Bu dünyada mutlu olabilmek için Tanrıya, cennete cehenneme ne gerek var canım? Kendi mutluluğunuzu kendiniz kuramaz mısınız?
İnanma istersen yıldızların yandığına, Güneşin döndüğüne inanma, Doğrunun ta kendisini yalan bil, Ama seni sevdiğime inan Ophelia. Canım Ophelia, beceriksizim şiir yazmakta, İçimdekini kalıba dökme sanatım yok, Ama çok, her şeyden çok seviyorum seni
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ben keyfimce yürümeyi, canım istediğinde de durmayı severim. Bana seyyar bir yaşam gerek. Güzel bir havada, güzel bir ülkede telaşa gelmeden yol yürümek ve yürüyüşün sonunda da hoş bir manzarayla karşılaşmak, onca yaşam tarzı arasında zevkime en uygun olanı.
Sayfa 76·Kitabı okuyor
Çok eski zamanlarda İsa'ya aşık yedi genç bir mağaraya kapanmışlar Efes'te. Yemliha, Mislina, Mürselina, Mernuş, Tebernuş, Sazenuş, Kefeştatayuş imiş adları, bir de köpecikleri varmış Kıtmir. Ne yapsınlar ki, barınamamışlar koca şehirde: yıllar geçmiş, bir zamanlar Peulus'un Vaızlarına kulak as­mayan Efesliler güçlü hatibin şehre ikinci gelişinde bu İsa dininde bir şeyler var diye düşünmeye baş­lamışlar. Hem yalnız Paulus değil, Juhanna da gel­memiş miydi, İsa'nın anası dediği bir kadıncağızı getirip yerleştirmemişmiydi Lysimakhos surlarının ötesinde pınarların çağladığı yemyeşil bir yamaca? Oldum olası tanrı anaları görmüştü Efesliler, şeh­rin kurucusu Amazon tanrıça idi, ulu Artemis'ten doğmuştu yeryüzünde ne kadar canlı, ne kadar bit­ki varsa. Ama Artemis'in papazları para babası ol­muşlar, habire yığıyorlardı altınları tanrıçanın sü­tundan bir ormanla çevrili tapınağına, fakir fıkarayı hiç sokmuyorlardı içeriye. Yoksulların koruyucusu İsa'dan yanaydı bu yedi genç, ama Hıristiyan ol­duklarını söyleyemiyorlardı açık açık, çünkü devlet deniz aşırı göçmüş, Roma denilen şehre yerleşmiş­ti. Roma'nın zorbası Decius puta tapmayan kim var­sa kafasını uçurtuyordu Efes'te. İsa'ya tapan bu ye­di genç de Panayır dağının dibinedek inen bir ma­ğara bulmuşlar, oraya sığınmışlardı. Mağara kapı­sına Kıtmir'i bekçi dikmişlerdi. Bir gece derin derin uyuyorlarmış ki, Decius'un adamları gelip mağarayı koca kayalarla örtmüşler. Yedi genç aldırmamışlar karanlığa, uyuyorlarmış nasıl olsa. Aylar, yıllar, yüzyıllar geçmiş, yedi genç uyuyor, Kıtmir de uyu­yormuş. Bir sabah incir ağaçlarının altında keçile­rini otlatan bir çoban mağaranın önündeki bir ka­yanın biraz kaydığını görmüş, var gücüyle yaslan­mış kayaya, onu biraz oynatmış, derken mağaranın içine bir güneş ışını sızmış. Kıtmir
Sayfa 149·Kitabı okudu
Benim kadınım, güzelim, gözbebeğim, rüzgârım, ciğerparem, baktığım, gördüğüm, sesinde bakışında eridiğim, gözlerimin, beynimin, kulaklarımın gıdası, dudaklarımın mührü, gönlümün yâri, aklım, fikrim, tek bildiğim, ruhum, kalbim, ahım, eyvahım, canımdan öte canım, nazlım, niyazlım, sinesi baharım, sesim, soluğum, nefesim, avazım, sevincim, zarafetim, letafetim, afetim, özüm, pirim, parem, güneşim, mahım, hayatım, hayalim, göz nurum, öz ruhum, kıblem, duam, niye-tim, dergâhım, yörüngesinde sema eylediğim, hüznü hazanın bereketi, gülüşü sabahımın seheri olan, dilinden hayat fışkıran sevgilim, kalbiyle konuşanım, elimden tutanım, neşem, gülüşüm, yandığım, yangınım, su bakışlım, yüreği nakışlım, can yoldaşım, karım; Dön geri.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Hiçbir şeyin rengi kalmamış. Uçmuş gitmiş. Maria yanımda olmayınca her şey siyah beyaz olmuş. O canım renkler bir bir silinmiş, cansız, ruhsuz, siyah beyaz bir dünya kalmış bana Maria olmayınca.
Sayfa 288