Tahsil ve terbiyeleri için servetler harcanmış iki efendinin bu kadar kolay parlamaması için herhalde birkaç kuşak daha geçmesi gerekecekti. Servete konmuş fakirin üç kuşak fakirlik kokması ve açlığın yerini açgözlülüğün alması yahut dinden çıkmış Müslümanın üç kuşak daha hacı yağı kokması ve takvanın yerini bağnazlığın alması belki doğruydu.
Mektepli Kumandan matbaada basılmış bir kutsal kitap kadar sabit, alaylı Kral ise üstünde hesaplar yapılan bir karatahta kadar değişken ve her an yeniydi ... Sanki biri ıstampa, diğeri kalemdi.