9/10
·496 syf.··
2026 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:37
Selamlarrr Bugün sizlere serinin son kitabı olan Kül ve Keder Çağı ile geldim. Bu seri için, size geçtiği evreni doyasıya yaşatacak bir seri diyebilirim. Seriyi çok sevsem de final kitabında biraz kalbim buruk Hem kitabın bitmiş olması hem de kitapta yaşanan büyük hezimet ben yaşamışım gibi derinden sarstı beni diyebilirim İkinci kitabın sonunda işler hiçte umduğumuz gibi gitmez ve Gizliman denen yer karakterlerimize yuva ve özgürlük olacak diye beklerken bir anda Giz adı altında böbürlenen kişilerin kurduğu oyunla yüzyüze geliriz. Bir mağarada canlı canlı verilen kurbanlardan, sağ çıkanlar statü alarak halk içine karışacaktır. Ve bu kanlı oyundan bizim ekibimizden sadece Dante, Hodbin ve Arm kurtulur. (Ya da öyle gösterilir diyelim) Gizliman'ın zengin halkının yanı sıra hiçlerden oluşan ve bağımsızlıklarını ilan etmiş bir kesimle karşılaşmıştık ikinci kitabın sonunda. İsimsizler.. Aspen, Lunu ve Beau' yu onlarla bırakmak zorunda kallan Dante' yi zorlu mücadeleler beklemektedir. Zira Giz'lerin içine sızıp İsimsizler'e haber uçuracaktır. Ama daha haber uçurmaya kalmadan ortalık yangın yerine dönüyor desek yeridir. Bir anda patlamaya hazırlanan yanardağ hem Giz'leri, hem Hiçl'eri hem de İsimsizler'i bir savaş haline sokar. Ciddi anlamda bu sahneleri okurken kanın gövdeyi götürdüğüne çok net şahit oluyorsunuz. Ama ne yalan söyleyeyim iki kitap boyunca bu sahneleri de bekledim ben artık şu haksızlıklar bir devrilsin dedim ya ve işte biz bu kitapta bunu dibine kadar yaşadık. Serinin ilk iki kitabında olduğu gibi hiçbir şekilde dinamizmi dinmedi. Bu seride benim kanayan yaram Beau oldu. Açıkçası ben yazarın ona böyle bir son biçmesini beklemiyordum. İnanılmaz kalbim kırık çünkü kitabın en başından beri ben Dante ve Beau ikilisini çok sevmiştim. (neden yarım kaldık,
Hainin Mührü 3Övgü Deveci Safi · Dokuz Yayınları · 202664 okunma
8/10
·284 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Adli tıp uzmanı Soner, gece yarısı Savcı Volkan’dan gelen bir telefonla kendisini izbe bir köşede işlenmiş korkunç bir cinayetin ortasında bulur. Meslekleri gereği sayısız vakaya tanıklık etmiş olsalar da karşılaştıkları manzara ikisini de derinden sarsar. Ancak bu olay, ilk bakışta görünen sıradan bir cinayetten çok daha fazlasını barındırmaktadır. Soner, öldürülen Ayşe’nin otopsisini yaparken cesedin içine gizlenmiş küçük bir not bulur. Bu beklenmedik keşif, soruşturmanın yönünü tamamen değiştirir. Ardı ardına işlenen yeni cinayetler ve her kurbanın bir duyusunun alınmış olması, olayları giderek daha karmaşık ve ürkütücü bir hale getirir. Her yeni ipucu, onları yalnızca katile değil, yıllardır karanlıkta kalmış gerçeklere de biraz daha yaklaştırmaktadır. Volkan ve Soner, parçaları birleştirmeye çalıştıkça karşılarında sadece bir seri katilin değil, geçmişte yaşanan büyük bir yanlışın izlerini bulurlar. Cinayetlerin ardındaki kişi, kendi adaletini sağlamaya çalışan ve geçmişin hesabını bugüne taşıyan biridir. Konuşulmayan sırlar, saklanan gerçekler ve yıllardır üzeri örtülen olaylar birer birer gün yüzüne çıkarken soruşturma daha da derinleşir. Geçmişin intikamı, vicdan muhasebesi ve insanın kendi doğrularıyla yüzleşmesini konu alan bu hikâyede, Savcı Volkan ve adli tıp uzmanı Soner gerçeğe ulaştıklarında hiçbir şeyin sandıkları gibi olmadığını fark edeceklerdir. Peki ortaya çıkan sırlar onları hangi sonuca götürecek ve geçmişin gölgesi bugünü ne kadar değiştirecektir? Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve açıkçası ilk okuduğum kitabını biraz daha fazla sevmiştim. Buna rağmen polisiye türünü seven biri olarak bu kitabı da keyifle okudum. Olayların ardındaki gizemi çözmeye çalışmak, katilin kim olduğunu öğrenme heyecanını son sayfalara kadar hissettirdi. Ancak hikâyenin
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202627 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Manipüle edildim.
9/10
·352 syf.··
2026 262. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 05:27
Mektup Arkadaşım beklediğimden çok farklı çıkan kitaplardan biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren akıcı dili sayesinde hikâyenin içine kolayca girdim. Gizem unsuru da en baştan itibaren kendini hissettiriyordu ve sayfaları çevirmeye devam etmek için yeterli merakı yaratıyordu. Ancak kitabın ilk yarısında büyük bir yanılgıya düştüm. Yoğun yetişkin içerik nedeniyle hikâyeyi hafife almaya başladım. Bir noktada, etrafına biraz gizem serpiştirilmiş bir aşk romanı okuduğumu düşündüm. Fakat sonradan anladım ki yazar tam da bunu yapmamı istiyormuş. Kitabın beni etkileyen tarafı ters köşesi değil, o ters köşeye düşürülme şekli oldu. Hansel ve Gretel’in ekmek kırıntılarını takip etmek yerine cadının evindeki tatlılara kapılması gibi, ben de gözümün önünde duran ipuçlarını görmek yerine hikâyenin sunduğu başka şeylere odaklandım. Gerçeği fark ettiğimde ise iş işten geçmişti. Normalde örüntüleri oldukça hızlı yakalayan bir okurum. Hatta çoğu zaman yazarların saklamaya çalıştığı şeyleri erkenden tahmin ettiğim için ters köşelerin keyfini tam anlamıyla yaşayamam. Fakat bu kitapta kurulan yapı beni tamamen içine çekti ve yönlendirdi. Üstelik sonradan dönüp baktığımda ipuçlarının aslında hep orada olduğunu görmek, şaşkınlığımı daha da artırdı. Yazarın son sözünde bazı ilham kaynaklarından bahsetmesi de benim okuma deneyimimi doğruladı. Çünkü bu tema işlendiğinde benzer şekilde yanıltıldığımı daha önce de fark etmiştim. Burada da aynı tuzağa düştüm ama bu kez bunun ne kadar ustaca kurulduğunu görmek ayrıca hoşuma gitti. Elbette kitap kusursuz değil. Bazı mantıksal boşluklar gözüme çarptı ve birkaç noktada daha sağlam temellendirmeler görmek isterdim. Ancak bunlar genel deneyimimi bozacak seviyede değildi. Sonuç olarak Mektup Arkadaşım, beni şaşırtmayı başaran, okurken büyük keyif
Mektup ArkadaşımJ.T. Geissinger · Juno Kitap · 2025395 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:18
Herkese merhabalar, Bir süredir akıcı, beni sıkmayacak ya da zorlamayacak kitap arayışı içinde kitaplığıma baktığımda gözüme çarptı aslında bu kitap. Hakkını vermeliyim oldukça akıcıydı. Psikoterapi seansları şeklinde ilerleyen kitaplardan çok hoşlanmasam da bu kitabı kolaylıkla okudum ve bu alandaki önyargılarımı da biraz kırdığını söyleyebilirim. Özellikle travmaların ikili ilişkileri ne kadar ve nasıl etkilediğini merak ediyorsanız ve bu alanda akıcı bir kitap arayışı içindeyseniz önyargınızı kırıp bir şans vermenizi kesinlikle tavsiye ederim. Kitapta en çok sevdiğim kısım yazarımızın terapi seanslarını anlatırken kendi yaşadığı ilişkisine de o dönemde yer vermiş olması beni daha çok etkiledi. Bir terapistin danışanları ile yaşadığı durumların kendi ilişkisi içinde nasıl sorgulamaya yol açtığını heyecanla okudum. Toplumsal açıdan erkeklere yüklenen rollerin etkilerini de bence çok güzel işlemiş. Herkese keyifli okumalar.
Divanımdaki ErkeklerBrandy Engler · Ayrıntı Yayınları · 20211,295 okunma
9/10
·272 syf.··
2026 31. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:38
Bu kitap öyle güçlü, öyle etkileyici ki 11 saat gibi bir sürede bitirdim. Kitabı okudukça ya da Schulman’ın diğer kitaplarını Freud’a rahmet okuyor insan. Diyorsun ki ebeveynler nasıl bu kadar duyarsız olabilir? Tabi ki genellemeler tehlikelidir ama ben kültürel olarak sıcak ebeveynlik yapan bir toplum olduğumuzu düşünüyorum; İskandinavlar buz gibi. Kitabın sonu beni aldı aldı duvara çarptı, milleti üze üze ev yaptırdın kendine Alex Schulman.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,508 okunma
Kayıp Coğrafya "Doğu Türkistan"
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:41
Bu kitabı okuyunca Doğu Türkistan'a dair ne kadar bihaber olduğumuz tokat gibi çarptı yüzüme. Nasıl bir baskı ve zorbalığa maruz kalıyorlarmış anladım. Çin'in asimile etmek için her türlü terör propagandası altında zorba eğitimleri, Uygurları ucuz işçilikte kullanmaları (karın tokluğuna), günlük hayatın içerisinde özgürlükleri bile kısıtlı, herhangi bir muhabbetten tutun İslami bir davranış, hal, tutum, şekile tahammülleri zaten olmayan Çin yönetimi ne kadar çok baskıya maruz bırakıyormuş meğer Uygur Müslümanlarını... O kadar üzücü ki maalesef bunlar yaşanıyor mu böyle bir devirde diye insan düşünmeden edemiyor. Anlatacak çok şey var ama siz okuyun anlayacaksınız demek istediklerimi zaten ziyadesiyle. Mutlaka okuyalım çünkü yazımında emeği geçenler hiçte kolay olmayan şartlar altında bizzat müşahede edip yaşayarak bu eseri bize sunmuşlardır, bizim de okuyup artık haberdar olmamız gerekiyor. Sonunda şunu söylemek istiyorum Allah nurunu elbet tamamlayacaktır, nice kendini yenilmez sananlar geldi geçti saltanatları çöktü ey Çin seninde sonun elbet gelecektir... Çöküşünü görmek nasip olsun.
Din
Kayıp Coğrafyanın İzindeTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20251,129 okunma