x

7/10
·133 syf.·
2023 24. kitabı
Kitap okuyan okumayan herkesin illaki bir kere duyduğu, alıntılarını okuduğu kitap: Romeo ve Juliet. En ön yargılı olduğum kitaplardan birisiydi bu kitap çünkü herkes çok paylaşıyordu, alakalı alakasız her yerde alıntılarını okuduğum için kitabı okumadan kitaptan soğumuştum. Ta ki Hamlet'i okuyana kadar. Benim ön yargımı kıran kitaptı hem yazara hem de tiyatro eserlerine karşı. Hamlet'i okuyup çok beğendiğim için bu kitaba olan ön yargımı da kırmak istediğimden okuduğum bir kitaptı. "İyi ki okudum" ya da "keşke okumasaydım" demedim kitap için, iyi bir kitaptı yani okuması keyif veriyordu, akıyordu kitap ama abartılması yönündeki ön yargımda çok haksız değilmişim. Evet, güzel kitap, alıntıları çok hoş ama bu kadar abartılmayı hak eden bir kitap mı, aşkları o kadar destansı mı diye sorarsanız; cevabım kesinlikle hayır olurdu. Bana göre ortada bir aşk yoktu. Aşk nedir, ne değildir bilmiyorum ama bunun aşk olmadığını düşünüyorum, aşk bu olmamalı ya. Juliet'in benden küçük olması beni bir tık şaşırttı daha 14 yaşına bile girmediğini okuduğumda. Ben 20 yaşında falan saniyordum çünkü. Hiç aklıma gelmezdi o alıntıların 14 yaşında bile olmayan bir çocuğa ait olması ya da 14 yaşında bir çocuğa söylenmesi. Bu kadar küçük bir yaşta evlenmesine bir şey diyemeyeceğim çünkü büyük ihtimalle o dönemde böyleydi ve yazar bundan dolayı yazdı. Tabii araştırmadan bir şey söylemem doğru olmaz, bu yüzden bu konuda susma hakkımı kullanıyorum:D (o dönemde böyle olabiliri yazarken aklıma bu dönemde de hâlâ böyle küçük yaşta evlendirme olaylarının olduğu geldi ve bi afalladım. Gerçekten çok üzücü, keşke hiçbir dönemde yaşanmasa bu tür şeyler.) Şimdi gelelim Romeo'ya... Çok sinirlendigim bir karakter. Aynı şekilde ne aşkını ne de kendisini samimi buldum. Bana kalırsa Juliet'in aşk olarak
Edebiyat
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,8bin okunma
Reklam
9/10
·188 syf.·
2023 11. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasıyla beraber, okuduğum ilk tiyatro eseriydi de. Açıkçası yazara karşı önyargılıydım, Romeo ve Juliet kitabı yüzünden. Çünkü ne izlesem, ne okusam illa karşıma çıkıyordu kitabın en bilindik alıntıları. Bu da maalesef bende gereksiz bir önyargı oluşturdu. Uzun zamandır kitaplığımda bekleyen bir kitaptı, okumayı düşünmediğim de bir kitaptı ama nasıl oldu bilmiyorum bir baktım kitaba başlamışım... Daha önce de başlamıştım ama yarım bırakmıştım, kitap bittiğinde bunun da pişmanlığını yaşadım. Bazı kitaplar, kendi zamanını kendileri belirliyor sanırım. Belki de yarım bıraktığım zamanda yarım bırakmamış olsaydım, daha anlamlı gelmezdi bazı yerler. Eh bardağın dolu tarafına bakmak gerekiyor bazen de tabii. Kitap hakkında yorumlarıma gelecek olursam, gerçekten mükemmel bir eserdi. Hamlet'in gelgitleri, yası, öfkesi, Kral'ın düzenbazlığı, Horatio'nun hep Hamlet'in yanında olması gerçekten iz bırakan, unutulmayacak şeylerdi bana kalırsa. Fazlasıyla akıcı ve sürükleyici olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Hamlet'in ne yapacağını bilememesi bazı durumlarda, tuttuğu yası sadece kendisinin tuttuğunu diğer herkesin daha düzgün bir zaman geçmeden her şeye hiçbir şey olmamış gibi devam ettiklerini fark ettiği anlardaki çaresizliği ve herkese karşı olan haklı kızgınlığı çok tanıdık olduğu içindir belki de kendimi Hamlet'in yerine bu kadar kolay koyabilmem. (spoiler) Ophelia... hak etmemişti yaşadıklarını. Sevmemeliyiz, bağlanmamalıyız diye diye öldü resmen. Çiçekler asarken ırmağa düşüp ölmesi de çok etkileyiciydi bence. O kısmı okuduğumda ilk sorguladığım şey, belki de düşmemiş olabileceği ihtimaliydi. Sonuçta tutunacak bir dalı kalmamıştı. Ağacın dalından düşüp ölmesi de oldukça manidar... Ophelia-Hamlet ilişkisi tam bir doğru insan, yanlış zaman
Edebiyat
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
10/10
·128 syf.·
Beğendi
·
2023 8. kitabı
üzerinde konuşmayı çok istediğim ama kelimelerimin yetersiz kaldığı kitap: insanlığımı yitirirken. bu incelemeyi üçüncü yazmaya çalışışım. ne desem ne söylesem eksik kalıyor, bir türlü gerçekten tüm düşüncelerimi aktaramıyorum... kitap o yalnızlık, anlaşılmama, anlam bulamama duygularını o kadar güzel geçiriyor ki okuyucuya afallıyorsunuz önce. kendi adıma konuşacak olursam, bir cümle okuduğumda o bir cümle ne kadar düşünülebilirse o kadar düşünmüş olabilirim. okurken resmen acı çektim. karakterin yaşadıklarını sanki ben yaşamışım gibi hissettim, gerçekten o acıyı, anlaşılmamayı hissettim. belki de bunun sebebi "acı çeken başkalarının acı çektiğini hissederler." kendimi de çokça sorguladım kitap boyunca "ben de böyle miyim ya da böyle miydim" diye. dazai'nin otobiyografi kitabında "dazai ise aylak. aylak ise dazai..." diyor. ben bu kitabı okuduktan sonra o alıntı "dazai ise yozo. yozo ise dazai..." oldu. bana kalırsa hiçbir kitap yazarından bağımsız olarak düşünülemez çünkü yazar kendi hayatını, duygularını katar kitabına ama dazai insanlığımı yitirirken okurken hayatındaki neredeyse tüm dönüm noktalarını(en azından bizim bildiklerimiz) yazmış. sanki dazai hayatını kitaba katmamış da, hayatını yazmış insanlığımı yitirirken olmus gibi. hem otobiyografi kitabında hem de bu kitapta aynı olan bir sürü olay vardı. hatta bir cümle bile aynıydı. "kadın öldü. ben ise kurtuldum." beraber intihar ettiği aşığı için yazılmış cümle. bu cümleleri okuduğumda "BEN BUNU GÜNÜN İLK IŞIKLARINDA DA OKUMUŞTUM" diye yükselip şaşırmıştım çünkü cümlelerine kadar aynı olacağını düşünmemiştim. ilk hatırat'ta yozo ailesinden ilk bahsettiğinde dazai'nin kendi hayatını yazabileceğini tahmin etmiştim fakat dediğim gibi cümlelerin dahi aynı olacağını düşünmemiştim. hayatıyla paraleldi kitap.
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
7/10
·454 syf.·
2021 39. kitabı
Herkese merhabaa Kitabı çok beğendiğim söylenemez ama beğenmediğim de söylenemez. Benim için kötü olmayan ama iyi de olmayan bir kitaptı. Konusuna gelirsek, paraya ihtiyacı olan bir makyöz olan Jess, bir müşterisinden "bir anket yapılacağını ve ankete katılan kişilere 500 dolar verileceğini" öğreniyor ve ankete katılıyor, bundan sonrasında gelişen olaylar, Jess'in sırları da kitapta yer alıyor. Kitabın yazım dili "şimdiki zaman", benim okuduğum kitapların yazım dili çoğunlukla "şimdiki zamanın hikayesi" olduğundan yazım dilini pek sevemedim... Tabii bu, yazım dilinin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Eğer bu yazım diline alışık olsaydım sevebilirdim... Çoğu kişi, kitabın mükemmel bir psikolojik gerilim kitabı olduğunu belirtmiş fakat ben neredeyse hiç gerilmedim... Kitabın sonunu pek beğenmedim açıkçası... Biraz basit bir sondu benim için... Kitabı önerir miyim? Kesinlikle okumalısınız, diyemem. Bu kitap yerine çok daha güzel kitaplar okuyabileceğinizi düşünüyorum. Umarım faydalı bir inceleme olmuştur. İyi günler dilerim ^^.
Edebiyat
İsimsiz KızSarah Pekkanen · Ephesus Yayınları · 2020331 okunma
6/10
·464 syf.·
2021 30. kitabı
merhabalaar. hiç uzatmadan incelememe geçiyorum... kitabın konusundan bahsetmeyeceğim, kitabın arkasında gayet güzel bir şekilde açıklandığını düşünüyorum. biraz karakterler hakkında düşündüklerimi paylaşmak istiyorum. akın, maalesef fazla sevemediğim bir karakter oldu. akın tam bir bad boydu... ve ben bad boylardan nefret ederim... okyanus, bazı davranışlarıyla kendime benzettiğim bir karakterdi fakat okyanus'a da çok ısınamadım... ela'dan behsetmek gerekirse, okyanus'a olan bazı davranışları biraz can sıkıcı ve saçmaydı... çirkef sena, dolunay, hayran, dağhan, burak, murat ve yiğit ile birlikte oldukları zaman ise grup tamamlanıyor... ve grup tamamlandığı zaman çok eğlenceli oluyor! kitabın çok güzel, hayran bırakan bir kurgusu yoktu, sıradandı. kitabın başları çok eğlenceliydi fakat sonlara yaklaştıkça kitabın bozulmaya, saçmalamaya başladığını düşünüyorum. bazı yerlerde direkt olarak kötü çocuk-masum kız okuduğumuzu düşünüyorum. ve bu beni çıldırttı! örnek vermek gerekirse; akın, okyanus'un giydiği şeye karışıyor ve "bir daha giymeyeceksin" diye bağırıyor... okyanus ise ne yapıyor tahmin edin..? "insan gibi giyme desen giymezdim zaten" diyor... gel de çıldırma! ben mi çok akıllıyım, okyanus mu çok aptal, diye o kadar düşündüm ki bu kısımda... son kısımlar çok klişeydi... evlilik ile biter ve mutlu son! bu sondan sadece ben sıkılmış olamam değil mi..? ve ne olacağını çok önceden tahmin edebiliyoruz... toparlamak gerekirse; yazarın yazım diline de çok bayıldığım söylenemez, sıra dışı bir konusu da yoktu... klişe bir kitap okumak istiyorsanız, seveceğinizi düşünüyorum... ne yalan söyleyeyim, kitaba verdiğim paraya acıdım... keşke diyorum, keşke başka bir kitap alsaymışım... kitabı önerir miyim? "kesinlikle okumalısınız, çok güzel bir kitap" diyemem ama okumak
Edebiyat
#VarmısınMeryem Nart · Ephesus Yayınları · 2020937 okunma
Reklam