmiş şahsiyetli, kendine güvenir vatandaşlardan teşekkül etmiş bir kalabalık...
Elçinin imparatorun beraberinde bulunduğu ikinci saray ise şehrin bügünkü Bostancı ile Maltepe arasında Küçükyalı'daki Bryas Sarayı'dır. İmparator Theophilos tarafından İslam sarayının bir benzeri olarak 840 tarihlerine doğru yaptırılan bu sayfiye ve av sarayının alt yapı kalıntısı bugün hala Küçükyalı yakınında görülebilir. Liudprand'ın bu çevrede imparatorun ava çıktığını bildirmesi şimdiki Küçükyalı'dan arkada Kayış dağına uzanan arazinin o yıllarda avlanmaya uygun bir ormanlık bölgesi olduğunu gösterir.
Türk devrinde 'meydan-I esb' yani At Meydanı olarak adlandırılan Hipodrom Bizans döneminde önceleri quadriga adı verilen dört at koşulu yarış arabalarının koşu yaptıkları bir meydandır. Bu arabaları idare eden yarışçılar yeşiller, maviler, kırmızılar ve beyazlar olmak üzere dört ayrı gruba ayrılırlar. Bunlardan ilk ikisi yeşiller ve maviler günümüzün en başta gelen iki futbol kulübü gibi ünlüdür. En tanınmış yarışçıda Porphğyos adındadır.