Puan vermedi·344 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:48
Ah, Sybil. Canım Sybil. Ben Sybil'ı çok sevdim, o kadar gerçek bir karakter ki... Zor bir kadın belli, biraz kibirli ama yumuşak kalpli de. Yeri geldiğinde komik ama bir yandan çok da kırılgan. Zaman zaman insanları kendinden uzaklaştırıyor; bazen en yakınlarına en uzak, yabancılara ise sevecen. Ve bence bu çok insani, o yüzden bu kadar gerçek ve yaşadığını hissettiğim bir karakter, böyle biri bu evrende bir yerlerde kesin var bence. Kendimle bazı benzerlikler gördüğümü de itiraf etmeliyim. Bir defa yazmayı seviyor, yazıyla düşünen ve yaşayan biri, ben de zaman zaman kendime mektuplar yazıyorum :) İster yüzleşme ister iyileşme aracı olsun kendine mektup yazmak güzeldir bana göre. Dışarıdan öyle bağımsız ve güçlü görünürken aslında içinde çok hassas bir yan taşıması. İnsanlarla derinlikli bağlar kurmak istemesi, yüzeyselliği onu tatmin etmemesi. Yalnızlığını sevmesi ama bir yandan yakınlık da istemesi, duvarlarını belki kolay indirememesi. Hepsi hepsi çok tanıdık. Huysuz ve tatlı kadın Sybil'ı ben çok sevdim, kendisi sanki hep aklımın bir köşesinde kalacak.
MuhabbetVirginia Evans · April Yayıncılık · 2026146 okunma
8/10
·376 syf.··
2026 44. kitabı
Kitap genel güzeldi beğendim yani tek sıkıntı o kadar berbat bir durumu pat Aaron öptü iyileşti gibi anlatmları olmuş onun dışında en sonunda bir nefes aldığımı hissettim . Emmelie keşke başka bir son yazılsaymış ama galiba geri dönüşü olmayacağı çok belliydi çok üzüldüm ona ya cidden canım benim ya hiçbirini hak etmedi Neyse seri genel güzeldi akıcı bir şeylwr okumak istiyorsanız çok iyi gidiyor okuyun derim
Hayal Et BeniTahereh Mafi · Dex Yayınevi · 2021527 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·687 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
Suç ve Ceza Dostoyevski’nin en çok bilinen romanlarından biridir. Roman yazıldığı dönem olan 1800’lü yıllardan günümüzü kadar en çok tartışılan konuyu işler “Toplum için suç işlenebilir mi?” Ana karakter Raskolnikov biri bir kişiyi öldürdüğünde bunun ayıplanması gereken bir suç olduğunu ama Napolyon biri gibi büyük bir gaye uğruna yüz binlerce kişiyi öldürünce bunun bir kahramanlık sayıldığını fark eder. Bunu sorgular ve bir sonuca varır. İnsanlar ikiye ayrılır: sıradanlar ve olağan üstüler. Sıradanlar uysal, otoriteye boyun eğmiş, sistemin küçük bir dişlisi olan insanlardır. Onların büyük gayeleri yoktur. Ama olağan üstüler, onlar faklıdır. Onların büyük gayeleri vardır. Onlar otoriteye boyun eğmezler. Onlar bu bozuk çarklı sistemi düzeltecek olan insanlardır. Onların gayeleri uğruna suç işleme hakları vardır. Raskolnikov da bu fikirden yola çıkarak zengin ve kötü bir kadın olan. Topluma hiçbir faydası olmayan tamimiyle bireysel çıkarlarını gözeten tefeci kadını öldürmeye kara verir. Bu adete toplum otoritesine karşı bir başkaldırıdır. Herkesin göz yumduğu adaletsizliğe, kötülüğe, sınıf eşitsizliğine karşı elindeki baltayı savurur Raskolnikov. Ama hissetmesi gereken duyguları hissetmez. Onun gibi bir olağan üstü insan yaptığı şeyden onur duymalı ve diğer insanlarında onu takdir etmesini sağlamalıdır. Herkese kanlı baltasını göstererek bakın görüyor musunuz gücü elinde tutan bir haşereyi daha yok ettim büyük bozuk çarkı düzelttim demelidir. Ama o bunların hiçbirini yapamaz. O korkar. O kadar korkar ki artık kanlı olan baltasını tekrar savurur ama bu sefer toplumun çıkarı için olan büyük gayesi uğruna değil kendi bireysel çıkarı uğruna. İşlediği korkakça suçu örtmek için. Masum birini öldürür. O zaman anlar Raskolnikov kendisinin olağan üstü olmadığını. Aslında hep
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma
Bu Bizden Değil...
Puan vermedi·
"Muhtemelen sen de Aynı şekilde ölecektin, Gerçekte olabileceğinin çeyreği bir adam olarak." Tüm kitabı bu cümle için okudum sanırım, bu cümleye kadar her şey çok 'sıradan'Dı. Bildiğimiz amerikan hayatı, ama bu kez vurdu kırdı değil, inceltmek isteyen, yontmak isteyen bir kitap. Kendi çürümüş toplumunun nasıl kurtarırız endişesini taşıyan düşünceyle yazılmış bir kitap gibi duruyordu. Sade dili, akıcı okuması kolay sayfaları vardı. Markus un en sevdiğim özelliği kelimeleri cümleleri bir insan gibi konuşturması, bu okuduğum ikinci kitabı oldu ama 'kitap hırsızı'nda daha yoğun olan bu yazın biçimini oldukça beğendim. Gelelim kitaba, spoiler değil ama içerik biraz nesebi genişlik arz etmesi, eğlence alemi içinde alkol, oyun, amaçsız gençlik, kısacası amerikan emperyalist düzeni içinde savrulan genç hayatların nasıl düzenleriz eviririz düşüncesiyle markus tarafından kaleme alınmış bir kitap. Amerikan filmlerinde empoze edilen kültürel 'iyilik(!)' formlarının bir senaryosu. Okunur mu? Okumaya Ara vermişseniz bire bir diyebilirim. Ama bir cümle için okuyacağınız kitaplardan birisi. O da bu incelemeye başladığım cümle. Tam da okuduğum zaman beni sarsan, yerimden kaldıran, silkinmemi sağlayan bir cümleydi. 16 gün önce canım babamı kaybettim, dünyanın boşluğu üzerine oldukça kafam karışıktı, idealist çalışmaya çalışan bir eğitimci olarak ayağım sürtüyordu son zamanlarda, ama bu cümle beni tekrar kalkmam gerektiğini hatırlattı.. Teşekkürler Markus.
Hiç Kimse Sıradan DeğildirMarkus Zusak · Martı Yayınları · 20206,3bin okunma
10/10
·292 syf.··
2026 43. kitabı
Her duyguyu yaşadığım bir kitaptı o kadar güzeldiki deli olıcam sandım. Bir an hiçbir şey düzelmeyecek falan da sandım ağladım güldüm cidden serinin en iyi kitabı olabilir ama Emmile çok üzüldüm ya kahroldım canım benim ya keşke ona iyi bir son yazılsa offf offf cidden bu kitap beni dertli yaptı ama bayıldımmm
Beni KışkırtmaTahereh Mafi · Dex Yayınevi · 2020630 okunma
görülmek
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:06
Birkaç ay önce almıştım bu kitabı. İlk birkaç sayfayı okumak istedim ancak devam edemedim; sanırım hazır değildim. Okuyunca ağlarım, çok üzülürüm diye endişe etmiştim. Bu sefer okumaya başlayınca çok hızlı aktı, bırakamadım. İlk olarak yazım yanlışları o kadar doğal ki canım Charlie'nin sesini duyuyor gibiydim. "Charlie’nin IQ’su 68’dir; bu sayı onun ‘eksik’ değil, sadece toplumun ölçüm sistemine göre tanımlandığını gösterir.” Tavşan ayağı, uğurlu para, at nalı... Bunların şans getirdiğine inanıp yanında taşıması, ona sarılmak istememe neden oldu. Akıllı birisi olmak isteyen, aslında çevresini gözlemleyen, çok çalışan ve çabalayan bir karakter. Sadece istediği şey: "Beni görün, ben varım." İlk görülmeyi istediğimiz yer ailemizdir. Eğer bu orada gerçekleşmiyorsa, arayışımız hayat boyu devam ediyor. Çok bilmek, tüm bilgiye ulaşmak bizi mutlu eder mi? Bunun bir sonu var mı? Herkesi ve her şeyi olduğu gibi kabul edebilmeyi başarsak, hayat herkes için daha güzel ve yaşanılır bir hâl almaz mı? Neden bunu başaramıyoruz? Kitapta yapılan deney sadece bir bilimsel süreç gibi görünmüyor; insanın “ne olduğu” sorusunu da ortaya atıyor. Charlie'nin yaşadıklarını düşününce; İnsan bazen sadece farklı olursa kabul göreceğini sanıyor. Ama aslında en temel ihtiyaç, olduğu hâliyle görülmek ve anlaşılmak. Hayvanlar bile bu sürecin dışında kalmıyor; deneyin kendisi, yaşamın ne kadar kolay araçsallaştırılabildiğini gösteriyor. Sonuçta kitap bende tek bir yere bağlanıyor: İnsan olmak, sadece “akıllı olmak” ya da “başarılı olmak” değil; görülmek ve varlığının kabul edilmesidir.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma