Mutlak Peşinde

Honore de Balzac
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2024 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2024 19:48
Balzac, Felsefi İncelemeler başlığı altında olan bu eserinde yine tutkunun esiri olan bir karakter üzerinden hikayesini anlatıyor. Bu sefer ki tutku ise bilim. Eser ilk defa 1834 yılında yayımlanmış. "Senin hayatın, ilim. Büyük bir adamın karısı çocuğu olamaz. Sizler sefalet yolunuzda yalnız yürümelisiniz! Faziletiniz herkesin fazileti gibi değil, siz âlemin malısınız, bir kadının yahut bir ailenin değil. Büyük ağaçlar gibi, çevrenizdeki toprağı kurutursunuz siz!" Sayfa 139 Josephine Claes karakteri bu sitem dolu sözleri bütün hayatını ve servetini simyacılık çalışmalarına feda eden eşine söylüyor. Çocuklarını ve eşini bu uğraş nedeniyle ihmal eden bir eş; Balthazar Claes. Eser, bilime merak sarmış ve araştırmaları için sevdiklerinden ve servetinden vazgeçen bir adamın ve ailesinin dramını konu ediyor. Kitabın giriş bölümü ana hikaye dışında olduğu için biraz durgun geçiyor. Bu bölümü atlattıktan sonra asıl hikaye ise sizi içine çekiyor ve sonuna kadar merak ile okunuyor. Eserin yıldız karakterleri anne Josephine ve kızı Marguerite. Bu iki kadın fedakârlıkları, sevgileri ve gayretleri ile ailelerini ayakta tutmayı başarıyorlar. Tavsiye edebileceğim bir roman. Herkese faydalı okumalar dilerim.
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · MBE · 1964782 okunma
Mazide okuduğum eserlerden...
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
MUTLAK PEŞİNDE HONORÉ DE BALZAC Josephine & Balthazar... Birbiriyle ahenk içinde, huzurlu, mutlu, aşık, variyetli bir aile kurmuş, 17 yıl boyunca mutlu yaşamışlardır... Taa ki Balthazar'ın bir gün kimyanın güzel dalı Simya'yı keşfettiği güne kadar. Her dahi birazcık da delidir mantığıyla anlatılan eserde Balthazar'ın ideali uğruna ailesini, servetini kaybedişi işlenmektedir. Josephine bu asil ruhlu yüce kadına sonsuz bir saygı duydum... Balthazar'ın inadı ise beni okururken çılgına çevirdi. ************ Balzac’ın "Mutlak Peşinde"eseri, onun "İnsanlık Komedyası" serisinin felsefi çalışmalar ayağındaki en güçlü halkalardan biridir. Balzac, bizleri sadece bir simyacının laboratuvarına değil, insan ruhunun en karanlık ve takıntılı dehlizlerine götürüyor. Balthazar’ın maddedeki mutlak sırrı bulma arzusu, aslında insanoğlunun sınırlarını aşma çabasının trajik bir tablosudur. İdealizmin delilikle, dehanın ise acımasız bir bencillikle birleştiği bu sarsıcı roman; bittiğinde insana 'insanın asıl mutlak arayışı, yanı başındaki sevgi olmalıdır' dedirtiyor. ********* Balzac eserin girizgahında kendisini yaptığı uzun betimlemeler dolayısıyla eleştiren yazar arkadaşlarına atıfta bulunuyor. Ben çok seviyorum betimlemeleri... Ah o mimari ayrıntılar, elbiseler, ciltli kitaplar, kadınların fiziki görünüşleri ve tabii ki o güzelim antikaları okurken mest oluyorum. Yazar, bu betimlemeleriyle aslında sadece bir mekanı değil; o mekanın içine sinmiş huzurun, sevginin ve koskoca bir aile mirasının simya sevdası uğruna nasıl yavaş yavaş buharlaşıp yok olduğunu anlatıyor. Eserden Alıntılar: ✓​ Duygularında kendine özgü bir yaşamı, doğdukları yerin koşullarına uygun bir yaradılışı olduğunu şimdiye dek pek kimse fark etmemiştir; duygular hem
Edebiyat
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2021782 okunma
Mutlak inceleme
7/10
·210 syf.·
2026 27. kitabı
Realizmin ve romantizmin mutlak harman ilişkisi... Öncelikle sayfaya ve değerli arı okurlara kocaman selamlaaaaaaaaaaar... Kısa bir süre incelemelerimsiz kalmıştım. Ama şimdi en okkalısından şöyle afiyetle bir inceleyeyim bakayım. Bu kitabı ben ikinci kere okumuş oldum ilkin okuduğum yıllarda çok da üzerinde durmadan okumuştum. O yüzden de bazı sayfaları şimdi daha derinden ve daha jest ve mimiklerle okudum. Kitabın hem işleyiş tarzı hem barındırığı karakterlerin konuyla olan özdeşimi hem de konunun filhakika farklı bir içerikte olmasına rağmen akıcı olması beni sevindirdi. Neden mi? Çünkü başlığından da anlaşılacağı üzere biraz bilimsellik tattıran bir kitap yani öyle bilimsellik dediysem çok değil. Orta halli belki bazıları hiç hissetmemiş de olabilir. Zaten boğucu bir kitap hiç değil. (benim sınav haftama çattığı için biraz sekerek okudum) Biraz da karakterlerden gidecek olursaaam, ben karakterlerin bazı konuşmalarını hem gülünç hem gıcık hem de abartma şeklinde buldum. Hele şu evlillik, kadın erkek ilişkileri (çok değil.) atıflar olsun, bazı çıkışlar olsun. Herşeyiyle okumaya değerdi. Biraz da içerikten gidecek olursam, ana karakterimiz Balthazar, yani kitabın saplantılı tarafı:) daha çok olay örgüsünün içinde yer almaktan ziyade kendisi olayları bizzat kendine döndürüyor. Olayları kendi etrafında bir çerçevelettiriyor. Daha doğrusu bunu başarıyor. Saplantılı dedik ya boşuna değildi herhal:) Bizim Balthazar, bu bilimsel arayışı dozunu biraz fazla kaçırıp bir tür farkında olmadan kör inanca dönüştürmüştür. O kadar dönüştürmüştür ki düşünün ailesine olan beslediği sevgisi bile bu“mutlak” arayışın sevgisinin merakının yanında silik kalır. Olur mu demeyin, oluyor işte. Arada çok farklı tatlar almak lazım hep söylerim. Ha o kadar övülecek bir kitap mıı? değil belki
İnceleme
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2021782 okunma
Saplantı ve Tutkunun Destanını Yazmış Balzac!..
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2019 116. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2019 04:20
Honore de Balzac romanda “gerçekçilik” ve “doğalcılık” akımının yaratıcısı olarak kabul edilir. Köy kökenli bir ailenin ve memur bir babanın çocuğudur. İsmi Honore Balssa’dır gerçekte; ama şöhret düşkünlüğü nedeniyle isminin başına soyluluk ifade eden de takısı da ekleterek Honore de Balzac olarak değiştirmiştir ismini. Edebiyat dünyasında duyulur duyulmaz, aldığı paralarla tamamen bohem bir hayat yaşamaya başlar. 1847’de Polonya’daki sevgilisinin şatosuna yerleşir ve bir süre sonra evlenir. 1850’de ise vefat eder. 85’i tamamlanmış ve 50’si taslak halinde eser bırakmıştır. Gözlem yeteneği çok yüksek olan Balzac’ın empati yeteneği de çok fazlaydı. Değişik özellikleri, özellikle bu romandaki yazım tekniği bana fazlasıyla Dostoyevski’yi anımsattı. Kitabı okurken dedim ki, acaba bu iki yazardan biri diğerini çok mu etkiledi? Ve rahmetli Cemil Meriç’in sözleri aklıma geldi:”Balzac ve Dostoyevski öğretti bana roman okumayı.” Dün gece değerli bir dostum bana mesaj yazmış sağolsun, Balzac’ın kitaplarının ilk defa çevirilerini yaparak ülkemize kazandıran insan Cemil Meriç’in fikri hakkında: “Yıllardır yazmak istediğim bir Balzac var, belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir rüya. Kitap üç bölümü kucaklayacak: 1-Balzac’ı yaratan dünya, 2-Balzac’ın yarattığı dünya, 3-Dünyadaki Balzac.” Mutlak Peşinde, benim için çok değerli bir ruh atlası özelliğinde oldu. Eser ilk otuz sayfasında yaptığı tasvirlerle beni negatif manada çok şaşırtmıştı; çünkü eseri üç dört farklı kişiden tavsiye olarak elime almıştım ve okumak istemedim zaman zaman, donuk donuk okudum. Ama gelgelelim otuzbirinci sayfadan itibaren ne olduysa sanki bir sihirli değnek romanı baştan sona değiştirdi. Ben romanın peşinden sürüklenmeye başladım, sürüklendikçe çok ilginç tecrübeler ediniyordum, romanın içinde
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2021782 okunma
10/10
·279 syf.··
Beğendi
·
2022 101. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2022 21:08
Merhaba arkadaşlar! Öncelikle hikayenin Türkçe tercümesi olmamasına çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Çünkü Balzac'ın en meşhur ve en sevilen eserleri Goriot Baba ve Kuzen Betty, bu kitaptaki baş karakter de bir çeşit Goriot baba ve Kumandan Hulot (Kuzen Betty'deki baş karakter) karışımı. Bir yarısı Hulot, çünkü komutan Hulot gibi kanında bir şeytan var. Hulot çok büyük bir zampara, çok sadık ve çok seven bir eşi olmasına rağmen, gidiyor şarkıcılara, opera sanatçılarına aşık olup, halk tabiriyle hafif meşrep kadınlara yediriyor servetini ve gençliğini, eşinin ve çoluk çocuğunun göz yaşına, istikbaline hiç bakmadan, aldırış etmeden. Bu hikayedeki soylu ve zengin Bay Claes de hayatından şikayet edecek bir şeyi yok, yalnızca saplantılı bir fikri var; (almanca urelement) olan ana elementi bulmak, tüm elemenetlerin temeline inip, onunla istediği herşeyi dönüştürebilmek. "Altına ve elmasa boğacağım" sizi diyerek verilen sözler, kimyalsallara ve teknik ekipmanlara çarçur edilirken serveti, verilen teselliler. Eşi kocasına olan bağlılığı ve sevgisi ile ne bu parayı yellere savurmasına, ne üstü başı kir pas içinde dolaşmasına, ne de günde bir defa ailesiyle vakit geçirdiği yemekte sürekli dalgın ve aklı başka yerde olmasına ses çıkarabiliyor. Birkaç defa "beni öldürüyorsun, beni kahrediyorsun" diyerek cılız bir sesle onu biraz uyandırmaya çalışsa da, bir çocuk saflığında yaptığı zararın farkında değil, masum masum "ama ne oldu ki?“ diye sorabiliyor, laboruna gitmesi, deneylerini birakması istendiğinde ise sudan çıkmış balık gibi boğuluyor, kahroluyor, yaşamdan kesiliyor. Çünkü kanundaki şeytan ona huzur içinde yaşamayı haram kılıyor. Oysa saadet için herşeyi var, tıpkı Hulot gibi. Helot kelimesi eski Yunancada bağımlı, köle demekmiş. Spartalilar kölelerin Helot derlerlermiş
Der AlchimistHonore de Balzac · Diogenes · 1977782 okunma
8/10
·210 syf.··
2015 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2015 15:46
Genel olarak dili rahat ve akıcı; kurgu olarak bazı noktalarında mantık hatası ve bazı noktalarda gereksiz şişirmelerin olmasına rağmen bütün şeklinde ele alınırsa güzel ve düşündürücü; konu olarak ilk önce balzac amca'nın sonu gelmez hayal gücünün etkisiyle tasvir ve betimlenin ilk başlarda konuyu etkili bir şekilde vurgulamak için çok ama sonradan bu oran hayli düşüyor. Bunun etkisi ilk başta kendisini eleştiren yazarları çatmasını bağladım. Diğer türlü 800 küsür sayfaya olurdu düşüncesindeyim. :D Bu sefer Balzac amca ihtiras ve tutkuyu gençliğinde bir bilim dalıyla uğraşan ana karakterin sonradan birden ateşlenmesi ile ailenin yaşamını nasıl değiştirdiği gözler önüne seriyor. Balzac amca'nın ilk kez bence ütopik sayılabilecek karakterler kullandığını gördüm. Konuyu vurgulamak ve bazı karakterleri fazla yücelttiği için böyle düşünüyorum. Birde kimya hakkında üstünkörü bilgilerle konu almış gibi geldi(Balzac amca'nın yaşadığı zamanlarda bilim ne kadar ileri olduğunu açıkçası tam eleştiremiyorum.). Bence hayatta bir kez okunması gereken bir kitap. Karakteri kesinlikle tanımanızı tavsiye ederim. Şuan'a kadar tanıştığım en ilginç karakterlerden biri ve iyi yada kötü diye bir karara varamadığım bir karakter.
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2021782 okunma
Gerçeği Arayış
Puan vermedi·207 syf.··
2021 3. kitabı
Mutlak Peşinde, bilime merak salmış bir adamın ve ailesinin dramatik öyküsünü konu alıyor. Tutkuyu ve tutkunun biçimlerin, insan hayatındaki etkilerini okumak da zevk verici idi.. ---Mutluluk insanı bencilleştiriyor. Ben mutlu olduğum için zayıf davrandım. #gerçeğiarayış #balzac En sevdiğim yazar.
Gerçeği ArayışHonore de Balzac · Dorlion Yayınevi · 2018782 okunma
10/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2016 53. kitabı
(İçerik hakkında biraz bilgi vardır.) Kitabı, henüz Cin Ali okuyabilecek yaştayken ufacık bir köyde bulunan bir yığın çöpün üzerinde gördüm. Köyün çöpü şehrin çöpü gibi pis olmuyor galiba, en azından eskiden öyleydi :) Güneşten kurumuş karpuz kavun kabuğu, çay çöpü, vesaire işte. Onların üzerinde hiç oraya ait olmayan iki kitap. Belli ki yeni atılmış. Kıyamadım ve yığına çıkıp aldım. Yanında bulduğum bir diğer kitap ise Halide Edip Adıvar'ın Sonsuz Panayır'ı idi. Üzerlerinde ve yanlarında çay çöpleri bulunduğundan sayfaları kısmen ıslanmıştı. Kurulayıp temizleyip zamanı geldiğinde okumak için yıllarca sakladım. İkisini de ortaokul ikinci sınıftayken okuduğumu hatırlıyorum. İkisi de yazarlarının en beğendiğim kitapları oldu. Bilemiyorum belki yıllarca beklemenin etkisi de vardır :) Balzac'ın pek dikkat çekmeyen bu kitabı, Vadideki Zambak'tan daha ilgi çekici bence. Eserde sürekli başarısız olan bir simyacının, Balthazar'ın hikayesi anlatılıyor. Simya tutkusu yüzünden tüm servetlerini çarçur edip hayatlarını mahvedişi, karısının ölümüne sebep olması, sürekli borçlanması ancak ölene kadar bu tutkusundan vazgeçmeyişi üzerinde duruluyor. Balzac ve realizm severlere tavsiye olunur.
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2021782 okunma
Tutku İçin Mi, Utku İçin Mi?
10/10
·210 syf.·
2025 157. kitabı
Tutkular günün birinde nihayete ulaştığında, insan da gerçekten utkusuna ulaşmış olur mu? Yoksa utku, tutkunun nihayete ulaşmasına giden yolun kendisi midir? Balthazar Claes, eşine aşık ama bilime tutkulu, Mutlak'ı bulma isteği yüzünden her şeyini feda edebilecek ve Lavoisier'ın en ateşli öğrencilerinden biridir. Mutlak'ı bulma inancı onun için yaşama tutunulacak bir daldır. Deneylerinde ne kadar başarısız olursa olsun, eşiyle ve çocuklarıyla ne kadar üzüntülü hallere düşerse düşsün, serveti ne kadar azalırsa azalsın, yiyeceği tek lokma kalmasa dahi içindeki Mutlak'ı bulmaya olan inancı hiçbir zaman sönmez. Bu yol onun için yaşam yoludur. Gidilecek bir yol varsa onun için o yol, Mutlak'ı bulma yoludur. Gerçekten ulaşmak istiyor mu Mutlak'a, yoksa Mutlak'a giden yolun kendisini mi seviyor ona siz karar verirsiniz. Balthazar'ın eşi Josephine ve kızları Marguerite ile de sabırlı, sadakatli, fedakâr, seven ve güçlü-kurtarıcı kadın portleri çiziyor Balzac. Okuduğum 15 Balzac kitabı arasında sanırım ilk sıraya yerleşti.
1000Kitap
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2021782 okunma
KAZANILAN, KAYBEDİLENLERİ KARŞILAMAYABİLİR.
9/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2021 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2021 04:45
Betimlemelerinin fazlalığı nedeniyle kendi zamanında eleştirilen Balzac, kitabına bu eleştirilere yanıt olarak yazdığı cümleler ile başlıyor. Kurgusundaki mekânları ve karakterleri her yönüyle anlatarak okuyucuya onları tanıtmak isteğinde olduğunu, eksiklikler olursa karakterlerin düşünce ve duygu yapılarının anlaşılamayacağını düşündüğünü belirtiyor. Balzac bana göre de fazla ayrıntı veriyor. Bu ayrıntılar ve betimlemeler kitaba olan bağlılıktan uzaklaştırıyor. Bu açıklamaları daha çok kitaplarının başında yaptığı için; kitabın akıcılığına geçmek için sabretmek ve sonraki sayfalara kadar dayanmak gerekiyor. ~ Newton; “Eğer daha ileriyi görebiliyorsam bu, benden önceki devlerin omuzlarında durduğum içindir.” demiş. Hayatımızda mevcut olan imkânlar; dünyamızın insanlığımızın, gelişimi işte bu devlerin sayesindedir. Biz ise, yani cüceler; bu devlerin ayakları altında geziyoruz. Fedakârlıkla çabalayarak gerçekleştirdikleri çalışmalarının önüne geçmemek için onlara ayak bağı olmamalıyız. Matematiği iyi olan arkadaşlarım soru çözmenin zevkli olduğunu, matematik sorusu çözdükçe daha da çözmek istediklerini söylüyorlardı. Sanırım bağlanıyorlardı. Bir bilimle, ilimle ya da bir herhangi bir amaçla ilgilenen kişiler de geçtikleri her aşamada, çözdükleri her problemde ilgilendikleri o konuya daha da bağlanıp, daha da hevesleniyorlar. Hayatlarını okuduğumuz, izlediğimiz biliminsanları böyleler. Normal hayatlarını ne kadar etkilese de bilimden, araştırmadan kopamıyorlar. Einstein, bu nedenle eşinden ayrılmış ve çocuklarıyla ilgilenmemiş. Kitabın kahramanı da aynı şekilde hareket ediyor ve evini, eşini, çocuklarını; hayatı unutuyor. Daha önceden kimsenin bulamadığı, hep başarısız olunan bir şeyi bulma umuduyla kendinden geçiyor ve bu onu delilik seviyesinde saplantılı biri
Felsefe
Mutlak PeşindeHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2021782 okunma

Yazar Hakkında

Honore de BalzacYazar · 132 kitap
Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours - 18 Ağustos 1850), Fransız yazar. Hayatı Asıl adı Honore Balssa'dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden De’ öntakısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı. Edebiyat kariyeri 1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu. 1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır. 1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları. İnsalık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belkide 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçimleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.