Yine Kafka'nın apayrı psikolojide yazdığı bir eseri. Gücü elinde bulunduran iktidar ve uygulanacak cezaya boyun eğen mahkum çevresinde olaylar "aygıt" adı verilen işkence cihazı etrafında gelişir. Bence aygıtın artık cezayı vermede tatmin etmeyişi sebebiyle cezayı uygulayan subayın kendini aygıtta öldürmesiyle sonuçlanır. Kafka burada ceza nedir? yasa nedir? güç nedir? gibi sorunlarla okuyucuyu başbaşa bırakmıştır.
Eserin kendine has bir akıcılığı var 4-5 partide okudum diyebilirim. (parti okuyanlar bilir)
Eserin bitişi tahmin edildiği gibi olmaması ve sıradan olay örgüsü ile örülmemesi eseri tek kılmakta.
Kitabı bitirene kadar çok saçma buldum, lakin hata etmiştim. Samsanın neden bir 'dev bir böceğe' dönüştüğünü anlamadım.
Kitabı hep bu çerçevede anlamaya çalıştım. Bunu yaparak hata ettim. Kitabı bitirince anladım ki özet kısmında da yazdığı gibi;
"Burda asıl sorun ailedir ya da sizi sevdiğini düşündüğünüz insanların verdiği tepkiler..."
Gregor ilk başlarda aileyi geçindiyordu, o yüzden onu ilk böceğe dönüştüğünde reddetmediler. Reddetmeyerek ona vefayı borç bildiler. Hatta geri döneceğini bile düşündüler. Ta ki kendileri de çalışmaya başlayınca bu sefer çark tersine döndü ve G. Samsa onlara yük oluşturdu. Ve ölmesi gerekiyordu, öyle de oldu artık...
Öyle değil mi gerçekten, hayatımız da da?
Birinin bizi sevmesi çoğu kez işine geldiğinden dir, ya da başka bir şey.. Peki aynı kişi bizi yaşlılık, yatalak hastalık, bakıma muhtaç vs. bu gibi durumlarda bizi sevecek mi?
İşte Kafka bu duruma 'Dönüşüm' adlı eseriyle el koymuş.
Değişik bir olay örgüsüyle, giriş-gelişme-sonuç tek düzeliğinden sıyrık bir yapıt.
Her zamanki gibi Stefan Zweing psikoloji anlatan eserlerinden baş yapıtı. Amok; kendini yitirmiş bir doktorun umarsız koşusu.
Stefan Zweig'in Bir Kadının Yaşamından 24 Saat romanıyla anladım ki Zweig erkek olmasına karşın bir kadının ne düşündüğünü karşı cinsten ne istediğini, kadının iç dünyasını, kısaca 'kadın anatomisini' eserlerinde bizlere gösteriyor.
Ve bu romanla kadınların bir erkekte aradığının yakışıklılık yahut başka bişey olamadığının ona duyduğu güvenin, ona verdiği değerinin olduğunu açıkça anlayabiliyoruz.
Nitekim Mrs. C'nin daha sonra aşık olduğu bu adamın ona verdiği güveni boşa çıkartması. Öyleki kumar oynamayı bırakıp yemin etmişti. Ama Mrs. C kumar masasında onu gördü ve onu itti. Buda Mrs. C için ona verdiği değerin boşa çıktığını güveninin sarsıldığını gösteriyor.
Ve Mrs. C uzaklaşır. Tüm bu olanlardan sonra...
(Kişisel incelememdir, genellemeye tekabül etmeyebilir.)