8/10
·200 syf.··
2026 13. kitabı
Z KUŞAĞININ SÖZÜNDEN YAYINEVİ: ELPİS YAYINLARI YAZAR: CANSIN DUMAN SAYFA SAYISI: 199 PUANIM: 10/8 Merhabalar.... Bugün Aylin Karadamak moderatörlüğünde @elpisyayinlari çıkan @cansin.duman kaleme aldığı #zkuşağınınsözünden kitabı ile geldim Resmen Z kuşağı sözlüğü olmuş. Çünkü iş hayatında z kuşağı isteyen yöneticiler kadar istemeyen yöneticiler de bir o kadar fazla ve bu kitap bütün z kuşağının sesi olmuş diyebiliriz. Gaslighting kelimesinden DUMP kültürüne kadar iş hayatında z kuşağından yansıyan kelimelerin anlamını, bu kelimelere karşı yönetici ve Z kuşağı çalışanının neler yapması gerektiğini, üstelik her kelimenin bir z kuşağı gözünden ve iş hayatından anlatılan örnekler ile zenginleştirilmiş bir kitap bekliyor bizi. Gelelim kitabın içeriğine; Kitaptan #alıntı kar ile daha iyi anlayacağınızı umuyorum. "Salty" ifadesi z kuşağı arasında alınganlık, memnuniyetsizlik veya pasif-agrasif tepkileri tanımlamak için sıklıkla kullanılır. Z kuşağı için performans sadece rakamlar değil, gelişim, takdir edilme, anlam yaratma ve adil süreçlerdir. "Ghasting" kavramı, özellikle dijital ilişkilerde bir anda iletişimi kesmek anlamına gelse de iş yaşamında da giderek daha sık karşımıza çıkıyor. Z kuşağı tabiri ile "lit" yani heyecan verici, harika bir çalışma ortamı yaratmak tüm değer üretenler/değer yaratanlar için önemlidir. Z kuşağı, çalıştıkları kurumun da gelişime açık olmasını, dönüşüme direnen değil, dönüşüme liderlik eden bir yapı olmasını bekliyor . Ekleyebildiğim terimlerden çok daha fazlası kitapta sizleri bekliyor. Ben keyif alarak ve benim de bilmediğim bazı kelimeleri keşfederek okudum #reklam değil #işhayatı #zkuşağı
Z Kuşağının SözündenCansın Duman · Elpis Yayınları · 20264 okunma
Puan vermedi·199 syf.··
2026 27. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 18:51
Zamanın Farkında – Şule Gürbüz | 5/5 Öncelikle bu kitabı okumak için gerçekten ekstra çaba gerektiğini söylemeliyim. Normalde hızlı okuyan biri olmama rağmen, bu kitapta her sayfada durup düşünmek zorunda kaldım. Çünkü Şule Gürbüz, hızlıca okuyup geçilebilecek bir yazar değil. Anlamın yüzeyinde kalmayı sevenler için değil; daha çok derinlere inmeyi göze alanlara hitap ediyor. Kitap; Müzik Hocası, Cansın, Mezarlıktan Geçiş, Mutfak ve Zamanın Farkında öykülerinden oluşuyor. Ama aslında bu öykülerde olaydan çok insanın iç dünyası, düşünceleri ve sorgulamaları ön planda. Zaman kavramı, yalnızlık, inanç, korkular ve insanın kendisiyle olan hesaplaşması metinlerin her yerinde hissediliyor. Gürbüz, karakterlerini yıllar, yaşlar ve biriktirdikleri üzerinden kurarken; monologlarla dolu, yer yer insanı sarsan bir iç dünya açıyor. Okurken sadece bir hikâye okumuyorsunuz; kendi içinize dönüyorsunuz. Söyleyemediğiniz şeylerle, görmezden geldiğiniz yanlarınızla yüzleşiyorsunuz. Bazı cümleler gerçekten insanı durdurup düşündürüyor. Benzetmeleri, dili ve kurduğu o yoğun atmosfer bazen zorlayıcı ama bir o kadar da etkileyici. Dili sade gibi görünse de aslında oldukça ağır; bu yüzden kitabı yavaş yavaş, sindirerek okudum. Bu yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve yine dili beni zorladı ama verdiği duygu, düşündürdükleri ve bıraktığı etki kesinlikle çok güçlüydü.
Zamanın FarkındaŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20111,698 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·156 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 17:18
#KitapYorum #KuyununKalbi #EmreErdoğan #DoaYayınları #Papatyakitaplığı Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Doa Yayınları'ndan çıkan, Emre Erdoğan'a ait, "KUYUNUN KALBİ" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Her zaman olduğu gibi kitabın kapak resmiyle yorumuma başlangıç yapmak isterim. Zirâ; görünüş, vizyon okurlar için önemli ögelerden biri. Görsel, dikkat çeken, düşündüren, alım isteğine destek veren unsurlar kapsamında ise okur için yeşil ışık yandı demektir. Sonrasında içeriğe de göz kırpan bir yapı vücut bulup, harmanlanmışsa başarılı bir seçime doğru ilerlediğiniz söylenebilir. Elbette bu başlangıç, satışta büyük rol oynuyor. Arka kapak yazısıyla örtüşen resimler de verilen emeği boşa çıkarmıyor sanırım. Bu tıpkı lezzetli bir yemeği şef tabağıyla sunmak kadar önemli. Farkındalık ve istek ise doğal sonucun semeresi. Bu romanda olduğu gibi. Kapak şahane. Ama bu demek değildir ki, her zaman ambalaj içeriğin aynasına denk düşer diye. Bazen, hayâl ettiğimiz gibi sonuçlar alınamayabiliyor da. Bahsim sadece genel çerçevenin sınırları dahilinde. Belkide arada Kairos ve Kronos gibi Yunan tanrılarının suflelerine yazar ve yazar adaylarımız kulak vermeli diye de düşünmüyor değilim. Yani"Fırsat", "doğru an", "nitelikli zaman" ve "hasat" vakti vurgularını temsil eden mitleri dinlemeli. Bir şeyin gerçekleşmesi için en uygun, kritik ve kaçırılmaması gereken adımları örnek alarak ilerlemeli. Acele etmeden, donanımlı okurla buluşmak elzem. Burada, kapakta bir kuyu, bir kalp, kısa bir cümle var. Gizemli minimalist teknik kullanılarak, büyük bir sırrın varlığına işaret etmiş. Amacı aşk temasını vurgulayarak okuyucuyu hikâyenin içine çekmek. “Kuyunun kalbi” ifadesi doğrudan bir tasavvuf terimi olmasa da sembolik olarak insanın en derin duygularını, saklanan gizemleri, gerçek aşkı,
Kuyunun KalbiEmre Erdoğan · DOA Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
2026 3. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 16:03
Merhaba sevgili okurlar. Bugün sizlere duygulu kalemiyle yeni tanıştığım bir yazarla geldim. Kitaba çok büyük umutlarla başladım fakat okudukça bazı hayal kırıklıkları yaşadığımı söyleyebilirim. Öncelikle okurken yazım yanlışları ve devrik cümleler benim gibi okurlar için oldukça dikkat dağıtıcı olabiliyor. Bu kitapta da zaman zaman anlatıcı birden değişiyor ve okurken “Ben şimdi neredeyim?” diye düşündüğünüz anlar oluyor. Konuya gelirsek aslında güzel bir kurguya sahip fakat hikâyenin içinde kopukluklar olduğu için tam anlamıyla içine giremiyorsunuz. Hikâye, Cansın’ın İkbal adında bir kadının çantasını kurtarmasıyla başlıyor. İkbal Hanım ona para vermek ister fakat Cansın Bey paranın ne olduğunu bile bilmez. Bu durum İkbal Hanım’ın dikkatini çeker. Tekrar karşılaşırlar ve zamanla İkbal Hanım, dış görünüşü oldukça kötü ve talihsiz olan Cansın Bey’e ilgi duymaya başlar. Sonrasında birlikte yaşamaya başlarlar ve İkbal Hanım Cansın’a birçok şeyi öğretir. Sanki Cansın başka bir dünyadan gelmiş gibidir. Ancak kitap boyunca Cansın’ın geçmişi ya da hayatı hakkında çok fazla bilgi verilmez. Sadece birbirlerini buldukları için sürekli şükreden iki karakter görürüz. Konu içerisinde bazı kopukluklar oldukça dikkat çekiyor. Spoiler vermemek adına çok derine inmek istemiyorum ama Cansın, İkbal’in suçunu üstlenip idam edilir. Hafızasını kaybetmiş olan Cansın’ın hikâyesi ise en sonunda yazdığı bir mektupla son bulur. Cansın ne ara okuma yazma öğrendiği muallak tabiki. Keyifli okumalar.
1000Kitap
Kuyunun KalbiEmre Erdoğan · DOA Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi·156 syf.··
2026 11. kitabı
Kolay mıdır tam sevmişken, hayatın anlamını yaşamaya başlamışken, mutluluğu yakalamışken ama sevdiği için idam sehpasına çıkması? Yalnızlık kalmaktan değil ayrı kalmaktan korkuyor. Lâkin dünya onlara ayrılık kapısını açıyor. Cansın, evet tam ismi gibi cansın diyebileceğiniz biri. Yüreği saf bir sevgi ile dopdolu ve fazlasıyla fedakâr biri. İkbal ile yollarının kesişmesi kısa bir zaman çerçevesinde birbirine alenen ısınan iki insan. Fakat hayatın çetin şartları ikisinin mutluluğuna taş koyar. Gözü kapalı sevdiğini korumak adına geri dönüşü olmayan bir yola girer. Sizler sevdiğiniz için idam sehpasına gider misiniz? İdam sehpasına giderseniz son arzunuz ne olurdu? Bakın Cansın'ın bu korkusuz ve cesurca yaptıklarına!? Kitabın son sayfalarına doğru yaklaşırken aklıma düşen iki kitap ismi oldu? Biri Charles Dickens'in "İki Şehrin Hikâyesi" bir diğeri Victor Hugo'nun "Bir Mahkûmunun Son Günü" Evet Cansın 'ın yaşadıkları adeta bu iki kitabın havasını estirdi. Kitap elime ulaştığı gibi okudum. Nerdeyse ilk sayfayı açmam ve son sayfayı kapatmam bir oldu. Sürükleyici bir anlatıma sahip duygu yoğunluğu çok bir kitap. Okurken kendinizi alamaycağınız harika bir kitap. Okumaya değer. #alıntılar "Bu devirde sevdiği için urganı boynuna dolayan kaç kişi var?" "Istikamet belliydi: Hapisane. Soğuk duvarlar... Demir parmaklıklar... Prangalar... Yalnızlık... Uzun, bitmeyen geceler... Sabahı olmayan karanlıklar... Hasretle geçen zaman... Aydınlığı  kaybolmuş odalar..."
Kuyunun KalbiEmre Erdoğan · DOA Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi
bugün, martın 12. günü, saat gece 03:01… ne kadar acıyor canım, bir ben bilirim. Necip Fazıl ile ideolojik olarak tamamen zıt olsak bile, benim acıma ortak oluyor ya, yeter. ‘Aylarca gezindim, yıkık ve şaşkın, Benliğim bir kazan ve aklım kepçe. Deliler köyünden bir menzil aşkın, Her fikir içimde bir çift kelepçe.Niçin küçülüyor eşya uzakta? Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl? Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta? Sonum varmış, onu öğrensem asıl…’ cansın Necip.
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202125,2bin okunma