Kitap elime geçtiğinde eski Roma imparatorunun notları diye pek bir şey beklemiyordum açıkçası. Ama okudukça içime işledi, hâlâ da arada açıp rastgele bir sayfa okurum.
Kitap aslında Marcus Aurelius'un kendine yazdığı, yayınlanmak için değil, kendi aklını toparlamak için tuttuğu notlardan oluşuyor.Dışarıdaki her şeyin (şöhret, para, acı, zevk) kontrolümüz dışında olduğunu, ama kendi tepkilerimizi, yargılarımızı ve karakterimizi kontrol edebileceğimizi tekrar tekrar hatırlatıyor.
En sevdiğim yanlarından biri, Marcus’un kendini kandırmaması. İmparator olmasına rağmen ben de insanım, ben de hata yapıyorum, öfkelenebiliyorum, yoruluyorum diyor. Mesela -sabah kalkmak istemediğinde kendine 'bu yaptığım iş bir insan işi, onun için kalkıyorum' diye hatırlat- tarzı cümleler var. Çok basit ama çok etkili. Günlük hayatta sinir bozucu bir durumla karşılaştığımda aklıma sık sık geliyor.
Eleştirecek olursam: Tekrarları fazla. Aynı fikri 3-4 farklı şekilde söylüyor. Ama bence bu da kitabın gücünden geliyor; çünkü hayat da aynı dersleri bize defalarca veriyor, biz unutuyoruz.
10 puan verdiğim nadir eserlerden.
Keyifli okumalar.
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202428bin okunma
Kitap bittikten sonra insan kendi hayatını düşünmeye başlıyor. Hepimiz birileri hakkında eksik bilgilerle hüküm vermedik mi? Hepimiz bazen korkularımıza gerçeklerden daha fazla inanmadık mı? O noktada Othello uzak bir karakter olmaktan çıkıp rahatsız edici derecede tanıdık biri oluyor.
Bence eserin en güçlü tarafı, insan doğasına dair söylediklerinin eskimemesi. Aradan yüzyıllar geçmiş olmasına rağmen karakterlerin yaşadığı duygular hâlâ güncel. Teknoloji değişiyor, şehirler değişiyor, diller değişiyor ama kıskançlık, güvensizlik ve manipülasyon aynı kalıyor.
Othello'yu okuduktan sonra insanın aklında büyük fikirlerden çok ağır bir hüzün kalıyor. Çünkü ortada kaderin değil, insanların kendi elleriyle hazırladığı bir yıkım var. Ve bu yıkımın gerçekleşmesi için bazen tek gereken şey, yanlış kişiye duyulan güvendir.
Zihnimiz de tıpkı bir deniz gibidir. Fırtınalar yüzeyi bulandırabilir ve dalgalandırabilir; ancak derinlere indiğinizde, suyun altı her zaman sakin, dingin ve huzurludur.