Can Draper

Nezaketlerini her zaman koruyamayacak kadar içtendiler.
Sayfa 385·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Can Draper

, bir kitap okudu
Puan vermedi·264 syf.··
8 günde okudu
·
2025 22. kitabı
Patrick Süskind
8/10 · 27,3bin okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2025 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 21:22
ABARTILMIŞ BİR KİTAP Kitap benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu ve sonunu zor getirebildim. Kapağının harika oluşuna ve görünüşte ilgi çekici olan konusuna aldanıp okumaya karar verdim kitabı. Ancak kitabın yeterince derin işlenmemesi, dilinin akıcı olmaması, bazı olayların saçmalıkları gibi sebepler okuma zevkimi kırdı. Kitaptan bahsedecek olursak 18.yy Paris’inde geçiyor. Jean Baptiste Grenoille kendi kokusu olmayan ama burnu çok iyi koku alabilen biri olarak dünyaya geliyor. Kendini beğenmiş ve narsist biri oluyor. Kadınların kendi vücut kokusuna hasta oluyor. Nitekim K9 köpeği gibi koklaya koklaya kadın buluyor arkadaş. Bu kadınların kokusunu muhafaza edebilmek için parfümler yapmaya başlıyor ve bu şekilde daha da çok öldürerek katil oluyor ve kadınların kokularından parfüm yapıyor. Kitabın farklı olabilcek bir noktası sonu olabilir. Sonda “dünyanın en iyi parfümünü” yaparak parfümünü sıkıp idamdan kurtulması, herkesi deliler gibi davranması, Richis’in onu affetmesi gibi olaylar abartılı bir şekilde yazılıyor. Özetle bu kitap anlatımıyla, subtext olmayışı, olayların basitliği, diyalogların eksikliği ve kalitesizliği gibi sebeplerden dolayı benim bir daha okumayacağım bir kitap olarak not edildi.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201927,3bin okunma

Can Draper

, bir kitap okudu
Puan vermedi·779 syf.··
23 günde okudu
·
2025 21. kitabı
Fyodor Dostoyevski
8.3/10 · 31,5bin okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2025 21. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 21:08
Dostosyevski okumak gerçekten çok farklı bir deneyim ve evet, bu kitabı okuduktan sonra aynı kişi olamıyorsunuz. Çünkü aklınıza bir sürü sorular sokuyor bu kitap. Geniş ve renkli karakterli ve güçlü psikolojik tahliller ile karakterleri anlayabiliyoruz. Yine aynı sebepten ötürü yüksek konsantrasyon gerektiriyor. Her bir karakteri anlamak için yüksek çaba bu da zaman zaman düşen tempoyla takibi zorlaştırıyor. Kitabı okuduktan sonra başka kaynaklara da göz atarak araştırma yaptım ve bazı şeyleri daha iyi anlayabildim. Mesela kitabın başında anlatılan idam edilecek olan ancak son anda iptal olan adam aslında Dostoyevski'nin kendisiymiş. Ve Dostoyevski de Prens Mişkin gibi sara hastasıymış. Çoğu kişi Prens Mişkin'in İsa portresi olduğunu yazmış ve öyle düşünerek okunması gerektiğini söylemiş. Kitapta anlatılan bazı olaylarda (Rogojin'in evindeki İsa resmi hakkında konuşmalar) bu görüş de anlam kazanıyor. Bu gibi detaylarla aslında fark edilen şeyler kadar bir o kadar da fark edilmeyen noktaları anladım. O yüzden bir okuma daha yapacağım bu kitaba. Kitapta çok çeşitli karakterler var. Prens Mişkin, Nastasya Filippovna, Kolya, İppolit, Aglaya, Rogojin ve dahaları... Prens Mişkin iyiliğin temsili, Nastasya içsel çatışmaların zirvesi, İppolit nihilist, Aglaya çocuksu ve kaprisli, Rogojin tutkulu ve dürtüsel... Her karakter bir şeyi temsil ediyor yani. Kitabın bize asıl sormak istediği soru da Prens Mişkin aslında budala mı yoksa iyi bir insan mı? Kimler kendisinden faydalanıyor? PRENS MİŞKİN BİR BUDALA MI? Kısaca Prens Mişkin bir soylu olsa da babası ölmüş, sara hastası, İsviçreli bir insanın onu tedavi etmesiyle Rusya'ya geliyor. Ve aynı insandan ona miras para kaldığını öğreniyor ve bu şekilde zengin oluyor. Peki Mişkin bir budala mı? Bunun kısa cevabı benim için hayır
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma