“ Tanınmış ya da tanınmamış, girişimlerinde başarılı olmuş ya da olmamış büyük adamların ne kadar büyük olurlarsa olsunlar insanlık çamuruyla yoğrulmuş olmaktan gelen küçüklükleri vardır. Kusurları kadar erdemleri yüzünden de ıstırap çekmeleri iki katlı bir bahtsızlıktır ”
Toplum insanlardan beklediği erdemlerin hiçbirine uyma gereğini duymaz: Her an cinayet işler ama sözle işler; nasıl güzeli gülünçleştirerek küçültürse alay yoluyla da kötülüklerin yolunu açar; babalarının ölümüne fazla ağlayan oğulları alaya alır, yeterince ağlamayanları aforoz eder; sonra da kendisi, henüz soğumamış ölülerle uğraşarak eğlenir. Bayan Claës'in öldüğü akşam da dostları iki iskambil partisi arasında mezarına bir iki çiçek attılar, bir kupa ya da maça ararken güzel niteliklerini övdüler; sonra da ortak acının abecesi olan ve Fransa'nın bütün kentlerinde hep aynı edayla, aynı duyguyla her an söylenen birkaç gözü “yaşlı cümlenin ardından mirasının tutarını hesaplamaya koyuldular.”