Roman, yer yer beni anlatıdan uzaklaştıran bir üsluba sahipti. Neredeyse hiçbir sayfada beni bütünüyle içine almayı başaramadı belki de benim için doğru bir okuma dönemine denk gelmedi. Buradaki mesafemin nedeni konunun bireysel olması değil aksine, bireysel bir hikâyenin fazlasıyla ağdalı ve yoğun bir dille anlatılması bana zaman zaman boğucu geldi. Yazarın söz sanatlarında ve anlatı kurma becerisinde oldukça maharetli olduğunu görmekle birlikte, çağdaşları gibi daha sade, daha nefes aldıran cümleler kurmasını dilerdim.
Kitaptaki hac yolculuğu fikri bana tam olarak geçmedi Seher’in yolda karşılaştığı ve ilişki kurduğu kişiler de sahici gelmedi. Bu nedenle romanın, üslubu sebebiyle gereğinden fazla uzatıldığını düşünüyorum belki 250 sayfa civarında kurgulansaydı beni daha çok kendine çekebilirdi. Zaman zaman “Bunları neden okuyorum?” diye düşündüğüm anlar oldu maalesef. Buna rağmen, Nermin Yıldırım’ın edebi dünyasına dair merakım sürüyor; bu nedenle yazarın diğer kitaplarını da okumayı planlıyorum.
Nermin Yıldırım 'ın Ev romanı, Seher’in Hristiyanlar için kutsal kabul edilen Camino de Santiago hac yolunu yürümeye karar vermesiyle başlıyor. Bu karar, dini bir inançtan çok Seher’in hayatında biriken kırılmaların, kayıpların ve içsel sıkışmışlığın sonucu olarak alınıyor. Seher için bu yürüyüş, bir varış noktasına ulaşmaktan ziyade, kendisiyle baş başa kalabileceği uzun bir süreçtir. Romanın anlatısı, Seher’in yolda attığı adımlarla birlikte geçmişine açılır ve okuru onun zihinsel dünyasına taşır. Roman kendiyle tutarlı bir sonla noktalanır.
Yürüyüş boyunca Seher’e arkadaşı Ogo eşlik eder Ogo, romanda bağımsız bir karakter olarak yer alır ve Seher’in içe kapanık, sert ve mesafeli hâline karşıt bir duruş sergiler. Seher’in dünyayla kurduğu kopuk ilişki, Ogo’yla olan