“Savunma hakkı verilmedi ki,” dedi subay; bakışlarını çevirmiş, yolcuyu, apaçık gerçekleri dinlemenin, vereceği utançtan kurtarmak istermiş gibi, kendi kendine konuşuyordu.
…büyük şehirlerdeki parklar gibi bize bir süreliğine yeten, mutluluk veren ve dışarıdaki doğanın yerine geçen sınırlı, küçük bir dünya. Oysa gerçekte bütün bunlar, park, bostanlar, meyve bahçeleri ve orman kuşağı, çok daha büyük, bütüncül bir şeyin bir önceki aşaması sadece.