Büyük İskenderiye Kütüphanesi, Antik Dünya'nın en büyük ve en önemli kütüphanelerinden biri. Kütüphane, Müzler'e, sanatın dokuz tanrıçasına adanmış daha geniş bir araştırma enstitüsü olan İskenderiye Müzesi'nin bir parçasıydı. İskenderiye'de evrensel bir kütüphane kurma fikri, oraya sürgün edilen Atinalı devlet adamı Faleronlu Demetrios tarafından, I. Ptolemaios Soter'e önerilmiş olabilir. I. Ptolemaios, kütüphane için planlar yapmış olsa da, kütüphane muhtemelen oğlu II. Ptolemaios döneminde inşa edilmiştir. Kütüphane, Ptolemaios krallarının kitap satın alma konusundaki agresif ve kararlı tutumu nedeniyle, kısa sürede çok sayıda papirüs ve parşömen kütüphaneye eklenmiştir. Belirli bir dönemde tam olarak kaç parşömenin bulunduğu bilinmemekle birlikte, tahminler kütüphanenin en parlak döneminde 40.000 ila 400.000 arasında değişmektedir. İskenderiye Kütüphanesi 900.000 el yazmasıyla Antikçağın en büyük dermesine sahip bir kütüphanesiydi.Kütüphanede büyük bir çalışan kadrosu da görev yapıyordu. Eserlerin papirüslere yazılarak rulo şeklinde saklandığı belirtilmektedir. Kral tarafından desteklenen bu kütüphane yayınevi işlevini de görüyordu. Kütüphane büyük bilim insanlarına da ev sahipliği yapmıştır. Matematik bilgini Öklides, mekanik bilimci Arkhimedes, tıp bilimci Herofilos, gök bilimci Eratosthenes, Batlamyus gibi isimler bu kütüphanede çalışmışlardır. Genel kanı bu kütüphanenin, çıkan çeşitli fanatik görüşler nedeniyle, antik Pagan tapınakları ve yapıların imhası sırasında Hristiyanlar tarafından yakıldığı yönündedir. Bu görüşe göre 391 yılında Doğu Roma'nın Mısır Valisi Theophilos, İskenderiye'de Mısır'ın eski din mensuplarına ait Osiris tapınağında olan bir arsayı, kilise inşa edilmesi için Hristiyanlara verdi. Burada yapılacak kilisenin temel kazıları
Casanova anılarında iki kız kardeşle gençlik zamanlarında nasıl birlikte olduğunu övünerek anlatır. Bu ahlaki açıdan bir nevi sapkınlıktır, madalyonun bu karanlık yüzü Casanova’nın o çok övülen "centilmen" imajının arkasındaki ahlaki sınır ihlallerini çok net gösteriyor. Anılarının (Histoire de ma vie) henüz başlarında, Venedik’te yaşadığı Nanetta ve Marta Savorgnan kız kardeşler hikayesidir. Casanova bu ilişkiyi hiçbir suçluluk duymadan, aksine iki kız kardeşi aynı anda memnun edebildiği için bir tür estetik başarı gibi büyük bir gururla anlatır. Bugünün etik normlarını bir kenara bıraksak bile, kendi yaşadığı 18. yüzyıl katolik Avrupası'nda dahi bu durum çok ciddi bir toplumsal ve dini tabuydu. Don Juan bencilce bir yıkım üzerinden tatmin olurken, Casanova da kendi hazzı ve fantezi dünyası uğruna ensest sınırlarına yaklaşan, ahlaki değerleri ve aile bağlarını hiçe sayan bir manipülasyon yürütüyordu. Dolayısıyla onun ilişkilerindeki o "şefkat" ve "mutlu etme" çabası, yaptığı eylemin ahlaki açıdan bir sapma olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Nihayetinde ikisi de sınırları kendi yöntemleriyle ihlal eden figürler. Biri bunu kurbanlarına acımayarak yapıyor, diğeri ise onları kendi geniş fantezi dünyasına ortak ederek ahlaki sınırları tamamen flulaştırıyor.
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Casanova vs. Don Juan
Tarihi bir figür olan Giacomo Casanova, kadınlara gerçekten değer veren, onları entelektüel ve duygusal olarak da anlamaya çalışan biridir. Onun ilişkilerinde karşılıklı bir haz, hayranlık ve değer görme arayışı vardır; ardında bilerek bir enkaz bırakmayı hedeflemez. Giacomo Casanova bizzat kaleme aldığı anılarında (Histoire de ma vie) kadınlara olan yaklaşımını çok farklı anlatır. O, kadınların zekâsına, ruhuna ve varlığına hayrandır. İlişkilerini bir savaş değil, karşılıklı bir mutluluk sanatı olarak görür. Casanova bir kadından ayrılmak zorunda kaldığında bile onun hayatını güzelleştirmeye çalışır. Hatta bazen eski sevgililerini mutlu olabilecekleri doğru insanlarla bizzat evlendirip, arkasında sadece güzel anılar bırakarak yollarını ayırır. Don Juan ise edebiyattan doğan kurgusal bir karakterdir ve onun temel motivasyonu aşktan ziyade bir fetih, baştan çıkarma ve toplumsal kurallara meydan okuma arzusudur. Don Juan arkasında kırık kalpler, büyük krizler ve ahlar bırakarak ilerler. Onun cazibesi kaostan, kuralları yıkmaktan ve ulaşılamaz olmaktan beslenir. Don Juan için kadınlar birer özneden ziyade listedeki birer sayıdan ibarettir. Mozart'ın ünlü Don Giovanni operasında uşağı Leporello'nun tuttuğu o meşhur liste, onun bu sayısal hedefçiliğini ve acımasızlığını en net gösteren sanatsal örnektir. Don Juan elde ettiği an zafer kazanmış sayılır ve arkasına bakmadan yeni bir hedefe yönelir. Karşısındaki insanın ne hissettiği ya da ne kadar yara aldığı onun umurunda bile değildir.
Edebiyat
Bir İngiliz Casanova'ya sorar; - Neden mentula dişil olduğu halde, cunnus eril bir kelimedir diye - Çünkü köle ancak efendisinin ismini alır der bizimki, 11 yaşında. *Mentula erkeğin, Cunnus kadının cinsel organı
Üç Kitap Bir Hayat.
Üç Kitap Bir Hayat... "Benim adım Abdulaziz.Etrafımdakiler her ne kadar Aziz diye hitâp etseler de ben bundan hâyâ ederim,zira Aziz ve Celil olan yalnızca Allah'tır,ben sadece O'nun biricik kuluyum!Arkadaşım bir iş teklifinde bulundu,gittim,görüştüm ve şu an için başka bir seçenek olmadığı için kabûl ettim.Saffet; ismi gibi temiz bir yüreğe sahipti.Aktar'dı o.Yurtdışından kozmetik ürünler getirtmişti,benim görevim tanıtım ve pazarlamaydı.Hiç unutmam;yıl 2010 ve bir Cuma günü bir Nisan yağmuru'nda ıslanırken damat gibi giyinmiş gravatımı takmış,elimde siyah iş çantası kaldırımda yürüyordum.Lise mezunuydum,üstelik İngilizce bölümünü bitirmiştim ve diksiyonum da çok güzeldi.İnsanlar benimle sohbet etmekten keyif alırdı.Hızlı adımlarla esnâfa doğru yürürken bir yandan da uzun bir süre sonra doğru dürüst bir iş bulmanın ve adam gibi maaş almanın oldukça zor olduğu bu şehir'de arkadaşım bana iş getirmişti,şükrederek girdiğim birçok dükkân oldu,herşey güzel gidiyordu.Tâ ki yıllardan beri tanıdığım,öğrencilik yıllarımda selâm verip o güzel tostunu yemeden geçemediğim butik bakkal,Sami abi'ye uğrayıp çantam'daki ürünleri tanıtıncaya kadar.Bu ürünlerden biri saniyeler içinde tüy döken bir kozmetik ürünüydü.Test etmek için buraya gelmeden önce elime sürüp olumlu bir sonuç aldığım bir markaydı,Paris Casanova adlı ürün... Sami abi lavaboda birkaç saniye bekledikten sonra,Aziz hani bir şey değişmedi,tüy müy dökülmedi,bunu kim sana verdiyse sahtekâr demesine ramak kala:"Abi sus lütfen! Yıllardır beraber yer, içeriz.Bu adam beş vakit namaz kılan biri.Kimseyi kandırmaz,kandıramaz!"dedim. Kaderin bir cilvesi olsa gerek,ürün artık şanssızlık eserimi yoksa başka bir şeyden dolayımı hakkaten o adamın üzerinde işe yaramamıştı.En kötüsü;Sen de mi Aziz kardeş sende mi insanları kandırmaya
casanova
Tamamen Haz odaklı. "Ahlak organı" yoktur . "Ben"i, arzularının toplamıdır. Bağlanmaz; "özgürlüğü" tek ilkesidir. Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar