Atatürk’e ve vatanıma borcum var diyerek Paris Gözlemevi’nde kalmayı reddeden Türkiye’nin ilk bilim kadınlarından Nüzhet Gökdoğan’ın ve Remziye Hisar’ın izinden.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Artık bir alanı sevmesi, kendini huzurlu hissedip büsbütün olduğu gibi var olabilmesi, kendini dışlamadan kabullenebilmesi, o alanda kendine değer verip sevmesi gibi niteliklere bağlıydı. Burası, işte bu kitabevi, Youngju için bu niteliklerin karşılandığı bir alandı.”
Alanımla ilgili yazılar okuyordum internette karşıma BirGenetikçininDünyası isimli bir blog sitesi çıktı. Siteyi açtığımda o kadar güzel gülen bir kız karşıladı ki beni… Okudum. Çok başarılı bir bilim insanının hayatını, nasıl başarılar elde ettiğini, bilime ne kadar aşık olduğunu, biyolojiye ne kadar tutkuyla bağlı olduğuna şahit oldum. Bölümünü küçüklükten beri okumak istediğini ve istediği bölümü şahane bir üniversitede kazanıp tutkuyla geçirdiği o üniversite yıllarının hepsini yazdığı blogda okudum. Sonra merak ettim 30 küsür yaşında olması gerekiyordu şimdi. Kim bilir hangi başarılara imza atmıştır kim bilir hangi deneyleri, araştırmaları yapmıştır diye merak ettim. Ve baktım ki kendisi bu dünyadan göçüp gitmiş. O kanser dedikleri hastalığa yakalanmış hem de 2 kez yenmiş, yılmadan mücadele etmiş ama 3. kez … Ve gülümsemesi yüzünden hiçbir zaman eksilmemiş. Her zaman gülümsemiş o kadar güzel gülümsemiş ki... Bilime o kadar tutkuyla bağlıymış ki ve o kadar tatlı bir bilim insanıymış ki… Yaşama öylesine bir mutlulukla, sevinçle bağlıymış ki… Tüm bu süreçte sevdiği yanında olmuş ona her zaman destek olmuş. Huzurla, o güzel gülümsemen yüzünden hiç eksik olmadan uyu Cemre.