9/10
·416 syf.··
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 10:56
Elizabeth Zott’u okurken insan ister istemez şunu düşünüyor: Bir kadının zeki ve başarılı olma ihtimali neden insanları rahatsız ediyor? Bir Kimya Meselesi ilk bakışta mizahi, akıcı ve sıcak bir roman gibi duruyor ama altında epey tanıdık bir öfke var. 1950’li ve 60’lı yıllarda, kadınlardan evde oturması, çocuk bakması, yemek yapması ve mümkünse fazla soru sormaması beklenirken Elizabeth Zott laboratuvarda var olmaya çalışan bir kimyager. Üstelik sadece “çalışan bir kadın” değil; ne istediğini bilen, zekâsını saklamayan, güzelliğinin aklının önüne geçirilmesine boyun eğmeyen bir kadın. Romanın en sevdiğim tarafı, Elizabeth’in hayata da kimya gibi bakması oldu. Net, ölçülü, kanıt isteyen, boş lafa pek tahammülü olmayan bir karakter. Calvin Evans’la ilişkisi, anneliği, işyerinde uğradığı ayrımcılık ve sonra kendini bir yemek programının içinde bulması… Bütün bunlar ilk bakışta hayatın onu başka bir yere savurması gibi görünüyor ama Elizabeth girdiği her yeri kendi üslubuyla dönüştürüyor. Yemek programı bile onun elinde sadece yemek tarifi verilen bir yer olmaktan çıkıyor; kadınlara “siz bundan ibaret değilsiniz” diyen küçük bir isyana dönüşüyor. Bir de Altı Buçuk var tabii. Kitaptaki köpek karakteri ilk bakışta tatlı bir ayrıntı gibi görünebilir ama bana göre romanın sıcaklığını taşıyan en güzel yanlardan biri. Elizabeth’in sert, kontrollü, kendi ayakları üzerinde duran hâlinin yanında Altı Buçuk, eve başka bir duygu katıyor. Bazen bir insanı en iyi anlayan şeyin başka bir insan olmaması da tuhaf ama güzel. Bu kitapta aile dediğimiz şeyin sadece kan bağıyla, evlilikle ya da toplumun onayladığı kalıplarla kurulmadığını da biraz da bu tarftan hissediyoruz. Kitabın mizahını sevdim, çünkü anlatılan meseleleri hafifletmiyor; aksine okunur kılıyor. Cinsiyetçilik, yalnız
Bir Kimya MeselesiBonnie Garmus · Altın Kitaplar · 20233,983 okunma
Bir Kimya Meselesi - kitap yorumu
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 13:23
Spoiler içeren yorum: Okuduğum en kaliteli kitaplardan biri. Yazar temayı öyle güzel işlemiş ki, olayları o kadar güzel sıralamış ki, birkaç bölümde Elizabeth ve Calvin’in hikayesine bağlandım ve Calvin ölünce içim Elizabeth kadar burkuldu… Elizabeth 50-60 yıllarında cinsiyetçi toplumun içinde, normların dışında bir hayat stili ve düşünce tarzıyla, biliminsanı olarak varolmaya çalışan bir kadın. Aynı zamanda anne. Ve yemek yapmanın ciddi bir kimya işi olduğunu anlatan, bunu yaparken yaptığı bilimsel konuşmalar ve dobralığı sayesinde bir yandan hayat dersi vererek devrim yaratan harika bir yemek programı sunucusu. Kadınların yaşadığı haksızlıklar, cinsiyetçi muameleler öylesine sinir krizi geçirmeme neden oldu ki… zaman zaman kitabın içine atlayıp karakterleri boğasım geldi. Bunun yanında dini temsil eden insanların pislikleri de cabası… malesef ki hepsi gerçekten olan şeyler. Kurgu, hakkını vere vere feminizm karşıtı düşüncelerin ne kadar saçma ve korkunç olduğunu defalarca okurun yüzüne vuruyor. Feminist düşünceye karşıt insanların hala aramızda olması çok acı. Bence bunu tam olarak anlayamayan bir kesim var. Cinsiyet eşitliği biyolojik olarak benzer olmak demek değildir, aynı haklara ve aynı olanaklara sahip olabilmek, aynı muameleyi görebilmektir ve kitap bunu çok güzel bir olay örgüsü içinde vurgulamış. Bir kadın da bir erkek gibi hem kariyer hem çocuk yapabilir. Bir kadın da biliminsanı olabilir. Bir kadın da kürek sporu yapabilir. Bir kadın da savaş temalı kitaplardan, arabalardan hoşlanabilir… çünkü erkek de kadın da insandır ve bunların temeli cinsiyete değil, karaktere/eğitime/yetiştirilme tarzına dayanır. Bu arada kadınların, erkeklerin zeka ve mizah anlayışlarına aşık oldukları ve tiplerini önemsememeleri detayı gözümden kaçmadı. Elizabeth hoş bir
Hayata Dair
Bir Kimya MeselesiBonnie Garmus · Altın Kitaplar · 20233,983 okunma
Reklam
7/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 23:06
Kitabı okurken Asimov'a bu kadar geç başlamanın pişmanlığını yaşadım. Her şeyden Will Smith'in başrolde olduğu ve aynı adı taşıyan "Ben Robot" filmi ile kitabın hiç alakası olmadığını söylemeliyim. Film kötü mü? Kesinlikle hayır hatta benim en sevdiğim bilim kurgu filmlerinden biri ama kitap ve filmin uzaktan yakından alakası yok. Kitap,tek bir hikâyeden ziyâde Robo psikolog olan Susan Calvin'in büyük ölçüde anılarını anlattığı robotlarla ilgili hikâyelerden oluşuyor. Her hikâye farklı özelliklere sahip olan bir robotu anlatıyor ama bu hikâyelerde robotlar ve özellikleri değişsse de üç temel kanuna istisnasız her robot uymak zorunda: 1. Robotlar insanlara zarar veremez ya da eylemsiz kalarak insanlara zarar gelmesine göz yumamaz. 2. Robotlar birinci yasa ile çelişmediği sürece insanlar tarafından verilen emirlere uymak zorundadır. 3. Bir robot, birinci veya ikinci yasa ile çelişmediği sürece kendi varlığını korumak zorundadır. Kitaptaki her öykü bu üç kanun çerçevesinde şekilleniyor. Asimov bu hikâyeleri 1950'li yıllarda yazmış ve daha robot teknolojisinin yeni yeni emeklediği bu zamanda yazarın yaratıcılığı ve günümüzde tartışılan konulara hikâyelerde değinmesi okurken ben iyi en çok etkileyen yer oldu. Bence bilim kurgu eserlerinin güzel yanı her birinin geleceğe yönelik öngörü ve tahmin yürütmeleri
Ben RobotIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20229,4bin okunma
BEN,ROBOT
Puan vermedi
Isaac Asimov'un Ben, Robot kitabı dokuz öyküden oluşan bir romanın hikayeleştirilmiş hâli. Kitabın 50'li yıllarda yazıldığını göz önüne alırsak, insanlığın ilerki uzun yıllarda hayali gerçekleşmiştir. İnsanlık teknolojik çağına girmiş ve robot üretimine geçmiştir. Güneşin sistemimizde, insan gücünün yerini robotlar almıştır. Çocuk bakıcısından, uzay görevlerine kadar herşey robotlara yaptırılıyor. Bu anlamda dünya ekonominin gelişmesiylede altın çağınıda yaşıyor diyebiliriz. Hikayenin en kemikleşmiş hali, herşeyin üç yasa tarafından işleniyor olması. Nedir bu yasalar. 1. Robotlar insanlara zarar veremez, ya da eylemsiz kalarak onlara zarar gelmesine göz yumamaz. 2. Robotlar, Birinci Kanun'la çelişmedigi sürece insanlar tarafından verilen emirlere itaat etmek zorundadır. 3. Robotlar, Birinci ya da İkinci Kanun'la çelişmediği sürece kendi varlıklarını korumak zorundadır. Her ne kadar bu robot kanunları yürürlükte olsada kusursuz bir şekilde işlemiyor. Bilim insanları yinede bir takım aksaklıklarla karşılaşıyorlar. Ve her ne kadar sorunla karşılaşsalarda bu sorunu kendi zekalarıyla aşmak zorunda kalıyorlar. Susan Calvin'in anılarından oluşan hikayelerde, bilim insanları her karşılaştığı sorunları mantıkla çözmeleri çok iyiydi. Her bölüm ilerledikçe robotlar bir üst düzeyde gelişiyorlar. Hikayede azda olsa politik eleştirlere değinilmiş, insan doğası ve felsefi çıkarımlarda hikayeden geri kalmamış. Eser daha çok gelecek öngörüsüyle ilgiliydi. Robotlar insanlardan daha zeki, ama insanlığı robotlardan koruyan şeyde bu üç yasa, zaten bu yasalar olmasa durum Matrix olayına evrilirdi. Ama bana göre kitap biraz ortalama bir eserdi. Çünkü şimdiki bilim-kurgu eserlerine kıyasla, biraz daha çağ dışı ve çok uçuk bir konu ortaya çıkarmış yazar. Tabii ki Asimov'un tek bir
Bilim-Kurgu
Ben RobotIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20229,4bin okunma
Bu Kez Düşmeme İzin Verme - Çorak Topraklar
10/10
·543 syf.··
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:27
Doğdunuz evi seçemezsiniz. Annenizi babanızı seçemezsiniz. Ama dünyanızı değiştirmeyi, sevgilinizi, kocanızı, en yakın arkadaşınızı kendiniz seçebilirsiniz. İşte Çorak Topraklar tam da bize seçimlerimizden bahsediyor. Bazen doğru bazen yanlış da olsa kalbinin Ka-tet’inde yürümeyi seçenler pişman olmuyor. Kara Kule’nin üçüncü kitabı Çorak Topraklar “Bir Avuç Tozdaki Korku” bölümü ile başlıyor. Orta Dünya’nın bekçilerinden ayı Shardik bu çürümenin ve yozlaşmanın en güzel örneklerinden biri. Eddie ise ilk ciddi silahşörlük deneyimini bu olayla yaşıyor. Suzannah ise kocasına her daim destek oluyor. Roland ise daha önce ölümün kollarına bırakmak zorunda kaldığı Jake’e tekrar kavuşma yolunu buluyor. Ama Jake’i kendi dünyasına getirmek hiç kolay değil. Malikane denen belalı, eski “ben anormalim” diye bağıran bir eve girmek zorunda. Ya evin kendisi de başlı başına bir canavarsa? Jake başlı başına cesur, gözüpek ve çocuk olmasına rağmen olağanüstü atak bir karakter. Sadece kafaya önem verenlerin gittiği bir okula gidiyor. Orada yazdığı kompozisyon çok beğenilse de çıldırmanın eşiğine gelmiş Jake boş bir arsada “Gül” ile karşılaşıyor. Orada Beyaz’ın sesi ve Işın’ın gösterdikleri ile artık New York’ta işinin kalmadığını biliyor. Onu gerçekten seven, anlayan yeni dostlarına doğru yola çıkıyor. Zorlu bir kavuşma… Ve son silahşör Roland yeni ailesi ile Ka’nın ona verdikleriyle mesafeleri aşmaya devam ediyorlar. Aralarına Billy Ahmak denilen çok zeki ve hisli konuşan hayvan “Oy” da katılıyor. Jake’in bir bilmece kitabı var onu da Roland’ın yanına gelmeden önce Calvin Tower’ın dükkanından alıyor. Tower çifte sembollü bir anlam taşıyor ve ileriki kitaplarda sıkça rastlayacağız. Ve zorba Mono Blaine…Lud şehrini delirten elektrik Tanrısı. Ona bela da diyebiliriz. Demirin yaratılmış en
Roman
Çorak TopraklarStephen King · Altın Kitaplar · 20081,723 okunma
Spoiler
10/10
·416 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 18:34
Yaklaşık 3 yıldır okumak istediğim bir kitaptı ve bu yıl sonunda okudum, iyi ki de okumuşum. Yazarın anlatımı olsun, karakterleri olsun, hikayesi olsun her şeyiyle mükemmel bir kitaptı. Gerçekten abartıldığı kadar hatta daha fazlası varmış. Elizabeth ve Calvin çifti okuduğum en iyi çiftlerden biriydi, onların hikayesinin kısa sürmesi ve trajik bir şekilde bitmesine çok üzüldüm. Köpekleri Altı Buçuk’a BAYILDIM. Çocukları pek sevmem ama kızları Mad çok tatlıydı, sadece yaşından çok daha büyük ve zeki davranması yer yer abartı geldi. Bir kadın kimyagerin gözünden 1950’li yıllarda hayatın nasıl olduğunu okuyoruz, fazla ayrıntı vermek istemiyorum ama çok etkileyici, üzücü, hem düşündüren hem de iç ısıtan bir kitaptı. Kesinlikle öneriyorum.
Bir Kimya MeselesiBonnie Garmus · Altın Kitaplar · 20233,983 okunma
Reklam
Reklam