Carnoy
Aşağıdaki çukurda koskoca bir Tugay var Dört grup halinde kamp kurmuş: Yavaşça inen alacakaranlıkta Kötü çalınan mızıka sesleri duyuyorum, Ve kalın, karmaşık, boğuk bir ses mırıltısı. Deve dikeni kümeleri arasında çömelmiş, izledim parıltısını Bulanık, turuncu bir gün batımının parlayıp soluşunu; Ve huzurluyum. Yarın gitmeliyiz Lanet olası bir Orman’ı almaya... Ey Tanrı’nın yarattığı dünya!
Devlet, sadece egemen sınıfların bir aracı değil, aynı zamanda sınıf mücadelelerinin, tarihsel çelişkilerin ve ideolojik karşıtlıkların bir ürünü ve arenasıdır.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
1914 öncesi avrupa üniversiteleri
Üniversiteler medeniyetin kalbinde yer alan bir bilinçti ve 1914'ten önceki dönem bu kurumların çoğunlukla yetersiz finansal kaynaklarla geliştiğine tanıklık etmişti. Louvain'daki Katolik Üniversitesi'nde biyoloji alanında çalışan Carnoy ya da Cambridge'te fizik alanında çalışan Rutherford şöyle dursun, önemli Fransız tarihçileri Albert Sorel ve Louis Eisenmann gibi büyük bilim insanlarının bile elinde pek maddi kaynak yoktu; genellikle çoğu üniversite resmedilmeye değer bir bayağılık sergiliyordu. Örneğin Louvain'deki Başkeşiş Jansen yetkili bir okul saymanı olmanın yanı sıra bazı uygunsuz binaların tasarımcı mimarlığını ve müteahhitliğini de üstlenmişti. Üzerinde cüppesi, sağa sola birbiriyle çelişen emirler yağdırarak telaşla bir inşaat sahasından diğerine geçiyordu. Cambridge'te de doğa bilimlerinin istilasına karşı bir direnç vardı, profesörler labaratuvardaki araştırmalar için maaşlarından ödeme yapmak zorunda kalıyordu ve öyle ki bir deney için şimşirden daha yüksek kalite bir tahtaya ihtiyaç duyulduğunda bunun komite tarafından onaylanması gerekiyordu. Bu yüzden üniversitenin rektörü olan Devonshire Dükü, Cavendish Laboratuvarı'nın masraflarını kendi cebinden karşılamıştı ki bu ona 6.000 pounda mâl olmuştu. Üniversiteler ve yüksekokullar, her iki tarafın da yararına olacak şekilde, birbirine yakından bağlıydı. Aradaki bu bağ, gelecek vadeden üniversite mezunlarına anlamlı bir meslek sunup işleriyle ilişki kurmaya dair bir şeyler öğretti ve böylece onlara çalışmalarını daha geniş bir bağlama taşıma ve geliştirme imkânı sağladı. Bu sistemin en başarılı olduğu Fransa'nın en ayırt edici niteliği dürüst, çok çalışan, derinlemesine püriten olan entelektüel sınıfıydı.
Sayfa 41·Kitabı okudu
Kuşkusuz, vücutla ilgili kelimelerin uygulanması sadece doğayla da sınırlı kalmamaktadır. Carnoy'un 'antroposemi' adını verdiği bu tip eğretilemeler, mamul eşyada kendini göstermektedir: Fırının ağzı, geminin burnu gibi. Tüm bunların, yani Hayakawa'nın 'ölü eğretilemeler' adını verdiği bu tip eğretilemelerin, benzeşim ilişkisine göre yapılandırıldığı dönemlerden bugüne kaldığı rahatlıkla söylenebilir.
Sayfa 61 - Timaş Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Gözlem: Birisinin fantezisini yaşamak belki de diğer bir kisiye verebileceğiniz en zalimce cezadır. Ödül göklere çıkarılacak kadar önemli olmasa bile , bu en aşırı düzeyde bir hırsızlıktır.
Sayfa 263·Kitabı okudu
Roman polisiye gerilim
Yakınında tutmak isteyeceğin ve istemeyeceğin şeyler vardır. Sanırım yazmak, bunu kontrol edebilmemi sağlıyor. Bazı şeyleri hem yakınımda tutup, hem de öteleyemem.
Sayfa 273·Kitabı okudu
1K