“Bağımlılıktan nefret ettim. Gitmemi, terk etmemi engeller diye.Ne bir maddeye,ne de bir insana bağlandım. Sırf bunu kanıtlamak için eroin kullandım,aşık oldum.İkisinide arkama bakmadan bırakıp gittim.”
“Sen de fark ettin mi? Az, dediğin, küçücük bir kelime. Sade ce A ve Z. Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbir leri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi... Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum, demek, seni kendimden çok biliyorum, demektir. Bilmesem de, öğrenmek için her şeyi yaparım, demektir. Belki de az, her şey Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...”