Her gün, her saat hayata dört elle sarılmak, gelecekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek, tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakmamak gibi karşı konulmaz bir içgüdüydü.
Tek yapması gereken, yıllardır kafasının içinde akıp giden o bitmez tükenmez, tedirgin monoloğu kağıda dökmekti. Ne ki, şimdi o monolog bile silinip gitmişti.