Arkadaş tavsiyesi üzerine başladığım bu kitabın filmi bugün vizyona girdi!
Ve ben filmin tam da vizyona girdiği gün kitabı bitirmiş olmanın gururu içindeyim.
Gelelim kitapla ilgili incelememize…
Hayatımda ilk defa psikolojik gerilim türünde bir kitap okudum. Arkadaşım “okumaya başla, elinden düşüremeyeceksin” dediğinde abarttığını sanarken gerçekten de elimden düşüremez olduğumu fark ettim. Bir an önce eve dönüp kitabı okuma hayaliyle işe gidiyordum. Neler olacağını o kadar merak ediyorsunuz ki sürekli okumak istiyorsunuz.
Başrol karakterimiz Millie, zengin bir ailenin evinde hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Birbirilerine yakışmadıklarını düşündüğü Nina ve Andrew çiftinin şımarık kızları Cece ile bu evde çalışmaya katlanmak zor gelir. Nina ve Cece, Millie’nin burnundan getirirlerken Andrew onların aksine iyi biridir. Hatta çoğu zaman Andrew gibi iyi birinin, Nina gibi anlaşması zor, deli bir kadına nasıl baktığını düşünür. Nina, Andrew’den yaşça büyüktür ve evlendikten sonra kilo alıp kendisini iyice salmış, bakımsız birine dönüşmüştür. Andrew gibi yakışıklı bir adamın kendisine yakışacak daha genç ve güzel bir kadınla evlenmemesi delilik olsa gerek. Millie, Andrew için çok üzülür. Peki asıl üzülmesi gereken Andrew midir yoksa kendisi mi?
Bundan sonrasını anlatmak spoiler olacağından burada sizi hayal gücünüzle bırakıyorum. Umarım okumayanlara kitabı okuma dürtüsü oluşturabilmişimdir.
Herkese iyi okumalar