..Bir ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık. Tanrının yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı. Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin.
"Katledilen ve sakat bırakan kötü insanalar, kurbanlarının yaslarını hayatları boyunca tutacak yakınlarını hiç düşünmezler. Nefret dışında hiç bir şey düşünmezler. Ve nefret... Nefret şimdiye kadar ne başarmış?.. "
Bizi Kara mizah ayakta tutuyor."Kötü haber, evinin top mermisiyle yarı yarıya yıkılıdığı. İyi haber, evini CNN de görebileceksin."
Her akşam dinlediğimiz radyo istasyonu bile yayınına aynı cümleyle başlıyor: "Radyoları için hala pili bulunan siz üçünüze iyi akşamlar..."
Bahtsızlığım yüzünden Tanrı'yı suçladığım anlar oldu. Yardımı için yalvardığım, umutsuzluk içinde ona seslendiğim. Ve ondan yardım gelmeyince ona kahrettim. Oysa Tanrı'nın suçlanmaması gerektiğini öğrendim.
Toplama kamplarında insanın insana uyguladığı zulümle ilgili bir soruyu hatırladım. Soru soruldu: "Söylesenize, Auschwitz'de Tanrı nerdeydi ?"
Ve yanıt geldi :"İnsan nerdeydi ?"