#KitapYorum
#KuyununKalbi
#EmreErdoğan
#DoaYayınları
#Papatyakitaplığı
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere Doa Yayınları'ndan çıkan, Emre Erdoğan'a ait, "KUYUNUN KALBİ" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım.
Her zaman olduğu gibi kitabın kapak resmiyle yorumuma başlangıç yapmak isterim. Zirâ; görünüş, vizyon okurlar için önemli ögelerden biri. Görsel, dikkat çeken, düşündüren, alım isteğine destek veren unsurlar kapsamında ise okur için yeşil ışık yandı demektir. Sonrasında içeriğe de göz kırpan bir yapı vücut bulup, harmanlanmışsa başarılı bir seçime doğru ilerlediğiniz söylenebilir. Elbette bu başlangıç, satışta büyük rol oynuyor. Arka kapak yazısıyla örtüşen resimler de verilen emeği boşa çıkarmıyor sanırım. Bu tıpkı lezzetli bir yemeği şef tabağıyla sunmak kadar önemli. Farkındalık ve istek ise doğal sonucun semeresi. Bu romanda olduğu gibi. Kapak şahane. Ama bu demek değildir ki, her zaman ambalaj içeriğin aynasına denk düşer diye. Bazen, hayâl ettiğimiz gibi sonuçlar alınamayabiliyor da. Bahsim sadece genel çerçevenin sınırları dahilinde.
Belkide arada Kairos ve Kronos gibi Yunan tanrılarının suflelerine yazar ve yazar adaylarımız kulak vermeli diye de düşünmüyor değilim. Yani"Fırsat", "doğru an", "nitelikli zaman" ve "hasat" vakti vurgularını temsil eden mitleri dinlemeli. Bir şeyin gerçekleşmesi için en uygun, kritik ve kaçırılmaması gereken adımları örnek alarak ilerlemeli. Acele etmeden, donanımlı okurla buluşmak elzem. Burada, kapakta bir kuyu, bir kalp, kısa bir cümle var. Gizemli minimalist teknik kullanılarak, büyük bir sırrın varlığına işaret etmiş. Amacı aşk temasını vurgulayarak okuyucuyu hikâyenin içine çekmek. “Kuyunun kalbi” ifadesi doğrudan bir tasavvuf terimi olmasa da sembolik olarak insanın en derin duygularını, saklanan gizemleri, gerçek aşkı,