Gerçeği Arayış

·
Okunma
·
Beğeni
·
2800
Gösterim
Adı:
Gerçeği Arayış
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052237953
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Baskılar:
Mutlak Peşinde
Gerçeği Arayış
Gerçeği Arayış
Asıl adı Honore Balssa’dır. Anca ismini Balzac olarak değiştirmiş ve De ön takısı eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome’da College de Oratoriens’te öğrenim gördü. Napolyon’un devrilmesinden sonra ailesi Paris’e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı Trajedi türünü denediği 1819’da yazılmış “ Cromwell“ başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede satılan romanları ve kitaplar çok büyük ilgi gördü. ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.


1829’da yazdığı “Les Chouans“ isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve adet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante’yi anımsatan bir başlık koydu: “İnsanlık Komedisi“. 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekliğin baş romanı kabul edilen ve 1834’te yayınlanan “Goriot Baba“da uygulandı. 1836 ve 1837’de İtalya gezisine çıktı. 1828’de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy’de bir eve yerleşti. Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.
210 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Honore de Balzac romanda “gerçekçilik” ve “doğalcılık” akımının yaratıcısı olarak kabul edilir. Köy kökenli bir ailenin ve memur bir babanın çocuğudur. İsmi Honore Balssa’dır gerçekte; ama şöhret düşkünlüğü nedeniyle isminin başına soyluluk ifade eden de takısı da ekleterek Honore de Balzac olarak değiştirmiştir ismini. Edebiyat dünyasında duyulur duyulmaz, aldığı paralarla tamamen bohem bir hayat yaşamaya başlar. 1847’de Polonya’daki sevgilisinin şatosuna yerleşir ve bir süre sonra evlenir. 1850’de ise vefat eder. 85’i tamamlanmış ve 50’si taslak halinde eser bırakmıştır. Gözlem yeteneği çok yüksek olan Balzac’ın empati yeteneği de çok fazlaydı.

Değişik özellikleri, özellikle bu romandaki yazım tekniği bana fazlasıyla Dostoyevski’yi anımsattı. Kitabı okurken dedim ki, acaba bu iki yazardan biri diğerini çok mu etkiledi? Ve rahmetli Cemil Meriç’in sözleri aklıma geldi:”Balzac ve Dostoyevski öğretti bana roman okumayı.”

Dün gece değerli bir dostum bana mesaj yazmış sağolsun, Balzac’ın kitaplarının ilk defa çevirilerini yaparak ülkemize kazandıran insan Cemil Meriç’in fikri hakkında: “Yıllardır yazmak istediğim bir Balzac var, belki de hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir rüya. Kitap üç bölümü kucaklayacak: 1-Balzac’ı yaratan dünya, 2-Balzac’ın yarattığı dünya, 3-Dünyadaki Balzac.”

Mutlak Peşinde, benim için çok değerli bir ruh atlası özelliğinde oldu. Eser ilk otuz sayfasında yaptığı tasvirlerle beni negatif manada çok şaşırtmıştı; çünkü eseri üç dört farklı kişiden tavsiye olarak elime almıştım ve okumak istemedim zaman zaman, donuk donuk okudum. Ama gelgelelim otuzbirinci sayfadan itibaren ne olduysa sanki bir sihirli değnek romanı baştan sona değiştirdi. Ben romanın peşinden sürüklenmeye başladım, sürüklendikçe çok ilginç tecrübeler ediniyordum, romanın içinde izleyici bir karakterdim sanki. Kitap aktı, aktı; büyük dalgalar halinde beni götürdü, bambaşka dünyalarda gezdirdi.
Hayret ettim, bu kafa yapısı, bu derinlemesine empati yeteneği sadece Dostoyevski’de var bilirdim; ama bu hayatta nelerde yanılmadım ki; bazen yanılmak da sevindirir insanı, öyle değil mi?

Balzac’ın anlatım tekniği hem doğal hem de gerçekçilik metodunda; ince ince öyle detaylara inmiş ki, zihnimde her detayın dalları önce yeşermeye , sonra nerdeyse ağaç olmaya başladı. Dostoyevski için insan ruhunun haritalarını çizen adam diyorum, galiba Balzac da aynı yetenekte bir değer. Bohem yaşamıyla eserlerinin hiç alakası olmayan Balzac’ı eseriyle değerlendirmek gerekirse, Balzac belki de ünlü ve zengin olmak için eserlerinde sanatını bu safhaya ulaştırmak zorundaydı. İşte edebiyatın ve sanatın bu tip değişik beyinlerden böylesine zuhur etmesi beni hep şaşırtmıştır; zıtlıkların güzelliğe ve sanata tezahürü...

Mutlak Peşinde romanı ilginç, gizemli ve ailevi konularıyla okuyucuda sevinci, aşkı, aileyi, asaleti, nezaketi, ihtiras ve tutkuyu ama hastalık türünde bir tutkuyu, acıyı, hüzünü, zenginliği, fakirleşmeyi ve daha birçok şeyi öyle akıcı, öyle duygulu, öyle derin anlatmış ki; emin olun uzun ama uzun bir süre aklınızdan çıkmayacak.

Romanda Claes ailesinin karakterleri çok temiz, çok asil, çok fedakar insanlar. Diğer karakterlerde çok akılda kalıcı karakterler; Türk sineması olsa sezadır. Karakterler sayfalar çevrildikçe büyümeye, olgunlaşmaya, fedakarlığın yamaçlarına öylesine çıkmaya başlıyor ki aklınız bu karakterlerle beraber çıkmazlarda kalıyor; birçok karakterle kendinizi özdeşleştiriyorsunuz.

Bayan Claes için gözyaşlarımı tutamadım, beni çok sarsttı; ölüm yatağında fedakarlık ve sorumluluğun zirvelerine öylesine nezih ve aşık bir anne olarak çıktı ki bir anda ana kahraman o oldu gözlerimde; ama galiba çok erken konuşmuştum, sonra bir anda bayan Marguerite çıktı sahneye, Balzac bunu nasıl ve neden yaptı bilmiyorum ama artık ana kahramanım bayan Marguerite olmuştu bile. Bayan Marguerite melek gibi bir hanımefendi, güzelliğiyle zekasını ve fedakarlığıyla sorumluluk vazifesini bu denli güzel ifa etmiş kaç hanımefendi vardır, bilemiyorum?

Bay Claes ve ailesi için ne kadar üzüldüğümü, ne kadar şaşırdığımı ifade etmem çok zor, o yüzden bizzat siz değerli okurların bu kitabı mutlaka ilk sıralara koymanızı ısrarla tavsiye ediyorum. Unutulmayacak, birçok kez okunmak istenilecek bir kitabı geciktirmeden okumanız dileğiyle.

Saygılarımla,..
210 syf.
·3 günde·8/10
Genel olarak dili rahat ve akıcı; kurgu olarak bazı noktalarında mantık hatası ve bazı noktalarda gereksiz şişirmelerin olmasına rağmen bütün şeklinde ele alınırsa güzel ve düşündürücü; konu olarak ilk önce balzac amca'nın sonu gelmez hayal gücünün etkisiyle tasvir ve betimlenin ilk başlarda konuyu etkili bir şekilde vurgulamak için çok ama sonradan bu oran hayli düşüyor. Bunun etkisi ilk başta kendisini eleştiren yazarları çatmasını bağladım. Diğer türlü 800 küsür sayfaya olurdu düşüncesindeyim. :D Bu sefer Balzac amca ihtiras ve tutkuyu gençliğinde bir bilim dalıyla uğraşan ana karakterin sonradan birden ateşlenmesi ile ailenin yaşamını nasıl değiştirdiği gözler önüne seriyor. Balzac amca'nın ilk kez bence ütopik sayılabilecek karakterler kullandığını gördüm. Konuyu vurgulamak ve bazı karakterleri fazla yücelttiği için böyle düşünüyorum. Birde kimya hakkında üstünkörü bilgilerle konu almış gibi geldi(Balzac amca'nın yaşadığı zamanlarda bilim ne kadar ileri olduğunu açıkçası tam eleştiremiyorum.). Bence hayatta bir kez okunması gereken bir kitap. Karakteri kesinlikle tanımanızı tavsiye ederim. Şuan'a kadar tanıştığım en ilginç karakterlerden biri ve iyi yada kötü diye bir karara varamadığım bir karakter.
210 syf.
·4 günde·6/10
"Anlaşılmaz bir nedenle bir çok insan inanmadan da umut besleyebilir."

Mutlak Peşinde, bilime merak salmış bir adamın ve ailesinin dramatik öyküsünü konu alıyor. Biraz felsefe birazda dramın harmanlandığı bir aile trajedisi. Kitabın konusu ve karakterlerini çok sevdim, yazar nokta atışı seçimler yapmış ancak ben sunumu çok beğenemedim ne yazık ki. Balzac'ın uzun betimlemelerinden sıkça söz edilir, diğer kitaplarında bu betimlemeler beni rahatsız etmese de bu kitapta sıkıcı bulduğumu itiraf etmeliyim. Kitap genel anlamda güzel olsa da olması gerekenden uzunmuş gibi geldi bana, roman zaten kalın değil, 210 sayfa, ancak konuya ve hikayenin gidişatına fazla gibi geldi bana. Yarısı kadar olsaydı sanki tadı damakta kalacak daha fazlasını isteyecek ama yerinde sayfa sayısı içinde sevinecekmişiz gibi hissettim.

"Toplum insanlardan beklediği erdemlerin hiçbirine uyma gereği duymaz: Her an cinayet işler ama sözle işler; nasıl güzeli gülünçleştirerek küçültürse alay yoluyla da kötülüklerin yolunu açar; babalarının ölümüne fazla ağlayan oğulları alaya alır, yeterince ağlamayanları aforoz eder; sonra da kendisi, henüz soğumamış ölülerle uğraşarak eğlenir."

Genel anlamda sevdiğim ama zayıf bulduğum bir Balzac eseri oldu.Tutkuyu ve tutkunun biçimlerin, insan hayatındaki etkilerini okumak zevk verici idi, Balzac daha önce okuduğum kitaplarında çıtayı yükseltmese daha çok severdi belki. İçinde çok güzel cümleler de vardı, onları bir kez bir kez daha okumaktan da kendimi alamadım. Eğer Balzac okumak istiyorsanız başlangıç kitabı olarak seçmenizi önermem, yazarı biraz daha tanıdıktan sonra okumak daha yerinde olacaktır.
"Umut isteğin çiçeği, inanç güvenin yemişidir."
210 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı,henüz Cin Ali okuyabilecek yaştayken ufacık bir köyde bulunan bir yığın çöpün üzerinde gördüm.Kıyamadım ve yığına çıkıp aldım.Yanında bulduğum bir diğer kitap ise Halide Edip Adıvar'ın Sonsuz Panayır'ı idi.Üzerlerinde ve yanlarında çay çöpleri bulunduğundan sayfaları kısmen ıslanmıştı.Kurulayıp temizleyip zamanı geldiğinde okumak için yıllarca sakladım.İkisini de Ortaokul ikinci sınıftayken okuduğumu hatırlıyorum.İkiside yazarlarının en beğendiğim kitapları oldu.Bilemiyorum belki yıllarca beklemenin etkiside vardır :)
Balzac'ın pek dikkat çekmeyen bu kitabı,Vadideki Zambak'tan daha ilgi çekici bence.Eserde sürekli başarısız olan bir simyacının,Balthazar'ın hikayesi anlatılıyor.Simya tutkusu yüzünden tüm servetlerini çarçur edip hayatlarını mahvedişi,karısının ölümüne sebep olması,sürekli borçlanması ancak ölene kadar bu tutkusundan vazgeçmeyişi üzerinde duruluyor.Balzac ve realizm severlere tavsiye olunur.
210 syf.
·5 günde·Puan vermedi
İnsan ilişkilerini, kişilerin ruh hallerini anlatırken o kadar güzel benzetmeler kullanıyor ki insan kendinde anlamlandıramadığı şeylere işte ben de bunu anlatmak istiyordum dedirtiyor.
210 syf.
·Beğendi·9/10
Balthazar, bilim uğruna geçen bir ömür. Bu kitabın çok daha fazla bilinen bir eser olması gerektiğini düşünüyorum. Mutlaği bulma çabası (felsefe taşı) yani maddelerin yapısını inceleyerek daha değerli (altın, elmas vb) taşları üretmek için yapılan çalışmalar. Balthazar varını yoğunn bütün mal varlığını, yıllarını,karısını, çocuklarını herşeyinden vazgeçip bu uğurda geçen bir hayat. Ona engel olmaya çalışan karısı fazla dayanamıyor. Onunla mücadele etmek iyi yürekli kızına kaliyor.Bakalım başarabilecek mi? Balzac'ın okuduğum ilk romanı kesin okunmalı.
207 syf.
·9/10
Bilinmeyen birşeyleri ararken çoktan bulduğumuz aile para şöhret gibi şeyleri kaybetmenin ne derece zor olduğunu ama belki de o bilinmeyeni aramak için bunlardan vazgeçmek gerektiğini düşündüren bir kitap hayatta risk alınmadan başarıya ulaşılamayacağını anlatan bir kitap
Sanatın doğadan üstün olduğuna mı inanır acaba bu insanlar?
Honore de Balzac
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Toprağa ekilen tohumlar içinde en çabuk ürün vereni şehitlerin döktüğü kandır.
Honore de Balzac
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
-Ölüyormuşsun, seni ben öldürmüşüm! Ne diyor Tanrı aşkına?..

-Canım, ben senin aşkınla yaşıyordum, bilmeden yaşamımı benden aldın.
...çoğu erkekte onları savaşlarını gizlemeye, ancak zaferi kazandıktan sonra açığa vurmaya iten bir gurur vardır.
Honore de Balzac
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Birbirleri için her şey olduklarından kuşku duymamak yaşamın en küçük ayrıntılarını büyüterek kusurları ortadan kaldırıyor, karşılıklı minnet duyguları gönüllerini besliyor, zenginleştiriyordu.
Honore de Balzac
Sayfa 30 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Burada her şey geçici hazların damgasını
taşır. Burada insan yalnızca olanı görür; düşüncesi öylesine büyük bir titizlikle yaşam gereksinimlerinin hizmetine adanmıştır ki hiçbir işte gerçek dünyanın ötesine atılamamıştır.
Honore de Balzac
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gerçeği Arayış
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
207
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052237953
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dorlion Yayınevi
Baskılar:
Mutlak Peşinde
Gerçeği Arayış
Gerçeği Arayış
Asıl adı Honore Balssa’dır. Anca ismini Balzac olarak değiştirmiş ve De ön takısı eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome’da College de Oratoriens’te öğrenim gördü. Napolyon’un devrilmesinden sonra ailesi Paris’e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı Trajedi türünü denediği 1819’da yazılmış “ Cromwell“ başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede satılan romanları ve kitaplar çok büyük ilgi gördü. ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.


1829’da yazdığı “Les Chouans“ isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve adet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante’yi anımsatan bir başlık koydu: “İnsanlık Komedisi“. 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekliğin baş romanı kabul edilen ve 1834’te yayınlanan “Goriot Baba“da uygulandı. 1836 ve 1837’de İtalya gezisine çıktı. 1828’de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy’de bir eve yerleşti. Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.

Kitabı okuyanlar 137 okur

  • Musa Balikçi
  • MECNUN MUHAMMET ÇOGAŞ
  • Ömer
  • Black Garden
  • damla

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.4 (1)
9
%2.4 (1)
8
%2.4 (1)
7
%0
6
%2.4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0