8/10
·112 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:13
Albert Camus un okuduğum ilk eseri oldu. Yazarın dq çıkış yapan ilk kitabıymış zaten. Yazarla böyle tanışmış oldum, kendi ruh halime de biraz yakın bulduğum için severek okudum. Tek beğenmediğim yanı bazen * saçma sapan cümle kalıplarının olmasıydı *. Yani o an dünyayla kendimi çok benzer, çok kardeşçe buldum, bu yüzden mutlu oldum, diyor. Senin dünyayla ne ortak yanın olabilir Allah aşkına :)) tek sevmediğim buydu o da zaten 1 2 cümle tek vardı kitabın sonuna doğru. Olay örgüsüne gelirsek mersault adında ( soyadı) karakterimizin annesinin ölümüyle birlikte defin işlemleri için huzur evine gitmesiyle başlıyor. Ve hayata karşı aşırı kayıtsız, umursamaz, vurdumduymaz biri olan karakterimiz bu ölüm olayını bile gayet normal bir şey gibi çay, kahve elde sigara ile karşılayıp, bitse de kurtulsam kafasında olan biri. Ha bu kayıtsızlığı ilerde başına çok büyük bir bela açacak ve biz de bunu okuyacağız :)). Karakter hakkındaki kendi fikrimi yazacak olursam da bence kitaba da ismini verdiği gibi Yabancı biri. Herkese, her şeye yabancı. Sevmeye yabancı, sevilmeye yabancı, öfkeye yabancı, kıskançlığa yabancı, insanların kırılıp kırılmamasına yabancı... Robot gibi takılıyor. Takıldığı kız arkadaşı Beni seviyor musun, diyor mesela. Cevabı ; sevdiğimi sanmıyorum ama bence önemsiz zaten, oluyor. :) Yani bence karakterin canlı ve insanlarla ortak tek duygusu libidosu. Onun dışında ruhsuz bir adam. Bezgln Bekir var bizim burada onun gibi bir şey. Henüz mersault kadar ruhsuz olmadım ama gittikçe ona benzediğimi de hissetmiyor değilim. O yüzden hissederek, onun ruh haliyle okudum ben. Severek okudum. İsteyen de okusun.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
“Xoşbəxtliyi nə uzatmaq nə qısaltmaq olar. Xoşbəxtsən vəssalam.Hətta ölümdə xoşbəxtliyə əngəl deyil, o sadəcə oyunun qaydalarına daxil olan bir təsadüfdür.” Cümlə kitabın məğzini o qədər dərindən ifadə edir ki, sadəcə heyranlıqla baxıram. Kitab insanı o qədər düşünməyə vadar edir ki. Xoşbəxtlik nədir? Xoşbəxtliyin nə olduğundan xəbərdarıqmı ya da həqiqətən dərk edirikmi? Azadlıq, təklik, qayğısızlıq, istədiyin şəkildə yaşamaq bunlar bizi xoşbəxtliyə çıxararmı? Ölümdə xoşbəxtliyin bir parçasıdırmı? Və bunun kimi yüzlərlə sual və bunlara cavabları Albert Camusun perspektivindən, xoşbəxtliyi axtaran, şüurlu tənhalığı seçən və hətta bunun üçün cinayəti belə gözə alan Patris Mersonun qəribə həyatı vasitəsilə aldığımız möhtəşəm kitab…
Xoşbəxt ÖlümAlbert Camus · Qanun Nəşriyyatı · 20196,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·212 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:56
Bazıları toplumların yazılı ya da yazısız kurallarına A'dan Z'ye kadar uyarken, bazıları kendi isteklerini A'dan Z'ye yaşamayı seçer. A ve Z... Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe, o alfabenin oluşturduğu binlerce kelime ve yüz binlerce cümle vardır. (s. 180-181) Kitabın ana karakteri Ercan ise tam da bu kurallara canı yana yana uyanlardan biri. Ruhunun nerelere uçtuğunu, kalbinin kime ait olduğunu bile bile bedenini başka bir hayatın içine hapsediyor. Uçurumları olan Beren'e koparamadığı görünmez bir bağla bağlı kalırken, hayatının dizginlerini hep başkalarının ellerine bırakmasının sessiz isyanını yaşıyor. Ercan'ı okurken zihnimde Albert Camus'nün Yabancı , Peyami Safa'nın Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Franz Kafka'nın Dönüşüm deki karakterler canlandı. Elbette birebir aynı değiller; daha çok onların günümüz insanına uyarlanmış, modern bir yorumu gibiydi. Toplumsal kurallara uyarken kendi psikolojik dünyasında yavaş yavaş dönüşen Ercan'ın hikâyesinde insan mutlaka kendine ait bir koltuk buluyor. Yazarın dili sade ve akıcı. Buna rağmen öyle cümleler var ki, sanki kendi ruhumun yıllardır susturduğu isyanı kelimelere dökmüş gibi hissettim. "Araf, bazıları için bir mekân değil, bir ömürdür." "Sevmek mi bir lütuf, yoksa sevilmek mi?" "Aslında olmak istediği kişiyle yaşadığı kişi aynı değildir. Bazen kendini tanıyamaz; sanki kendi hayatında başka biri gibi, bir yabancı gibi yürür." "İnsan çoğu zaman hakikati bilir ama onu taşıyacak dili bulamaz. Bildiğini söyleyemez, doğruyu hisseder ama başka kelimelerle konuşur." Bu kitap benim için yalnızca iki kadın bir adam hikâyesi değildi. Toplumsal baskının, seçememenin, sonuçlarına katlanmanın ve insanın kendi hayatında bile bazen bir yabancıya dönüşmesinin romanıydı. "İlk romanında Ercan gibi katmanlı bir karakter inşa etmek cesaret
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202635 okunma
Puan vermedi
Camus bu incecik kitapta muazzam bir derinlik yakalamış. Yalın, yalın olduğu kadar da vurucu bir dili var. Meursault bize şu soruyu sorduruyor: Gerçekten özgür müyüz, yoksa toplumun bize biçtiği rollerin birer esiri miyiz? Hayatın anlamsızlığı karşısında dürüst kalmanın bedelini çok ağır ödeyen bir karakterin hikayesi. Kesinlikle her okurun kitaplığında ve zihninde yer edinmesi gereken bir başyapıt.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Puan vermedi
Bugün anne öldü. Belki de dün bilmiyorum. Bakımevinden bir telgraf aldım:"Anneniz vefat etti. Cenaze yarın. Saygılar." Bundan bir şey anlaşılmıyor. Belki dün ölmüştür.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
Puan vermedi·800 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 12:32
Fütürist,grotesk,satirik, alegorik… Yanı sıra didaktik, metaforik, hatta kimi yerde lirik… Enteresan mı enteresan, “ayrıksı” bir distopya. Hatta kurduğu bu distopik zeminin ütopyaya dönüşmesini isteyen ama bunu odağını hiç bozmadan, merkeze “olan” ı alıp okuru an’da tutan bol tekrarlı, çokça geri dönüşlü, cümleleri pelesenk haline gelmiş umutlu bir sayıklama. Kara mizah libası giydirilmiş gerçekler… Sesi, sessizliğinden, omurgası “kadın”dan güç alan büyülü bir metin. Afrika edebiyatının en büyük yazarlarından biri olan Ngũgĩ wa Thiong’o coğrafyasının çok renkliliğini ve makus talihini aynı mozaiğe döşeyen mahir bir tesellatum sanatçısı. Tıpkı kendi yazar kimliğini inşa ettiği gibi. Okurken sık sık bahsedeceğim yazarların kararlı ama sessiz ayak seslerini duydum. Toplumsal eleştirileri ve insan doğasını fantastik metaforlarla anlatan Saramago, Bireyin yabancılaşmasını ve sistemin absürtlüğünü metaforik bir dille işleyen Kafka Kayıp ve yalnızlık gibi temaları rüyamsı bir atmosferde büyülü gerçekçilik ile harmanlayan Murakami Labirentler, aynalar ve sonsuzluk metaforları üzerinden felsefi ve edebi derinliği olan anlatılarıyla Borges Varoluşçuluk ve absürt kavramlarını sembolik hikayelerle anlatan Camus Dili yalın olsa da iyilik, kötülük, açgözlülük, ahlak ve kader gibi evrensel temaları güçlü bir sembolizm ve alegoriyle işleyen Steinbeck M.B. der ki : Kitabın içtihatlarını merak edenler arka kapağına göz atabilir. Anlatısı ve işleyişi hakkında gereken tüyoyu verdiğim örnekler üzerinden düşünmek sizin hayal gücünüze kalmış. Asla kolay bir okuma olacağını iddia edemem. Bitirdiğinizde de nihai bir sonuca ulaş(a)mayacaksınız. Ama yol ve yolculuk güzel. Yolda olmak iyidir, ufuk çizginizi genişletir. Kargalar Büyücüsü Ngugi Wa Thiongo
Kargalar BüyücüsüNgugi Wa Thiongo · Ayrıntı Yayınları · 2021106 okunma