Enes’ten (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
Siz birtakım işler yapıyor ve onları kıldan ince görüyor, hiçe sayıyorsunuz. Hâlbuki Resûlullah (s.a.v.) zamanında, biz onları, insanı helâk eden büyük günahlardan sayıyorduk.
(Müslim, Birr 56)
"Mümin, hiçbir zaman günahla tam bir haz elde edemez; o günahla sevinci tamamlanmaz. Günaha yöneldiğinde, kalbine daima bir hüzün eşlik eder. Ancak şehvet sarhoşluğu, bu hüznü hissetmesini engeller.
Kim ki kalbinde bu hüzünden eser bulmaz, aksine sevinci ve keyfi artarsa, o kişi imanını sorgulasın ve kalbinin ölümüne ağlasın.”
| Medâricu’s-Sâlikîn
Öyleyse ''Büyük Doğu'', çizmeli ayaklarla dışımızdaki iklimlere doğru kaba ve nefsani bir yürüyüş olmaktan ziyade, rüzgardan hafif topuklarla içimizdeki iklimlere doğru ince ve ruhani bir sefer...
Maddi ve manevi sınır dışı ırk gayreti, kavim hırsı ve toprak iştahı, sadece alâkasız olduğumuz bir iş sanılmasın!..
Büyük ve gerçek kurtuluş adına, yüzdeyüz düşmanı sıfatiyle alâkalı olduğumuz ve karşısında cephe tuttuğumuz zıt ve batıl hedeflerden bir tanesi!..