Çakıl Gofret

Çakıl Gofret
Yazılım Danışmanı
İstanbul
63 okur puanı
Eylül 2014 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap

Çakıl Gofret

, bir kitap okudu
9/10
·436 syf.··
2015 9. kitabı
Glenn Meade
8.7/10 · 805 okunma
Reklam
"Çatışma" ... en büyük çatışma kendimizi görme şeklimiz ve başkalarını görme şeklimiz arasındadır. Örneğin, biz tartışıyor olsak ve sen bana bağırsan, bunun sebebinin senin öfkeni kontrol edememen olduğunu düşünürüm. Fakat ben sana bağırsam, bunun sebebini kendi öfke kontrolsüzlüğüm değil, senin kışkırtman olarak görürüm. Bağırmamın uygun bir tepki olacağı ve senden kaynaklanan bir şey... ... İkimiz de benim sorunlarıma benim durumumun, ama senin sorunlarına kişiliğinin sebep olduğunu düşünecek kadar köşeye sıkışmış görünüyoruz. Bu problem yaratıyor. Benim her şeyi kendi bildiğim gibi yapmak istemem mantıklı gibi görünürken, senin her şeyi bildiğin gibi yapmak istemen çocukça görünüyor. Ben daha iyi hissettiğim, sen daha iyi davrandığın zaman daha iyi bir gün olacak. Ben her şeyi olduğu gibi görüyorum. Sen her şeyi mantığının çarpıttığı şekliyle görüyorsun.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Edebiyat
Her şeyin bir bedeli vardır. Ve her bedel günü gelince ödenir.
Sayfa 80·Kitabı okudu
Edebiyat

Çakıl Gofret

, bir kitap okudu
6/10
·480 syf.·
2015 5. kitabı
John Verdon
8.4/10 · 1.671 okunma
"Adam asmaca oynar mısın?" diye soruyor Theophile. Eğer iletişim sistemim repliklerimi çivilemiş olmasaydı, ona felçliyi oynamanın beni yeterince meşgul ettiğini söylerdim. Sözcükleri bir araya getirmek için dakikalar harcayınca en ince esprili bile anlamını yitiriyor. Sonunda da kelime kelime ifade etmeden önce neyin bu kadar eğlenceli göründüğünü kendin bile çok iyi anlamıyorsun. Kural, zamansız çıkıntılardan sakınmak. Bu da konuşmayı detaylardan, top oynar gibi karşılıklı laf atışmalardan mahrum bırakıyor. Bu zoraki espri yoksunluğunu, içinde bulunduğum şartların önemli zorluklarından biri olarak görüyorum. Yedinci sınıfların ulusal sporu adam asmacaya gelince... Bir kelimeyi, bir diğerini buluyorum. Derken üçüncüde tıkanıyorum. Aslında aklım oyunda değil. İçimi bir hüzün kapladı. Oğlum Theophile yanımda uslu uslu oturuyor, suratı sırtımdan 25 santim uzakta. Babası olan benim ise, ellerimi onun kalın telli saçlarının arasında gezdirmeye, ince tüylü ensesini avucumun içine almaya, yumuşak ve ılık küçük vücudunu kucaklamaya bile hakkım yok. Nasıl demeli? İçinde bulunduğum durum korkunç, iğrenç, adaletsiz. Birden artık daha fazla dayanamayacağımı hissediyorum. Yaşlar gözlerime doluyor.Korkma, küçük adam seni seviyorum. Hala oyunun etkisinde olan oğlum kelimeyi tamamlıyor. İki harf daha: o kazanıyor, ben kaybediyorum. Defterin bir köşesin darağacını, ipi ve ucundaki adamı çiziyor.
Sayfa 81·Kitabı okudu