Cansu Demircan

Cansu Demircan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·102 syf.·
16 saatte okudu
·
2026 21. kitabı
John Steinbeck
8.1/10 · 50bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Juan Tomas ağır ağır salladı başını. Ağabeydi o. Kino ondan öğüt bekliyordu. “Anlamak güç,” dedi. “Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz. Yine de yaşamayı sürdürüyoruz. Sen yalnızca inci alıcılarına meydan okumadın, bütün bir yapıya, bütün yaşam biçimine meydan okudun. Senin adına korkuyorum.” “Açlıktan ölmekten öte ne gibi bir korkum olabilir?” diye sordu Kino. Juan Tomas ağır ağır başını salladı. “Açlıktan hepimiz korkarız. Ama diyelim ki haklı çıktın, diyelim ki incin gerçekten çok değerli o zaman bu oyunun biteceğini mi sanıyorsun?” “Ne demek istiyorsun?” “Bilemiyorum,” dedi Juan Tomas, “senin adına korkuyorum, o kadar. Yeni bir toprakta yürüyorsun, yolu da bilmiyorsun.”
Kino, Dünya’nın Biricik İncisini bulmuştu ya. İncinin özü, insanların özleriyle karışınca ortaya acayip, karanlık bir tortu çıkıyor, sonra çökeliyordu. Herkes Kino’nun incisiyle bir bağ kurmuştu birdenbire, Kino’nun incisi de herkesin düşlerine, yatırımlarına, düzenlerine, tasalarına, geleceğine, dileklerine, gereksinimlerine, tutkularına, açlığına katılıverdi, aradaki tek engel Kino’ydu, o yüzden de garip bir biçimde herkesin düşmanı oluverdi Kino. Haber, kasabada uyuklayan sonsuz kara ve uğursuz bir şeyi uyandırmıştı; bu kara tortu bir akrebi andırıyordu, aş kokusu gelirken duyulan açlığı andırıyordu, sevgisiz kalınınca duyulan yalnızlığı andırıyordu.
Kasaba, koloni halinde yaşayan bir hayvan gibidir. Kasabanın bir sinir sistemi, bir başı, omuzları ve ayakları vardır. Kasaba, öbür kasabalara hiç benzemeyen apayrı bir yaratıktır, öyle ki dünyada birbirine benzeyen iki kasaba bulamazsınız. Kasabanın duyguları da bütünlük gösterir. Haberlerin kasaba sokaklarında nasıl yayıldığı kolayca çözümlenemeyecek bir gizdir. Sanki haber, seğirtip onu yetiştirmeye can atan küçük oğlanlardan da, çitlerden eğilip çığrışan kadınlardan da daha tez ayaklıdır.
Kino bütün olanları bakmadan da görebiliyordu neredeyse. Juana, alçak sesle eski bir türkü söylüyordu, üç notadan oluşan ama sessizliklerden yana zengin bir türkü. Bu türkü de aile türküsünün bir parçasıydı. Hepsi bir parçaydı. Ara sıra boğaza tıkanan acılı bir müzik dizesiyle yükseliyor, işte güven budur, diyordu, sıcaklık budur. Bütünlük budur.