Sürü halinde hareket edip, hayatlarını birbirlerinin fikirlerine göre şekillendiriyor, kölesi haline geldikleri çocukça formüller yüzünden bir türlü birey olamıyor ve gereğince yaşayamıyorlardı.
Hayatı yaşanmaya değer kılan şey buradaydı: Düşkünlüğün lağım çukurundan yükselen büyük ahlaki değerleri görmek; üzerinden çamur damlayan gözlerle ayağa kalkıp, uzaklardaki solgun güzelliğe bakmak; zayıflık, güçsüzlük, kokuşmuşluk ve hoyratlığın içinden kuvvetin, hakikatin ve yüce ruhsal ihsanların doğması.
Bu güne kadar neden okumadım ki dedim . Karakterler, olay örgüsü inanılmaz içine aldı beni. Aşırı akıcı müthiş bir kitaptı . Neden abartılmamış bu zamana kadar anlam veremedim . Kesinlikleokuyun
“Yakında öleceksin ama daha ne arındın ne de karışıklıklardan kurtarabildin kendini. Ne dış etkenlerden incinmek kuşkusunu atabildin içinden ne her şeyini iyilikle dağıtabildin ve ne de aklı yalnız doğru davranmak için kullanabildin.”