"Yaşayacağız Vanya Dayı. Çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz. Alın yazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. Bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz. Ecel gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orda, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz... Tanrı da acıyacak bize ve biz seninle canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve burdaki mutsuzluklarımıza sevecenlikle, hoşgörüyle gülümseyeceğiz ve dinleneceğiz.... İnanıyorum buna dayıcığım, bütün kalbimle, tutkuyla inanıyorum."
"Sakalla bıyıkla ne yobazlık olur ne devrimcilik.. Her kravat takan aydın olsaydı memleket nur içinde kalırdı. Anayasayı taban halısı gibi çiğneyenlerin yarısından çoğu doktorla avukat değil miydi?"
"Omuzları sarsılarak koşarkenki siluetine bakınca, tüm masumiyetiyle, hevesle yarınlara uzanmaya çalışır hali hissediliyordu. Bu tatlı silueti bekleyen gelecek şüphesiz ki savaştı. Öyleyse insan ne için çocuk yapıyor, onu seviyor, büyütüyordu? Gülleyle vurulan, parçalara ayrılıp yok olan insan canına değer vermenin, ona üzülmenin nesi bu kadar yanlıştı? Toplumsak refahı korumanın yolu insan canına kıymet verip korumaktan değil de insan ruhunun özgürlüğünü kısıtlamaktan mı geçiyordu?"
"yararsız mı demiştiniz siz? zevk her zaman yararlıdır; vahşi, sınırsız bir hakimiyet duygusunda da -bir sinek üzerinde olsa bile- kendine has bir zevk vardır. insan yaratılıştan zorbadır ve acı çektirmeyi sever. siz buna bayılıyorsunuz."