Sanat ve Siyaset
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 306. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 03:07
Sıkı izleyicisi olduğum efsanevi yönetmen Ken Loach ile sıkı okuru olduğum genç Fransız yazar Édouard Louis in sanat,hayat ve siyaset üzerine söyleşisi.Sadece ülkemizde değil tüm dünyada gittikçe ağırlaşan çalışma şartları ve insanca yaşamın zorlaşması üzerine neden halen sağ siyasetin gündemi belirlediğini çözümlemeye çalışan ikili,savunmada kalan ve gündem üretemeyen, gittikçe silikleşen solun nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini irdeliyor. Egemenlerin tahakküm altına aldığı halk kitlelerinin nasıl yeniden örgütlenebileceği,başka bir dünyanın mümkün olabileceğini tartışan,kısa olsa da ufuk açan söyleşiyi mutlaka okumanızı öneririm.
Sanat ve Siyaset KonuşmalarıÉdouard Louis · Tellekt · 2024118 okunma
10/10
·568 syf.··
Beğendi
·
2026 123. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:25
Bu kitabı anlatmak gerçekten kolay değil çünkü içeriği birkaç cümleyle özetlenebilecek kadar dar bir alana sıkışmıyor. Daniel Levitin, modern dünyanın bizi her gün maruz bıraktığı bilgi yükünü, sürekli karar vermek zorunda kalışımızı ve bunun zihnimizde oluşturduğu yorgunluğu ele alıyor. Ancak bunu yaparken klasik kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi yalnızca tavsiyeler sıralamıyor beynimizin nasıl çalıştığını, dikkatimizin nasıl dağıldığını ve neden bazen en basit şeyleri bile unuttuğumuzu bilimsel araştırmalarla açıklıyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın her iddiasını sağlam temellere dayandırması oldu. Anlatılan hiçbir konu havada kalmıyor. Günlük hayatımızda sıradan kabul ettiğimiz birçok davranışın aslında zihinsel enerjimizi nasıl tükettiğini öğrenmek oldukça ilgi çekiciydi. Özellikle karar yorgunluğu, dikkat yönetimi, bilgi depolama biçimimiz ve beynin sınırlı kapasitesi üzerine anlattıkları uzun süre düşündüren türden. Not aldığım ve altını çizdiğim yerlerin sayısı tahmin ettiğimden çok daha fazla oldu. Çünkü kitap yalnızca bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda insanın kendi yaşam düzenine de farklı bir gözle bakmasını sağlıyor. Çoğu zaman unutkanlığımızı, dağınıklığımızı veya odaklanma sorunlarımızı kişisel bir eksiklik olarak görüyoruz. Oysa yazar, beynin belirli sınırları olduğunu ve bu sınırları anlamadan verimli olmaya çalışmanın bizi gereksiz yere yorduğunu anlatıyor. ️Kitabın sevdiğim bir diğer yanı ise teoride kalmaması oldu. Beynin çalışma prensiplerini anlattıktan sonra bunları günlük hayata nasıl uygulayabileceğimizi de gösteriyor. Eşyalarımızı düzenleme şeklimizden zaman planlamasına, yapılacaklar listelerinden bilgi yönetimine kadar pek çok konuda uygulanabilir öneriler sunuyor. Fakat bunu "hayatınızı değiştirecek 10
Organize ZihinDaniel J. Levitin · Pinhan Yayıncılık · 03 okunma
Reklam
Puan vermedi·240 syf.··
2026 397. kitabı
Her Şey Seninle Başlar, Mümin Sekman’ın Türkiye'de kişisel gelişim ve başarı yönetimi alanında adeta bir fenomen haline gelmiş, milyonlarca okura ulaşmış en önemli eseridir. Kitap, bireyin kendi hayatının iplerini eline alması ve potansiyelini keşfetmesi üzerine kurulu güçlü bir manifesto niteliğindedir. Mümin Sekman bu çalışmasında, insanların başarısızlık karşısında geliştirdiği en büyük engellerden biri olan öğrenilmiş çaresizlik sendromunu mercek altına alır. Hayatın zorlukları karşısında atalet içinde kalmayı, sürekli başkalarını suçlamayı ve kaderci bir yaklaşımı reddeden yazar; başarının tesadüf olmadığını, sistemli bir çalışma, doğru düşünme biçimi ve sarsılmaz bir kararlılıkla elde edileceğini savunur. Kitap, bireye "Eğer hayatında bir şeyler değişsin istiyorsan, değişimi başlatması gereken kişi aynaya baktığında gördüğün kişidir" mesajını çok net bir şekilde verir. Yazarın akıcı, motive edici, teorik bilgiler yerine gerçek hayattan başarı hikayeleri ve pratik analizlerle örülü dili, okuyucuyu hızla harekete geçmeye davet eder. Kendi sınırlarını aşmak, içindeki gücü uyandırmak ve hayatına yeni bir yön vermek isteyen herkes için ufuk açıcı ve cesaret verici bir başucu rehberidir.
Her Şey Seninle BaşlarMümin Sekman · Alfa Yayıncılık · 202316,7bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2022 47. kitabı
Kitap, İslam düşünce ve kültür tarihinde "kesinlik" ile "müphemlik" arasındaki ilişkiyi merkeze alıyor. Bauer, klasik İslam geleneğinde farklı yorumların, çok anlamlılığın ve belirsizliğin uzun süre doğal karşılandığını; modern dönemde ise tek doğru yorumu arama eğiliminin güçlendiğini çeşitli örneklerle ele alıyor. Edebiyattan fıkha, Kur'an yorumlarından dile kadar geniş bir alanda, İslam medeniyetinin çoğulcu yapısını tarihsel bir perspektifle inceliyor. Kitap, sadece dinî metinleri değil, aynı zamanda kültürel dönüşümleri de anlamaya çalışan disiplinler arası bir çalışma niteliğinde. Okurken yer yer yoğunlaşan akademik dili nedeniyle dikkatli bir takip gerektiriyor. Buna rağmen, İslam düşünce tarihi, yorum geleneği ve kültürel değişim üzerine okumalar yapanlar için farklı bir bakış açısı sunan eserlerden biri.
1000Kitap
Müphemlik Kültürü ve İslamThomas Bauer · İletişim Yayınları · 2019107 okunma
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi
Puan vermedi·336 syf.··
2026 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 18:48
Demir Ökçe — Jack London kitap yorumu/incelemesi Çoğu zaman distopya olarak anılıyor. Ama okurken bunun sadece gelecek kurgusu olmadığını anlıyorsunuz. 1908'de yazılmış. Yüz yıldan fazla önce. Ve insan doğası, sınıf çatışması, iktidar hakkında şaşırtıcı derecede güncel. "Üzerine giydiğin beyaz gömlek kanlı ve sen bunun farkında değilsin." Romanda fabrikada kolunu kaybeden bir işçi sahnesi var. Çalışma saatleri o kadar yoğun, işçiler o kadar yorgun ki — makine zilini beklerken dikkat dağılıyor. London işçi sınıfının gerçekliğini tüm çıplaklığıyla seriyor, dramatize etmeden. Hadi kitaba geçelim: Jack London'ın döneminin Amerika'sına, sınıf mücadelelerine ve sosyalist dünya görüşüne dair güçlü bir yorum. Dili akıcı ve anlaşılır, olay örgüsü sürekli hareket halinde — kendini okutuyor. Ama yalnızca olay odaklı da değil; arka planda sürekli işleyen felsefi ve politik tartışmalar var. Kitabın merkezinde Ernest ve Avis çifti var. Ernest sosyalist bir düşünür, ağzından kapitalist sistemin vahşeti ve işçilerin köleleşmesi anlatılıyor. Avis ise sıradan bir aristokrat kızı — Ernest'le tanışınca hayatı tamamen değişiyor. Onun gözünden biz de sistemi görmeye zorlanıyoruz. Bu kitabı özel yapan şey 1908'de yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ bu kadar tartışılıyor olması. George Orwell'in 1984'ünün temelinin burada atıldığını söyleyen eleştirmenler var. Okurken önce öfke, sonra çaresizlik, sonra acı bir gerçekleşme hissediyorsunuz. Tek sorunum son bölüm: tamamlanmamışlık hissi bırakıyor. "Birkaç sayfa daha olsaydı" diye düşünüyorsunuz. Bilinçli bir tercih olsa da okuma deneyiminde belirgin bir boşluk yaratıyor. Bir de yoğun dipnotlar var — bazen dünyayı daha inandırıcı kılıyor, bazen anlatının akışını kesiyor. Jack London'ın ideolojisine katılmasanız bile kurduğu dünyanın
Demir ÖkçeJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202519,4bin okunma
Puan vermedi·87 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:08
#okudumbitti#biryerde Chance yetimdir ve kendini bildi bileli İhtiyar Adam dediği kişinin yanında bahçıvan olarak çalışmaktadır. Dış dünyayla bağlantısı yoktur, odasında televizyon seyreder, bahçeyle ilgilenir. Hayatı bu şekilde tek düze akar gider. Bir gün İhtiyar Adam ölür ve şirketinden evi denetlemeye gelen kişiler Chance’a ait ne bir kimlik ne de varlığına dair ne bir çalışma kaydı vardır. Okuma yazma da bilmez. Daha sonra Chance evden taşınmak zorunda kalır ve evden çıktığı gün araba kazası geçirir. Kazadan sonra kendini zengin bir malikanede bulur ve ona çarpan kişinin yanında yaşamaya başlar. Zengin ve nüfuzlu bir kadın olan E.E , Chance’ı üst düzey yöneticilerle, bürokratlarla tanıştırır ve herkes ondan çok etkilenir. Konuşmalarına hayran kalırlar. ayrıca Chance televizyona da çıkmaya başlar ve giderek tanınan bir figür olur. Ancak Chance’ın hiçbir konuda hiçbir bilgisi yoktur. Tavırları sadece televizyonda izlediği programlardan öğrendiği kadarıyladır. Çevrede göz önünde olmaya başladıkça üst düzey yetkililer onu araştırır ancak hiçbir şey bulamaz. Ve Chance çevresinde olup bitenlere kayıtsız bir şekilde akışta kalarak olduğu gibi yaşar. ️ Roman sonunda Chance’ın bahçeye çıkmasıyla son bulur. Ne kadar manidar Bir Yerde eseri oldukça kısa ama üzerine çok konuşulacak kara mizah-hiciv romanı aslında. İnsanlar Chance’in konuşma içeriğine değil de kendi algılama şekillerine bakıyorlar. Hayatta üst düzey konuma gelmek için bazen çok zeki, çok eğitimli olmak değil de şans (Chance başkarakter) ,tesadüfi durumlarda buna yol açabiliyor. En nihayetinde insanlar görmek istediklerini görüyorlar. Siyasiler ve bürokratların egolarının eleştirisi yapılmış ve insanların otoriteye körü körüne inanması, sorgulamadan her şeyin kabul edilmesi de eleştirilen diğer
Bir YerdeJerzy Kosinski · E Yayınları · 1990541 okunma
Reklam
Reklam