İnsan Olmak Öncelikle Bu kitabı alırken içeriğinin çok fazla insan davranışlarına karşı eleştirilere dayalı olduğunu bilmiyordum. Kitapta fark ettiğim kadarıyla insanın doğumdan yetişkinliğe doğru olan sürecindeki yaşadığı soyut ve somut durumların kişinin bitti, geçti, vs tarzı kendine karşı söylemlerine karşın aslında bu durumların iyileştirilmediği sürece kişinin yaşantısında belli psikolojik durumlara evrilebileceğini ve bu durumların nasıl bir insan tipi yarattığını göstermektedir. Benim önemsediğim bölümü ise kendini yaşamak bölümü olmuştur. İnsanın bir mekanizmadan ibaret olmadığını her davranışının karşıt eş anlamlı benzer davranışları olduğunu yaşamış olduğu süreç içerisinde sadece bildiği deneyimlediği ölçüde fikirlerini yaşamını davranışlarını geliştirebileceğini benimsetme gayreti içerisinde olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple nasıl yaşarsa nasıl düşünürse ona dönüşen bir varlık durumu söz konusu. Şiddet ve şiddete yönelim konusunda dahi insan varlık olarak doğasında olan bu durumu kendi çabasıyla olumlu bir şekilde kullanabileceğini doğadaki ve diğer insanlarla olan iletişimindeki agresif, öfkeli, vahşi tutumlarını yine kendisinin çabasıyla olumlu etkenlerle etkin tutabileceğini ve bunu kimseye zarar vermeden gerçekleştirebileceğini vurguluyor. Ne acıdır ki aslında bilmemiz gerekeni yada bilincini taşımamız gereken insan kavramını yeniden bize öğretiyor.
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,4bin okunma
Sisu'nun Peşinde adlı kitabı ilk olarak keşfetme durumum Sisu adlı filmi izlemem ile gerçekleşti. Tam olarak anlamı değişiklik gösterse de zorluklara karşı mücadele etme biçimi olarak temel bir anlam yüklü diyebiliriz. Kitap İskandinav insanının yaşam stilini okuyucuya sunuyor. Sağlıklı yaşamın sırrını, zorluklara karşı mücadele etme durumunu bir de İskandinav insanından öğrenebiliriz. İyi okumalar dilerim.
Anlayamadığım bir durum varsa açıklamaları kabul ederim ki, Genel olarak kitabı okumaya başladığımda insanların hayatın anlam arayışına bu kadar ihtiyaç duyma arzusunu yazar biraz üzücü bakıyor. Bunun sebebi olarak insanların kendini tanıyamama sorununu görüyor. Bir toplama kampında kendini aydınlığa iten bir yaklaşımla yazarın bilincinde var olan düşünceleri bir çok acı duruma karşı taze tutmaya çalışması insan üstü bir çabayı ifade ediyor benim için ve büyük saygı duyuyorum. Her insanın yaşamı farklı şekillerde acılarla sevinçlerle yüklü her insanın baş etme yetisinin farklı kazanımlar ve sonuçları olabiliyor. Genel olarak kitaptan logoterapi konusunu öğrenme açısından öğretici bir kitap ama diğer konulara bakınca duygulara değil de bilimin yapı taşlarının psikolojideki etkilerini daha değerli ve doğru bulduğum için beni tam olarak kazanamamış bir yapıt olarak görüyorum. Bu kitaba karşılık Ericc Fromm un sevme sanatı kitabını daha değerli ve öğretici olduğunu düşünüyorum. Bunun yerine o kitabın okunmasını tavsiye ederim.
Mitoslar, anlamsız, boş zamanlarda anlatılmak için uydurulmuş fantastik masallar değildir. Mitoslar, insanlığın bugüne gelişinin öyküsünü verebilecek kültürel zenginlikler içeren, hatta hayatımızı şekillendiren, sınırlamalar getiren, kültür dediğimiz şeyin DNA'sıdır.
Bu paragrafı arka kapakta okuyunca bile konunun ne kadar derinleşeceğini ve başka bir bakış açısını aslında bildiğim şeylerde keşfedeceğimi hissettim. Ayrıca yazarın birçok podcast konuşmaları sohbetlerini dinledim. Sanatın,Mitolojinin filozofu bence
Henüz çocukken mücadele kavramını bilmeden dahi gözlerimi dolduran ilk kitap
Yazarı canlı kanlı görüp onun gözlerinde o mücadelenin ışığını da görmek umudu yaşamaktı.